Milliyetçilik ilkesi 1924 Anayasası’nın “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu” nun 2.maddesine eklenmiştir. Bu madde 5 Şubat 1937 tarihinde Atatürk İlkeleri (Kemalizm) olarak bilinen altı ilkenin Anayasa’da yer almasının sağlanması için yapılan değişiklik ile 2.madde: “Türk Devleti Cumhuriyetçi, Halkçı, Milliyetçi, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Atatürk’ün Milliyetçilik İlkesi ile İlgili Söylev ve Demeçleri
Atatürkçü düşünce, Türk milletini dil, kültür, ülkü birliği ile birbirine bağlı yurttaşların oluşturduğu bir toplum olarak kabul etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Atatürk Milliyetçiliği kaynağını Türk Milleti’ne olan sevgi, inanç ve güvenden almaktadır. Irkçılığı reddeden Atatürk milliyetçiliği bütünleştirici, birleştirici, yurt düzeyinde millî birliği sağlayıcı niteliktedir. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” özdeyişiyle kalplere kişilik ve benlik duygusunun nakşedilmesidir. Atatürk, insan sevgisine dayalı milliyetçilik anlayışını şu şekilde ifade etmiştir:
“Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.”
Dolayısıyla Atatürkçü düşünce sisteminde “Yurtta barış, cihanda barış” ilkesi, milliyetçiliğin insancıl yönünü göstermektedir.
Mustafa Kemal, 22 Mayıs 1919 da Sadrazamlık Makamına gönderdiği raporda, İzmir’in Yunanlılarca işgal edilmesi konusunda:
“Türklüğün yabancı idaresine tahammülü olmadığını” belirtmiş ve izlenecek yolu şöyle ifade etmiştir: “Millet, yekvücut olup hakimiyet-i millîye esasını ve Türk duygusunu hedef kabul etmiştir.”
27 Ekim 1922 de Bursa öğretmenlerine hitabında:
“İtiraf edelim ki, biz üç buçuk sene evveline kadar cemaat halinde yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi idare ediyorlardı. Cihan bizi temsil edenlere göre tanıyordu. Üç buçuk senedir tamamen millet olarak yaşıyoruz.”1923’te Adana’daki konuşmasında:
“Bu millet millî benliğini idrak ve bunu bütün dünyaya ispat eylemiştir” demiştir.
“Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur” (1923).
“Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini ebedî hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın. Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster” (1930).
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir soyun evlâtları ve hep aynı cevherin damarlarıdır” (1932).
“Ne mutlu Türküm diyene!” (1933) ifadesi ırkçı bir söylem olmayıp, bir oluş, bir duruş ve hepsinden önemlisi milli benliğin ifadesidir.
Milliyetçilik ilkesi konusunda ülkemizin kurtarıcı ve kurucu önderinin 1929 yılında broşür ve el kitapçığı şeklinde “Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi Notları” adıyla basılan ve 1930 yılında Seçim, Vergi, Askerlik, Şirketler ve Bankalar konularında ayrı birer kitapçık şeklinde yayımlanan, 1930 yılında “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler” kitabında millet kimliği “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” şeklinde tarif edilmiştir.
Türk ulusunu oluşturan insanların tarihlerinin birliğini ise şu şekilde ifade etmiştir:
“Türk ulusunun temeli, aynı kökenin, aynı uzun ortak geçmişin saptadığı belirli tiptir: Türk tipi.”