TARİHİ DEĞİŞTİRMEK-2 (Kaçmayı Ustaca Başardılar) – Hatice Topçu

Düşman ne yapacağına karar verinceye kadar 57. Alay Conkbayırı’na yerleşti. Savaşın kazanıldığı an o andı.

Cephede barut ve duman kokusu vardı. Arkadaşlarını gözleri önünde kaybeden askerler uykusuz, yorgun ve yeterince beslenememiş durumdaydılar. Cephelerin ihtiyaçları çoktu. Savaş içinde taşınmanın oluşturduğu güçlükler birlikleri bir araya getirmeyi zorlaştırıyordu.

Ancak Liman Paşa cephelerin durumunu umursamadan taarruz emretmişti. Emir siperdeki askerleri ürpertti. Çünkü mevzilerin arası ölü ve yaralılarla doluydu. Böyle bir durumda nasıl savaş yapılabilirdi?

Tam bu sırada birkaç Fransız askeri, Kızılhaç bayrağı ile siperlerin önüne çıktı. Yaralı ve ölülerini toplamak için Türklerden izin isteniyordu. İki taraf da yaralılarını arkalara taşıdılar, ölülerini gömdüler.

                                                                         ***            

Arıburnu cephesinde İzzettin Bey’in Yarbay Mustafa Kemal’e verdiği şehit listesi çok üzücüydü. Kayıp sayısı 10 bin kişiyi geçmişti. Bir o kadar kaybın da Seddülbahir cephesinde olduğu düşünülürse 20 binin üzerinde subay, astsubay ve usta erin kaybı yeri doldurulamaz bir durumdu. Üstelik bu kadar kayba rağmen düşman her iki kıyıda da tutunmuştu.

Böyle bir durumda Liman Paşa’nın taarruz emri yanlış üzerine yanlış yapılması demekti. Yanlışlarını düzeltmek için aldığı yeni kararlar yeni yanlışlara sebep oluyor, kayıplar artıyordu. Bu yanlışlar körü körüne Almanlara bağlı olmanın sonuçlarıydı.

***

General Hamilton kurmay ekibi ile birlikte Conkbayırı’nı ele geçirmek için çalışıyordu. Plan büyük bir gizlilik içinde yürütülüyor, sızmaması için her türlü önlem alınıyordu.

Yeni plan ile Anafartalar Limanı’nın güneyine geniş çaplı bir çıkarma yapılması kararlaştırıldı.

Hamilton’un elinde İngiltere’den yola çıkan zinde kuvvetler vardı. Bu yeni kuvvetlerle ağustos ayının başında taarruz harekâtı yapılabilirdi.

Yeni planı da birden çok aşamalıydı. İki büyük çıkarma yapılacaktı. Arıburnu’na gizlice bir buçuk tümen çıkarılıp saklanacak; Sazlıdere-Ağıldere arasından yukarı doğru ilerleyerek Conkbayırı ve Kocaçimen’i ele geçirecekti. İkinci çıkarma Suvla Körfezi’ne yapılacaktı. Buraya çıkarılacak iki tümenin biri Teketepe’ye, ikincisi Kocaçimen’e yürüyecekti. Böylelikle Arıburnu’ndan gelen birliklerle birleşilecekti.

Kara savaşlarının ikinci döneminin başlama tarihi 6 Ağustos 1915 olarak belirlendi.

***

Birleşik donanma birden çok bölgede taarruza geçti. Savaşın ilk aşamasında olduğu gibi bu bölgelerin bazıları şaşırtma taarruzuydu. Yoğun bombardıman yine siperleri yok etmişti. İngilizler ele geçirdikleri siperler karşı taarruzlarla geri alındı. Esirlerin bir kısmı yaralıydı. Yaralılar sargı yerlerine taşınıyordu. Bu arada acıdan kıvranan, inleyen bir düşman askerini Türk askeri sırtına aldı, sarsmamaya dikkat ederek sargı yerine götürdü. Bir subay bu askerin ardından uzun uzun baktı ve şöyle dedi:

Eğer insanca davranmıyorsa bir askerin bir hayduttan ne farkı olur? Askeri hayduttan ayıran, onu kahraman yapan işte bu yorgun askerin gösterdiği tavırdır.”

***

Mustafa Kemal 19.Tümen’in kalan birliklerini Conkbayırı’na yönlendirmişti. Öte yandan Suvla’ya 10 binden fazla İngiliz askeri çıktığı, körfezde çok sayıda gemi bulunduğu bildiriliyordu. Liman Paşa hareketlendi. Suvla’ya çıkan birlikleri kesinlikle durdurmak gerekiyordu. Bundan sonrası hız meselesiydi. İngilizler hızlı davranırsa Anafartalar Tepeleri ele geçirilecek, Kocaçimen Tepesine ulaşılacaktı. Mustafa Kemal’in Çanakkale’nin kilidi dediği Kocaçimen Tepesi’ne…

Saros bölgesindeki 7. Ve 12. Tümenlerin Anafartalar bölgesine yürütülmesi kararı alınmıştı. Ağustos sıcağı kasıp kavuruyordu. Saros’tan yola çıkan birlikler bu nefes alınamaz sıcaklıkta durmadan yürüyordu.

***

Arıburnu üçüncü gün. Telefon çaltı. Ordu Kurmay Başkanı Kazım Bey, Albay Mustafa Kemal’i arıyordu.

