YENİ ANAYASA YENİ DEVLET

Ülkemiz ve “ileri demokrasimiz” bu yüzyılın başından başlayarak, kesintisiz, on dört yıl süren bir tek parti yönetimi gördü, görüyor. Ama geldiğimiz günde istikrar değil, tam bir kargaşa yaşıyoruz. Siyasal iktidar zafiyet, ciddiyetsizlik, gaflet içinde ve artık ülkeyi yönetemiyor. Birkaç yıl önce hazırlayıp toplumun tepkisi yüzünden geri çektiği bölücü “Yeni Anayasa”yı son genel seçimlerden sonra yeniden piyasaya sürdü. Ülke için gerekli değil,  ama siyasal iktidar için yaşamsal önemde. Emperyalizm de bunu istiyor, destekliyor.

 
Ülke gündemine bakın: Güneydoğu’da bölücü terör örgütüyle yeniden başlatılan mücadele iç savaşa dönüştü, kısa sürede bitecek gibi görünmüyor. Yıkılan ve yakılan kentlerimiz, savaştan kaçanların batıya göçü, her gün verilen çok sayıda şehit… Siyasal iktidar “çözüm” adını koyduğu müzakere sürecinde göz yummasa bölücü terör örgütü bu kadar silahlanabilir, güçlenebilir miydi?
 
Komşu ülke Suriye’nin içişlerine karıştık ve sınırımız ortadan kalktı. Sayısı üç milyonu bulan Suriyeli mülteci ülkemize doldu. Bu yetmezmiş gibi AB ile Kayseri Pazarlığı yapılarak mülteci deposu ülke haline gelmemiz… Ankara’da ve İstanbul’da peş peşe patlayan ve patlaması beklenen PKK ve IŞİD canlı bombalarıyla toplumun korku toplumuna dönüşmesi… Üstüne üstlük bir de Rus uçağı düşürüp tüm komşularımızla düşman haline gelmemiz… Siyasal iktidar dış politikada büyük hatalar yaparak Ortadoğu bataklığına dalmasa bunlar olur muydu?
 
Hatırlayın: Siyasal iktidar on dört yıl içinde hep laik Cumhuriyetle kavga ederek çağdaşlıktan geriye dönüşün adımlarını attı. Hukuksuz davalarla gelen adaletsizlikler ve ordunun etkisizleştirilmesi… Üstü örtülen büyük yolsuzluklar…  Yargının siyasallaşması… Zapt edilmeyen son anayasal kurum Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayılması… Dinsel eğitime geçiş… Siyasal iktidar sonradan adı “paralel”e çıkan cemaatle birlikte hareket etmese bu değişim ve dönüşümü yapabilir miydi?
                                                                   X
 
Ülke gündeminde çözümlenmesi gereken bu öncelikli sorunlar dururken siyasal iktidar ve Cumhurbaşkanı niçin “Yeni Anayasa “ diye diretiyor?
 
Çünkü: Siyasal iktidara sahip olanlar ülke yönetiminde yaptıklarına (icraatlarına) meşruiyet kazandırmak istiyorlar. Çünkü: Anayasa ve yasalara rağmen ülkeyi fiili başkan olarak yöneten Cumhurbaşkanı yönetim sisteminin (rejimin) değişmesini ve “Türk Tipi Başkanlık “ sistemine geçilmesini istiyor. Çünkü: Emperyalizm dün SEVR ile dayatmıştı,  bugün ise BOP ile ülkenin bölünmesini dayatıyor.
 
Siyasal iktidar, emperyalizm desteğinde yapmak istediği “Yeni Anayasa”yı önümüzdeki aylarda toplumun önüne çıkaracaktır. Hukuk ve siyaset temelinde değerlendirildiğinde, niyet ve söylemlerinden çıkarılan sonuç bellidir.
 
–          Başında söylemek gerekirse, bu Meclis Yeni Anayasa yapmaya yetkili değildir.
–          Yeni Anayasa Cumhuriyetimize kurulan emperyalist bir tuzaktır.
–          Anayasamızdan değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek olan kurucu temel ilkeler, Türklük, Türk vatandaşlığının çıkartılması amacını gütmektedir.
–          Parlamenter sistem yerine “kuvvetler uyumu”nu esas alan Türk Tipi Başkanlık adında benzersiz bir dikta yönetimi getirilecektir.
–          Yerel yönetimlere özerklik verilerek Türkiye Cumhuriyeti etnik ve dinsel olarak ayrıştırılacaktır.
–          Cemaat ve tarikatlar yasallaştırılarak devrim kanunlarının tasfiyesi amaçlanmaktadır.
 
“Yeni Anayasa” ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin son bulacağı, doğuda Kürdistan ile batıda tek adam diktatörlüğünde bir Şeriat Devletine bölüneceği anlaşılmaktadır.
                                                                 X
 
Siyasal iktidar bu günlerde işi gücü bırakmış, adeta canını dişine takmış, Haziranda yapılacak bir halk oylamasının koşullarını yaratma peşine düşmüştür. Diğer yanda ise bazı demokratik kitle örgütleri, siyasal iktidarın bölücü “Yeni Anayasa” dayatmasına karşı demokratik mücadeleyi başlatmışlardır. Toplumun bu “sivil darbe”nin farkına varması ve mücadeleye katılması yaşamsal önemdedir.
 
Meclisteki muhalefet partilerimizin tümü henüz net tavırlarını takınamamışlardır. Meşruiyetini bu anayasadan alan Meclis’te bu anayasayı kaldırmak için kurulan bir uzlaşma komisyonunda yer almaları kaygı vericidir.
 
İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal’ın dediği gibi: Yeni Anayasa denen şey Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne, kardeşliğine, kuruluş felsefesine karşı bir kalkışmadır. Buna toplumun bütün kesimleri hep beraber karşı çıkmalıdır.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak diyoruz ki: Mücadeleye devam! “Yeniden Cumhuriyet, emeğimizle kurulacaktır.”
 
GÜNGÖR BERK
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
      BDK ÜYESİ

 

Top