Zor günlerin lideri: İsmet Paşa!

Türkiye onu ‘Garp Cephesi Komutanı’ olarak tanıdı. Başbakan oldu, Reisicumhur oldu ama hep o namla sevildi, tanındı. İsmet Paşa’yı, Atatürk’ün ‘silah arkadaşı’ olarak biliriz. Doğrudur. Ancak onun hayatını incelerseniz en iyi sıfatın: ‘Zor günlerin lideri’ olduğunu da görürsünüz. Hayatı cepheden cepheye geçenlerdendir. Bir de müzakereci yanı var: Yemen’de, Mudanya’da ve en son da Lozan’da müzakerelere katıldı. Sakin yapısı nedeniyle, Atatürk onu tarihi ve zor görüşmelere reis yaptı. Hepsinden de başarıyla çıktı. Lozan kahramanı olarak da anıldı. Zirveye çıktığı dönemi ise, Atatürk sonrası İkinci Dünya Savaşı’nda usta diplomasiyle bizi kenarda tutma başarısı göstermesidir.

‘Kendisinden büyük hizmetler beklenir’

İsmet Paşa ile Atatürk’ün yolları Cihan Harbi içinde Doğu Cephesi’nde buluştu. 1916-17 arasında Atatürk’ün kurmay başkanıydı. Atatürk, 20 Mayıs 1917 günü siciline şunları yazdı: “Ciddi, zeki ve becerikli, yüksek fikirli, astlarına ve savaş psikolojisine hâkim ve etkili, iyi bir derin görüşe ve çabuk kavrayışa sahip. (…) Askeri bilgisi ve kavrayışı güzel ve geniş; doğru, kesin ve tereddütsüz karar sahibi; cesur ve kişisel kararıyla hareket etmek kabiliyetine sahiptir. Ordu ve memlekette üzerine alacağı vazifelerde ve önemli vatani hizmetlerde kendisinden büyük hizmetler beklenir. (…) Çok mükemmel bir ahlâk ve davranış sahibi.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.2, Kaynak Yayınları, 4. Basım, 2010, s.103.)

‘Canım İsmet’im’

Bu güven daha sonra da devam etti. Bir süre İstanbul’da görev yaptıktan sonra, Atatürk’ün isteğiyle 3 Nisan 1920 günü Ankara’ya katıldı. İstanbul, hakkında idam fermanı çıkardı… Vekil ve Genelkurmay Başkanı oldu. Sonra da Batı Cephesi’ne Komutan! İnönü Zaferleri ona ‘soyadı’ oldu. Lozan’a onu gönderdi. Sakin yapısıyla iyi müzakereciydi. Zaten eskiden de bu işleri yapmıştı. 1910’daki Yemen isyanının liderleriyle kurmay subay olarak görüşmüş ve iknâ etmişti. Cumhuriyet’in ilanından sonra da Başbakanlık yaptı. Atatürk’ün siyasette en güvendiği insandı. Askeriye de de Mareşal Fevzi Çakmak! 20 Eylül 1937 günü Hatay ve Lyon anlaşması meselelerinde ‘fazla temkinli’ davranışı, Atatürk’ün siyasetine ters düşünce -sağlık sebepleri de üzerine eklenince- Başbakanlık’tan aldı. İsmet Paşa her zaman hesaplı ve temkinlidir. Hatay meselesinde, ‘Fransızları karşımıza alırız’ diye endişelenmişti. Atatürk ise dünya savaşını görmüş; sağlığının da kötüye gittiği günlerde Hatay’ı anavatana biran önce katmanın hesabını yapıyordu. Vakti yoktu! Görevden alma dostluklarını bozmadı. Atatürk onu “Canım İsmet’im” diyecek kadar seviyor; o da “Velinimetim Atatürk” sözleriyle bağlılığını gösteriyordu. Atatürk ölünce tartışmasız Reisicumhur O oldu.

‘Aç bıraktım ama babasız bırakmadım’

Atatürk sonrası zorlu yıllardı. 1 Eylül 1939 günü başlayan dünya savaşı 6 yıl sürdü ve 60 milyon insanın ölümüne neden oldu. Tarihin büyük yıkımıydı… Türkiye’yi yanına çekmek için büyük devletler Ankara’nın kapısını aşındırıyordu. O ise kafasına koymuştu: Ne pahasına olursa olsun Türkiye’yi savaş dışı tutacağım! Usta diplomasiyle bu istekleri kırmadan idare etti. Yeri geldi ‘Almancı’, yeri geldi ‘İngilizci’ dediler. Ama, O, hep Türkiyeci oldu. Savaş sonrası da bunu kanıtladı. “Ben sizi aç bıraktım ama babasız bırakmadım!” sözü meşhurdur. O dönemi çok iyi anlatır. Türkiye en büyük kuvvetlerini Trakya’ya yığmıştı. Ordunun başında Mareşal Fevzi Çakmak vardı. Halk bu durumu şöyle formülleştirmişti: “Trakya’da Fevzi Paşa, Ankara’da İsmet Paşa varken; korkma!”

