Vatan Topraklarına Can Ekenler

 

 

Ana, baba kuzusu, 20 yaşında bir fidan daha geçip gitti. Sizlere çok uzun gibi görünebilir ama bu kısacık hayatında dünyanın hangi nimetlerinden faydalanmış olabilir ki?

 

Âşık olmaya vakti olmuş mudur? Sevmeye, sevilmeye, hayaller kurmaya?

 

İlk maaşını alıp annesine küçük bir hediyeyle çalmış mıdır kapıyı?

Düşünün, siz 20 yaşındayken ne yapıyordunuz? Sonra 20. Yaşınızdan bugüne kadar yaptıklarınızı, o unutulmaz anları şöyle bir hatırlamaya çalışın.

 

Sizler, bu muhasebeyi yaparken bir daha asla herhangi bir muhasebe yapamayacak olan evlatlarımız ebedi istirahatlarında olacaklar.

 

Her ne kadar bağırıp, üzülsek de, bu köşeden ve ekranlardan isyan etsek de gerçek bu! İstesek de istemesek de bu gerçek değişmeyecek. Belki de siz bu satırları okurken televizyonların alt yazılarında “son dakika” olarak verilecek yeni şehitler.

 

Siz ve sizin gibi milyonlarca insan, şehidin ve ailesinin acısını bir nebze de olsa içinizde hissederken sayıları az ama sesleri çok çıkan bir grup “TSK silah bırakmalıdır!” gibi akılla izah edilemeyecek safsataları fikir diye pazarlayacak bizlere. Sadece bölücülere tahsis edilmiş gibi yayın yapan çok ünlü televizyon kanallarında mikrofon uzatılan birileri “analar ağlamasın, barış gelsin” derken Mehmetçikleri değil de, kahraman Mehmetçiklere pusu kuran kalleşleri arkalayacaklar. Avrupa’dan, Amerika’dan “aman çok da vurmayın” gibi uyarılara da şaşırmıyor artık kimse.

 

Sanırım bu durumun sebeplerinden biri Türk kimliğinde gizli. Tarih boyunca Türk’ten başka hangi milletten bu kadar nefret edilmiştir ya da nefret edilmiş midir acaba?

 

Muhtemelen yaklaşık 100 yıl önce kurtulduklarını sandıkları Türk milletinin varlığı, belli odakları ölesiye rahatsız ediyor. Türk’ün bir devlet sahibi olmasından, güçlü bir orduya ve vatan için ölmeye hazır Mehmetçiklere sahip olmasından rahatsız oluyorlar. Bu yüzden her fırsatta büyük bir kinle saldırıyorlar Türklere. Ellerine ne geçerse onunla yok etmek istiyorlar bizleri. Bazen silahlarla, bazen işbirlikçi hayınlarla, bazen de bölücü, korkak katillerle bastırmaya çalışıyorlar Türk milletini. Anadolu’nun, Türk yurdu olmasını hala kabullenemiyorlar bence.

 

AKP’NİN GAYRİ MİLLİ POLİTİKALARI

 

Ama şunu da itiraf etmeliyiz ki, bizlerin de büyük hataları var olayların b hale gelmesinde. AKP’nin yaptıklarından ya da yapmadıklarından bahsetmiyorum. 2002 yılında “0” noktasında devraldığı terör, bugün özerklik ilan edebilecek hale geldiyse elbette bunun sorumlusu siyasi iktidardır yani AKP’dir. Habur’da, Oslo’da yaşananlar, terör örgütüyle yürütülen pazarlıkla ve açılım adlı bölünme planı işte bugün meyvelerini vermeye başladı. Ama dediğim gibi meselemiz AKP ve AKP’nin gayri milli politikaları olmamalı.

 

Ondan daha önemli olmak üzere Türk milletine bakmalıyız. Türk milleti olarak yapmamız gerekeni yaptık mı? Her şehit haberinden sonra “vah vah” deyip içlenmekten ya da birkaç damla gözyaşı dökmekten bahsetmiyorum, bilinçli olarak teröre karşı durmaktan, halk olarak da teröre karşı mücadele etmekten bahsediyorum.

 

Örneğin, batıda yaşanan terör olaylarından hemen sonra insanlar sokaklara dökülüp “terörü protesto” ederken ülkemizde neden böyle protestolar yaşanmıyor acaba? Siyasi partileri ve milletvekillerini terörle mücadele konusunda yeterince zorluyor mu seçmenler yani Türk milleti?

 

Görünen o ki, halk olarak bizler de en az hükümetler ve siyasiler kadar suçluyuz. Vermemiz gereken tepkileri vermekte geç kaldığımız için belki siyasiler bu kadar vurdumduymaz olabiliyorlar. Yoksa “PKK’yla ittifak” yapmanın “pazarlık” etmenin seçmen tarafından anında ve unutulmamak üzere cezalandırılacağını bilse birileri “analar ağlamasın palavraları” eşliğinde PKK’yı bu kadar azdırmazlardı.