Kazım Bey çok ciddiydi. Resmi bir biçimde hatır sordu, sonra durum bilgisi istedi. Mustafa Kemal bilgi verdi. Sağ kanadın fena durumda olduğunu, İngilizlerin biraz daha ilerlemesi halinde Arıburnu’nun düşebileceğini, bunun bir felaket olacağını, hızlı hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Kazım Bey, Mustafa Kemal’in söylediklerini Liman Paşa’ya çevirdi ve şu soruyu sordu:

“Peki, siz çere olarak ne düşünüyorsunuz?”

“Bütün bu kesimlerdeki hareket ve kuvvetler birleştirilmeli. Bir komuta altına alınmalı ve bu işi becerebilecek enerjik bir komutan görevlendirilmelidir.”

Kazım Bey, Mustafa Kemal’in görüşlerini tekrar Liman Paşa’ya tercüme etti. Sonra bir soru sordu:

“Bu komutanlık size verilse kabul eder misiniz?”

“Evet.”

Kazım Bey konuşmaya kısa bir ara verdi. Belli ki Liman Paşa ile 34 yaşında yeni albay olmuş bir komutan ve iki kolorduya yakın kuvvetin onun emrine verilmesini tartışıyorlardı. Yeniden konuşmaya başladı.

“Liman Paşa, bu kadar çok kuvvetin birden emrinize verilmesi fazla gelmez mi, diye soruyorlar.”

Mustafa Kemal, sakin bir sesle yanıtladı:

“Hayır, az gelir”.

Kazım Paşa’nın sesi bu özgüven karşısında titredi:

“Anladım, iyi akşamlar…”

***

Diğer taraftan Kemalyeri’ne telefonla yazdırılan emir yeni Anafartalar Bölgesi komutanı içindi. Kurmay albaylar bu inanılmaz haberi birbirlerine ulaştırdılar. Toplanıp hep birlikte Esat Paşa’nın küçücük odasına doluştular. Hepsinin yüzleri gülüyordu.

Esat Paşa olağanüstü bir durum olduğunu anladı, aksi kurmayların böyle habersiz odasına doluşmaları mümkün değildi.

“Neler oluyor?” diye sordu.

Fahrettin Bey gülerek: “Bizim önerimiz kolordu komutanlığıydı ama onu çok görmüşler, bir çeşit ordu komutanı yapmışlar,” dedi ve atama emrini Albay Mustafa Kemal’e bildiren yazıyı Esat Paşa’nın önüne sürdü. Emir Mustafa Kemal’e bildirildi.

9 Ağustos 1915 Pazartesi, sabahın erken saatleri. Tarihi Birinci Anafartalar Savaşı olarak geçecek savaş başladı.

General Hamilton çok mutluydu 21 Ağustos’ta yapılacak taarruza 48 bin asker katılacaktı. Kazanmaya mutlak gözüyle bakıyordu.

Düşman saat 14.30’da bombardımana başladı.

Kılıçlar havadaydı, yürekler düşmanı yenebilme hıncıyla doluydu. Ne işleri vardı Çanakkale’de? Dünyanın öbür ucundan gelip vatanlarını ellerinden almaya ne hakları vardı. Artık bu savaş bitmeli ve düşman geldiği gibi çekip gitmeliydi. Düşman durduruldu, siperler elden ele geçmeye başladı. İngilizler sonuç alamıyordu.

General Hamilton taarruzun yenilenmesini emretti. Düşman akşamüzeri şiddetli bir topçu atışından sonra taarruza geçti. Taarruz Türk mevzileri önünde kırıldı.

Anafartalar, Arıburnu ve Seddülbahir’de savaş durdu.

15 Ekim gecesi General Hamilton’a acil bir mesaj geldi. Şifre çözüldüğünde generalin görevden alındığı anlaşıldı.

İngiliz Savaş Kurulu, Suvla ve Arıburnu’nun boşaltılmasına karar vermiş, hazırlıklara başlamıştı. 20 Aralık 1915’de Anafartalar ve Arıburnu’nda son kalan birliklerde çekildi. İki hafta sonra dikkat çekmeden kayıp vermeden Seddülbahir’den de çekildiler.

Kaçmayı ustaca başarmışlardı.

Düşmanın Çanakkale’den kaçtığı haberiyle ülke bayram yerine dönmüştü. Bazı gazeteler ikinci baskı yapmış, dükkanlar bayraklarla süslenmiş, okullar tatil edilmişti. Gece fener alayları düzenlenmişti.

Sonuçları itibariyle Çanakkale Savaşı ile içerde Türk Ordusu ve askerinin güven kazanmasını sağladı. Yeni ve güçlü bir ruh oluşturdu. O ruh, kurtuluşa giden yolun taşlarını döşedi. Hepsinden önemlisi Çanakkale zaferi, Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal’i tarih sahnesine çıkardı.

Dünya tarihine etkilerine gelince Birinci Dünya Savaşının iki yıl daha uzamasına sebep oldu. Rusya’ya yardım gitmesi engellendi, bu durum da Çarlık Rusya’sının çöküşünün zeminini oluşturdu.

NOT: Tarihi Değiştirmek 1. ve 2. Köşe yazıları alıntıları “Atatürk’ün Çanakkale Savaşı Yılları, Tarihi Değiştirmek” kitabımdan alınmıştır.

Hatice Topçu

ADD Genel Başkan Yardımcısı

ADD Yayın Kurulu Başkanı

Scroll to Top