‘Demokrasi’ye O’nun döneminde geçtik

1946 sonrası yeni bir dönem başlıyordu. Türkiye Batı sistemi içinde kimliğini koruyarak kalkınmak hedefiyle ilerlerken, çok partili hayata da O’nun zamanında geçildi. Atatürk’ün iki defa deneyip ertelemek zorunda kaldığı… Yeri geldi taşlandı, yeri geldi diktatörlük özlemcilerine “Sizi ben bile kurtaramam” dedi. O’nun güçlü kişiliğiyle bu süreç bugünlere geldi… Çankaya’dan ceketini alıp Pembe Köşk’ün yolunu tuttuğunda, herkes O’nun olgunluğunu konuşuyordu. DP’den iki isteği vardı: “Laikliğe zarar gelmeyecek ve Cumhuriyet korunacak!” Atatürk devrimci, O ise koruyucuydu! Tarihi görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı. CHP’ye sahip çıktı. Bunalımdaki CHP’yi bugünlere taşıdı. Ölümüne kadar dim dik durdu. İyi bir aile babasıydı. (Üç çocuğunu üniversiteye kadar Türkiye’de okuttu. Doktora için yurt dışına gitmelerine izin verdi. Verdiği harçlıkları kurruşuna kadar takip etti.) En büyük ailesi ise Türkiye’ydi… Atatürk için “Vatan sana minnettardır” demişti. Biz de bugün ‘Vatan sana da minnettardır Paşam!’ diyoruz… Ve son sözü, O’nu yakından tanıyan gazeteci-bakan Cihad Baban’a bırakıyoruz:

İnönü görev adamıdır!

“İsmet Paşa unutmaz affetmez. İnönü görev adamıdır. Ondaki temkinin sebebi, sinirlerine hâkim oluşudur. Gösterdiği büyük sabrın, sahip olduğu büyük cesaretin kaynağını da sinirlerine hâkim oluşunda aramak gerekir. Cesaretlidir, kendisine düşman kitlelerin üzerine yürüdüğü zaman Uşak’ta olduğu gibi, onların saflarını çözerek dağıldıklarını görmüştür. İnönü’yü tanımak için İnönü’nün sorumluluk duygularını iyi bilmek lazım gelir. Kendisine bir görev verildiği zaman, İnönü, içinde bulunduğu şartları düşünmez; acaba başarı kazanır mıyım, kazanamaz mıyım hesabı yapmaz. Onun aklındaki şudur: ‘Bu görev yapılacaktır!’ İnönü, Türkiye’ye hizmet etmiş, onu demokratik düzene kavuşturmuş bir insan olarak tarihe geçmek arzusundadır. Onun içindir ki İnönü’nün ihtirası, insan hayatının ve makamların ötesinde yer alan bir ihtirastır. ‘Özel yakını’ hiç yoktur. Atatürk müstesna, kimseye karşı minnetar olmamış, kimsenin maddi ve manevi ipoteği altında yaşamamıştır. Hiç bir gün dünya olaylarını takip etmediği görülmemiştir.Hayatında hiçbir gün, randevu saatine aldırış etmediği vaki değildir. Ateş altında da yaşasa sabah traşını ihmal ettiği görülmemiştir. DP iktidarını tek parti haline getirmekten alıkoyan sebep, İnönü’nün tarihi kişiliğidir. İdamlara samimi olarak karşıydı. Büyük çaba gösterdi. Sır saklar. Politikada yalan söylemez.” (Cihad Baban, Politika Galerisi, Remzi Kitabevi, 1970.)

Kaynaklar: 1- ATABE’ler, Kaynak Yayınları 2- Abdi İpekçi, İnönü Atatürk’ü Anlatıyor, 3- Sabahattin Selek, İsmet İnönü’nün Hatıraları, 4- Metin Toker, Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları, Bilgi Yayınevi. 5- İsmet Paşa’nın Günlükleri, YKB Yayınları. 6- Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, 3 Cilt, Remzi Kitapevi. 7- Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, 2 cilt, YKB Yayınları. 8- Can Dündar, Canım Erdalım Sevgili Babacığım, Can Yayınları, Ekim 2011.

Top