Tek Başına Bir Siyasi Parti MUAMMER AKSOY (ADD Yayın Kurulu – Hazırlayan: Ali Ergendedeoğlu) Yayınlandı

SUNUŞ

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Yayın Kurulu tarafından yazılması kararlaştırılan “Tek Başına Bir Siyasi Parti Muammer Aksoy” kitabı; tek başına bir biyografı değil, tek başına bir roman değil, tek başına bir araştırma inceleme değil ve Aksoy’un yazılarının sınıflandırılarak tek başına alındığı bir eser hiç değildir. 

“Tek Başına Bir Siyasi Parti Muammer Aksoy” eseri kendinden öte değerleri olan bir bilim insanı, hukukçu, mücadeleci, toplumsal değişim ve dönüşüm öncüsü adanmış bir Kemalist’in tek başına neler yapabileceğinin bütünsel bir aktarımıdır.

Bu eser ile Prof. Dr. Muammer Aksoy’u daha yakından tanıyacaksınız. O’nun insan hakları, hukuk, tam bağımsızlık, yurtseverlik,  sosyal devlet, barış, demokrasi, çağdaş eğitim, laik Cumhuriyet savunucusu,  68 kuşağı’nın efsane hocası, “Bağımsız Türkiye” ülküsünün, “Milli Petrol, Milli Maden” davasının takipçisi; Öğretmenlerin ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme savaşının destekçisi ve Atatürk’ün “…bir kıvılcım olarak yolluyorum alev olarak geri döneceksiniz” diyerek yurt dışına eğitime gönderdiği ve dediği gibi  alev olarak dönen gençlerden biri olan Muammer Aksoy’un doktor ünvanını da “Evlilik Dışı Çocukların Hukuku ve Miras Hakkı” konuluteziyle alışına, 12 Eylül döneminin sıkıyönetim mahkemelerinde devrimci gençlerin avukatı ve Ankara Barosu başkanı olarak verdiği olağanüstü mücadelelerine tanıklık edeceksiniz.

Katli öncesi kaleme aldığı “Laikliğe Çağrı Kitabı” ile Türkiye’de irticadan daha büyük, hatta ona yakın hiçbir tehlike olmadığını, türban konusunun şeriat devleti doğrultusunda mücadele edenlerin bir öncü savaşı olduğu tespitlerini okuyacaksınız.

Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin laikliğe atılmış bir tokat olduğunu ve “Bunun amacı namaz kılacak yer bulmak değildir. Bugün 70 bin camiye (günümüzde 110 bin civarı) sahip olan Türk toplumunun, Bizans’ın yaptırdığı bir kiliseyi camiye dönüştürme zorunluluğuyla karşı karşıya bulunduğunu, aklı başında hiçbir kişi iddia edemez. Bu eylem yalnızca Atatürk’ün kabul ettirdiği ve Türk halkının dünyanın gözünde layık olduğu yere yükselmesine katkısı bulunan uygarca bir tarihsel jeste, dolayısıyla laiklik ilkesine tokat atmak gibi olumsuz bir amaç gütmektedir” saptaması ile bugün geldiğimiz yer bağlamında ne kadar yerinde bir öngörüde bulunduğunu göreceksiniz.

Laikliğin olmadığı müslüman toplumlarda demokrasi ve insan haklarının olmayacağını belirtip, tek adam rejimi uyarısı olarak ifade ettiği: “Büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, laiklik ilkesi yok edildiği, hatta sadece önemli ölçüde zedelendiği zaman, ne halk egemenliği ve demokrasi ne de insan hakları ve hukuk devleti ayakta kalabilir” sözleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin  içine çekildiği ortaçağ karanlığı konusunda: “Uygarlıktan yana olanlar, gerilikten yana olanlardan yürekli ve özverili olmadıkça Türkiye’nin aydın ufuklara doğru gidişi sürdürülemez. Dahası ortaçağ karanlığına gömülmesi önlenemez. Şu gerçeği artık herkesin görmesi gerekir ki irticanın kitle halinde harekete geçmesi ve laiklik ilkesini yok etme olasılığı, hiçbir dönemde bu kadar yakın, yaygın ve somut olarak kendini göstermemiştir… Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar görülmemiş ölçüde ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bunu görmemenin korkunç bir yanılgı hatta gaflet olduğunu dile getirmeyi görev sayıyoruz” sözleriyle şaşıracaksınız.

Ne yazık ki Prof. Dr. Muammer Aksoy Kurucu Genel Başkanı olduğu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) daha birinci yılı doldurmamışken faili meçhul (aslında faili meşhur) bir cinayete kurban gitmiş, 31 Ocak 1990 akşamı Ankara Bahçelievler’deki evinin önünde kurşunlanarak katledilmiştir.

O demokratik, laik, sosyal, hukuk devletine olan bağlılığının;  adalet ve hukukun üstünlüğünün; laik, bilimsel ve kamusal eğitimin; dört denge teorisi esaslı yüksek teknolojili ürün üretme hedefli “Kamu Üretim Ekonomisi”nin ve  “Topyekûn Kalkınma”nın hayata geçirilmesi temelindeki düşüncelerini, yani Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni örgütlü mücadele ile gerçekleştirmek amacıyla kurduğu ADD ile sonsuza dek yaşayacaktır.