 

TERÖRLE MÜCADELE İÇİN BEDELLİ ASKERLİK

 

Türk milleti yeterince kararlı olarak terörle mücadele konusunda tepkisini ortaya koymuş olsa “bedelli askerlik” adı altında nereden sahip olduğu belli olmayan zenginlerin çocukları “neyse parası veririz” deyip de tatile çıkamazdı.

 

Ve gerçekten halkın bilinçli olarak teröre tepki gösterdiği bir ülkede kahraman subaylar, terörle mücadele edenler uydurma sebeplerle zindanlara da atılamazdı.

 

Fakat maalesef terörle mücadele konusunda neredeyse tüm hükümetler ama özellikle AKP hükümeti neredeyse hiçbir doğru adım atmadı. Tam aksine yapılmaması gereken ne kadar şey varsa hepsini yaptı ve bugüne kadar olayların artarak gelmesini sağladı.

 

AKP’nin yanlışlıkları sebebiyle PKK ve uzantısı siyasi yal” style=”margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;background-image:initial;background-repeat:initial”>AKP’nin yanlışlıkları sebebiyle PKK ve uzantısı siyasi yapılar psikolojik üstünlüğü ele geçirdiler. Adeta Türk milletiyle alay eder gibi ellerinde silah, dillerinde barış(!), uluslararası güçleri de kullanarak süreci yönlendirdiler. AKP’nin pek çok konuda PKK’nın gerisinde olduğunu defalarca gördü bu millet.

 

 

PE KA KA nın Siyasi Kolu

 

Böyle bir atmosferde HDP de kitleleri kandırmakta başarılı oldu. Oysa onların da fikri olarak bir farkı yoktu PKK’dan. Bakın, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ziya Çalışkan, Adana’nın Pozantı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne uzun namlulu silahlara düzenlenen ve 2 polisin şehit edildiği saldırıda ölü ele geçirilen PKK’lı teröristin cenaze töreninde ne demiş: “Her toprağa verdiğimiz şehit, bizim için bir yemin, bir ant oldu. Yılardır bu mücadeleyi verirken yalnız birileri bunu düşünemedi. Evet devlet, aynı devlet… 50 yıl, 100 yıl önceki devlet, aynı devlet. Yönetenler değişik, adı değişik olabilir; Kenan Evren olur, Tansu Çiller olur veya Atatürk olur. Bugün şunu anlayamadılar. Dünya bunu anlıyor ama bu devlet anlamamıştır, kabul etmemiştir. Bu günlerde yaşadığımız çatışma ve savaş bunu gösteriyor. Toprağa verdiğimiz her yiğidimiz ant olsun gençliğimiz kadınlarımız, bunu onur ve şeref yükü olarak taşıyacağız ve bu şehitlerimize layık olacağız!”

 

Bir başka HDP’li vekil Abdullah Zeydan; “PKK, Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu güller bahçesine çevirmek için ortaya çıkmış barış ve halk hareketidir. Eğer PKK Türkiye’yi güller bahçesine çevirmek istemeseydi, PKK’nın öyle bir gücü var ki, sizi tükürüğüyle boğar!”.

 

HDP’li vekillerin bu güne kadar sözlü olarak buna benzer 100’den fazla açıklaması var. Neredeyse hepsinde Türkiye’yi tehdit ediyorlar.

 

Peki bu insanlara bu cüreti veren ne? Nasıl oluyor da bu kadar pervasız olabiliyorlar? Cevap basit! Biraz önce de yazdığımız gibi “psikolojik üstünlüğü” ele geçirdiler.

 

AKP’nin yanlış politikaları sebebiyle artık “yön veren, kitlelerle istediği şekilde iletişim kuran” yapılar PKK ve HDP!

 

Bu yüzden Pervin Buldan şöyle demekten çekinmiyor: “Bugün bu meydanda da gördüğünüz gibi Kürdistan’ın her yerinde, her karış toprağında zalimlere karşı bir direniş var. Avrupa insan hakları mahkemesi Sayın Öcalan’ın ömür boyu ceza evinde kalmasını insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu kararı aldı. 2015 yılı Kürtlerin yılı olacak. 2015 yılı bütün siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuştuğu bir yıl olacak. 2015 yılı Sayın Öcalan’ın özgürlüğe kavuştuğu bir yıl olacak”

 

Bu yüzden HDP Parti Meclisi üyesi Ercan Aktaş Hakkari’de şehit düşen Özel Harekat komiseri Ahmet Çamur için “Şemdinli’de Polis Özel Harekat komiseri Ahmet Çamur etkisiz hale getirilmiştir” ifadesini kullandı.

 

HER ŞEYİ AÇIK VE NET OLARAK ANLATIYORLAR

 

İşte gördünüz! Aslında her şeyi açık ve net olarak anlatıyorlar. Ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını söylüyorlar. Tüm bunlara rağmen hala birileri “analar ağlamasın” palavrasının etkisiyle “barış” masalları anlatıyorsa bilin ki o Mehmetçiklerin şehit edilmesiyle değil teröristlerin öldürülmesiyle çok daha ilgilidir. Zaten onların Türk milletinin bekası gibi bir dertlerinin olduğu da görülmemiştir.

17.08.2015 Aydınlık Gazetesi

Koray Gürbüz

Top