Yeni terör örgütümüz hayırlı olsun!..

Sevgili okuyucularım, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan  iddianame, 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Dolayısıyla, karşımızda artık yeni bir terör örgütü var.
Fethullahçı terör örgütü.
İddianamede gerçi bu örgütün silahlı eylem yaptığına, bombalar patlattığına, adam kaçırıp fidye istediğine ilişkin bilgi ve belge yok ama kapsamı ilginç.
Bundan sonra yeni davalar açılacak, yeni iddianameler hazırlanacak ve eninde sonunda iş Fethullah’ın ABD’den istenmesine gelecek…
Dışişleri Bakanlığı tarafından yazışmalar başlatılacak:
“Ülkenizde yaşamakta olan Fethullah Gülen’in terörist olduğu, terör örgütü kurup yönettiği, devleti ele geçirmek için çaba harcadığı, paralel yapı kurduğu ortaya çıkmıştır. Bu konuda savcılık tarafından hazırlanıp mahkeme tarafından kabul edilen iddianame ektedir.
Kendisinin en kısa zamanda, Türkiye’de yargılanmak üzere ülkemize iadesi rica olunur.”
ABD’nin bu konuda ne yapacağını bilemeyiz.

* * *

Varsayalım böyle bir terör örgütü vardır ve başında da Fethullah bulunmaktadır.
Yazışmalar sürerken ABD’den Türkiye’ye birkaç soru gelebilir:
“Madem bunların amacı devleti ele geçirmekti, o halde siz bu konuda hangi önlemleri aldınız?
Bizdeki bilgilere göre, adını andığınız terör örgütüyle iktidarınız arasında yakın ilişkiler olmuş mudur? Adına cemaat denilen paralel yapıya hükümetiniz geçmişte destek vermiş midir? Bu durumda söz konusu terör örgütüyle iktidarınız arasında yakın dostluk ve çıkar ilişkileri olmuş mudur?”
Orası Türkiye değil ki adamlar Fethullah’ı durup dururken, sorgusuz sualsiz iade etsinler!..
Bizimkiler bu sorulara nasıl yanıt verecektir?

* * *

Adına Fethullah cemaati denilen örgütlenme AKP’den önce de vardı ama böylesine güçlü değildi.
Bu parti 2002 yılında iktidar olunca ilk iş olarak cemaate sarıldı…
Çünkü cemaatin örgütlenme gücünü çok iyi biliyordu.
Cemaatin özellikle askeriye ve mülki idare (valiler, kaymakamlar ve polis) dahil her yere sızıp iktidar adına ele geçirmesine yol verildi.
AKP ile cemaat arasında gizli bir koalisyon kurulmuştu.
Bunun en büyük kanıtı Tayyip’in şu sözüdür:
“Bizden ne istediniz de vermedik!..”
İşin tılsımı ve şifresi işte bu cümlede yatmaktadır.

* * *

Cemaat AKP’nin koruması altında örgütlendi, çok büyük paralar kazandı.
Banka (Bank Asya) ve üniversiteler kurdu, eğitim sektörünü ve özellikle dershaneleri ele geçirdi, kendi medyasını oluşturdu.
Devletin çoğu kadrosu artık cemaat ekibinden oluşuyordu.
Kamu kurumlarının başına cemaatçiler getirildi.
Emniyet teşkilatı ve yargı adım adım ele geçirildi.
Ancak Tayyipgiller iktidarının ciddi bir korkusu vardı:
Günün birinde ya askerler, ya da başkaları bir darbe yapmaya kalkışırsa ne olacaktı!
Bunun çaresini de Ergenekon, Balyoz, Odatv, casusluk gibi davaları düzmece belgelerle üretmekte buldular.
İki tarafın işbirliği ile tezgahlanan bu plan gereğince toplum korkutulacak, sindirilecek ve katı bir diktatörlük rejimi altında ses çıkaramaz duruma getirilecekti.
Bütün bunlar olurken başımızda AKP-cemaat koalisyonu vardı…
Taa ki aralarında dershane kavgası patlayana kadar!

* * *

Varsayalım ortalıkta Fethullahçı terör örgütü diye bir örgüt vardır ve bunlar her türlü suçu işlemiştir.
Şimdi bazı sorular sormanın zamanıdır:
– Bu örgütün devleti ele geçirmesine kim, hangi iktidar göz yumdu?
– Hangi iktidarın bakanları, milletvekilleri ve siyasetçileri ABD’ye defalarca gidip Fethullah’ın elini öptü, emirlerini sordu, muhterem başbakana sevgi ve muhabbetlerini getirdi?
– Hangi iktidar bunların paraca böylesine palazlanmasını sağladı?
– Şimdi böyle bir terör örgütü varsa, yakın geçmişte bu örgüte siyasal ve parasal destek veren, “Bizden ne istediniz de vermedik” diyen siyasetçiler kimlerdi?
– Onlar bu örgütün işlediği suçlara, devleti başıboş bırakıp ortak olmuş mudur?
– Terör örgütünün böylesine güçlenmesine geçmişte yardım ve yataklık edenler kimlerdir?
– Bundan sonra düzenlenecek iddianamelerde onlar da suçlanacak ve yargı önünde hesap verecekler mi?

* * *

Bu olaylarda en büyük suçlu, kendi siyasal ve parasal çıkarları için devlet yetkileriniyargı dahil cemaate devreden AKP iktidarıdır.
Şimdi rüzgarların ters estiğine bakmayın siz, bütün bu olanlarda cemaat, AKP’nin gayri resmi ortağı, tetikçisi ve taşeronu olarak görev yapmıştır.
Aralarındaki kavga parasal nedenlerle, çıkar hesaplarıyla çıkmıştır.
Eğer bugün ortada böyle bir terör örgütü olduğu iddia ediliyorsa, o örgütü devlet olanaklarıyla besleyip büyütenlerin suçu çok daha büyüktür.
Onlar da mutlaka yargılanmalıdır, günü geldiğinde yargılanacaktır.

Kaynak: Sözcü Gazetesi / Emin ÇÖLAŞAN

 

Top