Bu eserin yazımı ve yayınında emeği geçen ADD Yayın Kurulu üyelerine; eseri yayına hazırlayan, titiz ve dikkatli araştırmalarıyla Prof. Dr. Muammer Aksoy’un bugüne kadar bilinmeyen yönlerini de içeren kapsamlı bir biyografi hazırlayan ve Aksoy’un çalışma arkadaşlarıyla yaptığı röportajlarla eseri farklı bir boyuta taşıyan Ali Ergendedeoğlu’na;   kitabın redaktesi ve yayına hazırlanması sürecinde katkı sunan Yayın Kurulu Üyesi ve ADD Basın Danışmanı Arda Çelik ile ADD gönüllüsü Cenk Başboğaoğlu’na teşekkür ediyoruz.

Yaşamını ulusunun geleceğine adamış, yılmadan yorulmadan sürekli üreten bir Türk aydınını bütün yönleriyle ele alan, farklılıklarını günümüze taşıyan mücadeleci, kararlı, cesur bir savaşçıyı tarihe bırakan bu eser; biyografı, söyleşi, az bilinen yazılarından seçkiler ile onun düşüncelerini, bakışını anlayıp aktaran bütünlüklü bir yapıda oluşturulmuştur. Bu yüzden eser “Tek Başına Bir Siyasi Parti Muammer Aksoy” adını almıştır. Çünkü kitap okunduğunda anlaşılacaktır ki bazen kitlelerin yapamadıklarını tek başına bir insan yapabilmekte ve yaptıklarıyla toplumsal yaşamda değişim ve dönüşüme öncülük edebilmektedir.

Bu eser, Türkiye Cumhuriyeti’ni yoktan var eden Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın ilk adımı olan  19 Mayıs 1919’un 70. Yılında, Atatürk devrimine ve ilkelerine açık ya da kapalı saldırıların yoğunlaştığı bir süreçte, 19 Mayıs 1989 tarihinde kurulan ADD’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Muhammer Aksoy’un 35. ölüm yılı anısına ücretsiz dağıtılmak üzere hazırlanarak basılmıştır.

Prof. Dr. Muammer Aksoy’u saygıyla, özlemle, minnetle anıyoruz.

Günümüzün “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” olma görevi ile yükümlü, ülkemizin adında “Atatürk” olan tek ve en önemli demokratik kitle örgütü olarak ADD, Kurucu Genel Başkanı’nın fikirlerinin taşıyıcısı, geleceğe bakışının öncüsü olmayı sürdürecektir.

Saygılarımızla…

Hatice TOPÇU ŞAP                                                            Dr. Mustafa Hüsnü BOZKURT

ADD Genel Başkan Yardımcısı                                            ADD Genel Başkanı

ÖN SÖZ

Türkiye Cumhuriyeti ihtilal ve devrimle kuruldu. Bu ihtilal ve devrimin niteliğine bakıldığında, iki yönlü bir savaşımın varlığı öne çıkmaktadır. Birinci yönü işgalci emperyalistlere karşı, ikinci ikinci yönü ise yüzyıllarca Türk ulusunu karanlığa hapsetmiş ve gericilik üzerine bina edilmiş saltanat ve hilafet makamına karşı verilmiştir. Bu noktada, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, “idare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamazlar” sözü, Türk Devrimi’nin ve onun ideolojisi olan Kemalizm’in temel yaklaşımını oluşturmuştur.

Çocukluklarını ve ilk gençliklerini savaş yıllarında kaybetmiş bir neslin ardından, Büyük Önder Atatürk’ün bu yaklaşımının eseri olan Cumhuriyet idealinin nesli doğdu, büyüdü, gelişti ve olgunlaştı. O neslin içinden birçok Cumhuriyet aydını, inançlı Kemalist ve büyük düşün insanı yetişti.  Bu Kemalist aydınlardan biri olarak Prof. Dr. Muammer Aksoy, Cumhuriyet tarihimizin en önemli düşün insanlarından biri olarak tarihte yerini aldı.


Bu yüzden kendisi hakkında hazırlanan bir çalışmanın da Cumhuriyet tarihine koşut bir izlence çerçevesine sahip olması gerekmekteydi. Bu bağlamda kitabın örgüsü yapılırken kitap, Aksoy’un yaşamı ile Cumhuriyet tarihinin iç içe geçtiği bir yaklaşımla şekillendirildi. Yaşam öyküsünün aktarıldığı kitabın gövdesini oluşturan ana metin, Aksoy’un yaşamı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından kritik önemdeki dönemler baz alınarak 13 bölümden oluştu ve her bölüm, çeşitli alt başlıklarla zenginleştirildi. Ayrıca, kitabımızın içerisinde yer alan “Röportajlar” bölümü ile Aksoy’un kişiliğine, yaşam hikayesine ve mücadele günlerine dair tanıklıklara başvurularak anlatımın güçlendirilmesine gayret edildi. Bütün bunların yanı sıra bu kitabın hazırlanış amaçlarından biri olarak da Aksoy’un bugünün Türkiye’sinde hâlen güncelliğini koruyan yazılarından bir seçkiye yer verilerek, bugün onun düşünsel mirasını takip eden Kemalistlerin Aksoy’un kaleme aldığı yazılarla yeniden buluşturulması amaçlandı. Çünkü, Aksoy’un bıraktığı büyük birikim, bugünlerimize de ışık tutacak bir kapsam ve derinlik içeriyor.

