Bir eğitim öğretim yarıyılı daha sona erdi. Geleceğimizin güvencesi sevgili çocuklarımız ve gençlerimiz “karne” aldı. Karneyi tırnak içerisinde yazdım çünkü hepsi karne almadı. İlkokul 1-2. Sınıflar “gelişim raporu” aldı. Tüm çocuk ve gençlerimize iyi tatiller diliyorum.
Bu noktada “Nedir gelişim raporu?” sorusunu yanıtlamadan önce ilk yayımlandığında üzerinde çok tartışılan ve belli ki daha çok tartışılacak olan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” üzerinde bir parça durmak istiyorum.
Model ile “yetkin ve erdemli insan yetiştirmek” açıklamış. Yetkin ve erdemli insan açıklamalarında yer alan ifadelerden bazıları şöyle “…aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim sahibi nesiller, kâmil insan…”
Modelde sık sık “bütüncüllük” kavramını görürsünüz. Yine modelde tekrarlanan “Türkçe’nin doğru ve güzel kullanımı” ifadeleri her kademede var. Ancak belgeye baktığınızda güzel Türkçemizin dışında ne ararsanız bulursunuz. Örneğin modelin adı neden “eğitim ve öğretim modeli” değil de “maarif modeli?”
Modelde “Eğitim Felsefemiz” anlatılırken “epistomolojik bütünlük, ontolojik bütünlük, aksiyolojik olgunluk” kavramlarının kullanıldığını görürsünüz. Yani modeli tam olarak anlayabilmek birden fazla dilde kullanılan sözlüklerden yararlanmanızı gerektiriyor. Özetle eski ile yeninin iç içe geçtiği, farklı dillerde geçen kavramlara yer verildiği, özellikle dini kavramların ağırlıkta olduğu bir belge maarif modeli belgesi. Belge ile ilgili özet açıklamalarımın sebebi içinde bulunduğumuz sürecin uygulamalarının dayanağı kaynağı bilmek olduğunu belirterek “gelişim raporu” konusuna geçmek istiyorum.
Geçen yıl uygulanmasına ilkokul 1. ortaokul 5. ve lise 9.sınıflarda başlanan “gelişim raporu” uygulaması bu yıl; ilkokul 1-2., ortaokul 5-6. ve lise 9-10. sınıflara verilecek ve kademeli olarak bir sonraki yıl birer sınıf daha genişletilerek devam ettirilecekti. Ancak ilkokul 1-2. Sınıfların dışındaki sınıflara yarıyılda gelişim belgesi verilmedi ve uygulama yıl sonuna ertelendi.
Öncelikle belirtmek isterim ki Atatürk fotoğrafı ve İstiklal Marşı olmayan belgeler gelişim raporları. Bazı özel okul ve öğretmenlerin raporları üzerinde Atatürk fotoğrafı olan dosyaların içine koyarak dağıttıklarını da burada belirtmek isterim. Umarım bu mesaj ilgilileri tarafından alınır.
Şimdi “nedir gelişim raporu?” sorusunu yanıtlayabiliriz.
Gelişim raporunu, “öğrencinin yalnızca ders notlarına değil, aynı zamanda sosyal becerilerine, duygusal zekâsına ve bireysel gelişimine de odaklanan bir değerlendirme sistemi” idir. Dolayısıyla gelişim raporu öyle karne gibi tek parça değil, onlarca sayfası olan bir belge. İçinde: bilişsel, motor, dil, sosyal duygusal, özbakım… gibi bölümler var. Yani bu raporları velinin anlayabilmesi belirli düzeyde eğitim literatürü bilgisine sahip olmasına bağlı. Süreç odaklı değerlendirme şeklinde sunulan raporların süreç odaklı olabilmesi için her şeyden önce eğitim programları ders ve üniteleri itibariyle oluşturulması gerektiğini düşündüğümün altını çizmek istiyorum. Yani süreç odaklı deyip her kademenin sonuna sınavları koyan bakanlık bu sefer de gelişim raporu deyip, yapay zekâ desteği ile hazırlanan bu raporları dönem sonlarına koyarak söylem ve uygulama bütünlüğünden uzak olduğunu bir kez daha kamuoyuna göstermiştir.
Şimdi efendim, kamuoyunda gördüğünüz gelişim raporunda kullanılan bir resmi burada paylaşmak ve amaçlananın ne olduğunu aktarmak istiyorum.

Bu resim ilkokul birinci sınıf ‘Matematik-2” kitabının son sayfasında (sayfa-160) yer alıyor. Resim “Bu kitaba sığmayan daha neler var!” başlığı ile sunulmuş, ikinci olarak da “Teknoloji Yolculuğumuz” başlığı sunulmuş. Resimde çözim üzerinde: “Kaan, Gökmen, Gökbey, İstanbul Hava Limanı, Yüksek Hızlı Tren, Sondaj ve Sismik Arama Gemisi, Yerli ve Milli Otamobil…” yazılarına yer verilmiştir. Özetle ilkokul birinci sınıf çocuğunun anlamayacağı yazılar…
Eğitim basitten karmaşığı, yakından uzağa, somuttan soyuta gelişir. İlkokul 1.sınıf çocukları için bu ilkelerin hiçbirini taşımayan ve pedagojik olmayan bu görseli bu kitabın son sayfasına koyanlar hangi dünyada yaşıyor diye sormak istiyorum.
Yine, küçücük çocukların beyinlerini kendi probagandası için kullanmak nasıl bir anlayıştır? diye sormak istiyorum. Bu tablo aileleri çocuklarının eğitimleri konusunda endişelendiren bir tablodur. Ekonomik durumu iyi olmayanları dahi varlıklarını satıp savıp özel okullara yönlendiren bir tablodur.
Oysa Atatürk’ün fotoğrafı somuttur ve bütün miniklerin yüreğinde güven, sevgi ve gelecek oluşturur.
Ne yaparsanız yapın onu minik yüreklerden silemeyeceksiniz.
Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza olan güvenini belirten şu sözleriyle yazımı bitirimek istiyorum:
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler, hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”




