Devletçilik

Devletçilik

Devletçilik İlkesi 10-18 Mayıs 1931 tarihinde toplanan kurucu parti Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)’nın 3. Kongresi’nde programa eklenmiştir. Kongrede; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik İnkılapçılık ilkeleri resmi ilkeler olarak benimsenmiş, devletçilik ve devrimcilik ilkeleri programdaki  yerini resmen almıştır. 5 Şubat 1937 Anayasa değişikliğinde ise 1924 Anayasası’nın ikinci maddesi “Türk Devleti Cumhuriyetçi, Halkçı, Milliyetçi, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır” şeklinde düzenlenmiştir.

Atatürk’ün Devletçilik ile İlgili Söylev ve Demeçleri
Devlet’in tanımı ülkemizin kurtarıcı ve kurucu önderi tarafından 1929 yılında broşür ve el kitapçığı şeklinde “Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi Notları” adıyla basılan ve 1930 yılında Seçim, Vergi, Askerlik, Şirketler ve Bankalar konularında ayrı birer kitapçık şeklinde yayımlanan ve 1930 yılında “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler” adı altında basılan kitapta “devlet” şöyle tanımlanmış ve devamında devlet gücü, devlet-birey ilişkisi üzerinde durularak şu açıklamalara yer verilmiştir.

“Belli bölgede yerleşmiş ve kendine özgü bir gücü olan ve bireylerinin toplam bütünlüğünden oluşan bir varlıktır.

Devletin sahip olduğu gücü anlatırken bu gücü kendine özgü diye niteliyoruz. Gerçekten devleti kuran ulusun bağrında etkide bulunan güç, birey olarak hiç kimse tarafından verilmiş değildir. O bir siyasal güçtür ki, devlet kavramında kendi başına vardır ve devletin, onu halk üzerinde uygulamak ve ulusu dışarıda başka uluslara karşı savunmak yetkisi bulunur.”

Devlet-birey ilişkisi olarak, “…İlke olarak devlet bireyin yerine geçmemelidir ama bireyin gelişimi için genel koşulları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de bireyin kişisel etkinlikleri, ekonomik gelişmenin asil kaynağı olarak kalmalıdır. Bireyin gelişimine engel olmamak, onların her bakış açısından olduğu gibi, özellikle iktisadi alanlardaki özgürlük ve girişimleri önünde devlet kendi etkinlikleri ile bir engel oluşturmamak demokrasi ilkesinin en önemli temelidir.

Özetle Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler, demokrasi ilkesinden ayrılmamakla birlikte, devletçilik ilkesine uygun yürümeleri bugün içinde bulunduğumuz durumlara, koşullara ve zorunluluklara uygun olur.

Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz (ılımlı devletçilik) ilkesi, bütün üretim ve dağıtım araçlarını bireylerden alarak, ulusu büsbütün başka ilkeler içinde düzenlemek amacını izleyen sosyalizm ilkesine dayalı, kolektivizm ya da komünizm gibi özel ve bireysel ekonomik girişim ve etkinliğe meydan bırakmayan bir sistem değildir.”

Ve değişik tarihlerde yaptığı tariflerle aşağıda aktarılmıştır:

Devletçiliğin bizce anlamı şudur: Kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsî faaliyetlerini esas tutmak; fakat büyük bir milletin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)

Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930)Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir. (1937)

Kurucu önderimizin “Yurttaşlar için Medeni Bilgiler Kitabı”nda yer alan şu söz Devletçilik ilkesini özetleyen içeriktedir.

“Devlet ve birey birbirine karşıt değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.”

Scroll to Top