31 Ocak 1990’da hain bir saldırı sonucu katledildiğinde O’nu katledenler, düşüncelerini ve ideallerini toplumun hafızasından silebileceklerini sandılar ama yanıldılar…

Muammer Hoca, kendisi gibi bir devrim şehidi olacak olan Uğur Mumcu’nun deyimiyle, her gün yediveren güller gibi yeniden açan bir düşünce ve inanç olarak toplumun hafızasında ve yüreğindeki yerini koruyor, koruyacaktır.

Ancak ne yazık ki Türkiye’de katledilen aydınlarımız hakkındaki çalışmalar, 2026 Türkiye’sinde oldukça kısıtlıdır. Bu yüzden bu açığı bir nebze de olsa kapatabilmek amacıyla ADD yayınları olarak derneğimizin Kurucu Genel Başkanı olan Prof. Dr. Muammer Aksoy’un yaşamını, mücadelesini ve düşün dünyasını anlatan bu kitabı hazırlayarak okuyucularımızın ilgisine sunma kararı aldık.

Çalışmamızın hazırlanma sürecindeki ana amaç; Prof. Dr. Muammer Aksoy’u bütün yönleriyle aktarabilmek oldu. Zira Aksoy, 73 yıllık hayatında bitmeyen bir enerji, inanç ve kararlılığın simgesidir.

Yaklaşık bir yılda hazırlanan bu kitabın hazırlanma sürecinde Türkiye’nin kapsamlı bir gazete ve dergi arşivinin bulunmamasından kaynaklı sorunlar yaşanmıştır. Bu noktada Aksoy’un yaşam öyküsü, kronolojik bir sıraya bağlı kaynaklardan incelenmiş; 1930-1990 yılları arasındaki 60 yıllık bir dönem kapsamlı şekilde ele alınmış; hakkında yazılan 450’den fazla gazete küpürü, yazılar, makaleler, kitap bölümleri ve kendisinin kaleme aldığı kitap, makale ve gazete yazıları analiz edilmiş, 1943’ten itibaren kaleme aldığı tüm kitaplar incelenmiş ve bunların yanı sıra kendisi hakkında kaleme alınan yazı, makale ve benzeri kaynaklardan da yararlanılmıştır.

Bu noktada, kitabın hazırlanması sürecinde ilk teşekkürü, O’nun insani yönlerini, kişilik özelliklerini, yaşama ve insanlığa dair yaklaşımını öğrenmemizi sağlayan yazıları sebebiyle, oğulları Işık Aksoy ve Arın Aksoy’a ediyoruz.

Başta ADD Genel Başkanı Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt olmak üzere Genel Yönetim Kurulu üyelerine, Yayın Kurulu Başkanı Hatice Şap ve yayın kurulu üyelerine, Muammer Aksoy’un uzun yıllar başkanlığını yürüttüğü Türk Hukuk Kurumu’na, yine başkanlığını yaptığı Ankara Barosu’na, O’nun memleketinde O’nun ismini taşıyan ADD İbradı Muammer Aksoy Şubesi’ne, kaynak temini noktasında ODTÜ Ankara ve ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Atatürkçü Düşünce Topluluklarına, kitabımızın röportajlarla zenginleştirilmesi sürecinde katkıda bulunan Sayın Prof. Dr. Anıl Çeçen’e,  Avukat Nail Gürman’a ve Prof. Dr. Seçil Karan Akgün’e şükranlarımızı sunarken, kitabın görsel kaynakları konusunda katkı sunan Tarihçi Sayın Serkan Gedik’e, İbradı tarihi hakkındaki bilgilendirmeleri için Sayın Tuncay Yürüyen’e, kitabın yayına hazırlanması ve redaktesi noktasında katkı sunan ADD emekçisi Arda Çelik ve ADD gönüllüsü Cenk Başboğaoğlu’na, kitabın kurgu sürecindeki fikirsel katkılarından dolayı Işıl Ünlü, Mehmet Berk Mutlu, Sima Yolcu ve Yahya Yıldırım’a teşekkür ediyoruz.

Bu kitabın yayınlanmasıyla Kemalist Devrimci Prof. Dr. Muammer Aksoy’a borcumuzu ödedik demeyeceğiz. O’na olan borcumuz, laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden inşa edene kadar sürecektir.

Yeniden Atatürk Cumhuriyeti.

Ali ERGENDEDEOĞLU

OKUMAK İÇİN KAPAĞA TIKLAYINIZ

Scroll to Top