Türkiye'nin, Irak'ın IŞİD ile Mücadelesine Yardımı Hakkında Düşünceler

IŞİD terör örgütüyle mücadelede Türkiye’nin Irak’a destek vermek için iki uçak dolusu askeri malzemeyi Bağdat’a gönderdiği açıklandı. Irak’ın Musul’dan teröristleri tasfiyeye yönelik harekatını da Türkiye’nin aktif biçimde destekleyeceği yolunda haberler basında yer alıyor.

Irak’ın ve Koalisyon güçlerinin savaştığı İŞID, 24.000 kişinin vahşice yöntemlerle öldürülmesinden veya yaralanmasından sorumlu, aşırı dinci bir terör örgütüdür.

Şu anda merkezi ve karargahı Irak’ın Kuzeyinde olan PKK ise 7.000′ i şehit edilen güvenlik görevlisi olmak üzere, 35.300 kişinin ölümünden ve 32.000 kişinin yaralanmasından sorumlu acımasız bir terör örgütüdür. Aralarındaki en önemli farklardan biri İŞID’ın vahşice eylemlerinin videolarını sosyal medya üzerinden dünyaya duyurması ve Batı ülkelerinin vatandaşlarını da katletmesi, PKK’nın ise bu yönteme başvurmadan kadınlar ve çocuklar dahil binlerce kişiyi öldürmesi ve başka ülkelerin vatandaşlarını genelde hedef almamasıdır.

Şimdi IŞİD’la savaşmak üzere Türkiye’den askeri destek isteyen Irak Hükümeti 2012 yılında Türk Hükümeti TBMM’den askeri harekat için yetki istediğinde “Türk Hükümetinin bu talebi Irak’ın güvenliğini ve egemenliğpini çiğneme anlamına gelir” demiş, Barzani de “Türkiye Kuzey Irak’a asker gönderirse biz de Diyarbakır’ı karıştırırız” yolunda bir beyanda bulunmuştu.

Amerika da Türkiye’nin PKK’yı tasfiye etmek üzere Kuzey Irak’a bir kara harekatı yapmasına karşı çıkmış, bize PKK konusuna siyasi çözüm bulmayı önermişti.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’den beklenen, Irak’tan Türkiye’nin güvenliğine yönelik PKK terör saldırısı olduğunda müdahale etmemek ama Irak’a veya Suriye’ye yönelik IŞID saldırıları olduğunda Koalisyon güçleriyle birlikte harekata katılmaktır. Bu düpe düz bir çifte standart örneğidir.

Uluslararası ilişkilerin temel kurallarından biri “karşılıklık ilkesidir”. Dış politikada tek taraflı taviz veya alicenaplık gibi bir kavram yoktur.

Eğer uluslararası toplum PKK dahil, bölgedeki bütün terör örgütlerini tasfiyeyi amaçlayan topyekun bir mücadeleye girişirse Türkiye, kuşkusuz böyle bir mücadelenin dışında kalamaz. Ama “iyi terörist, kötü terörist, bizden yana olan, bizimle beraber çarpışan terör örgütü, bize karşı olan terör örgütü” ayırımı yapılacak olursa Türkiye böyle tek taraflı ve seçici bir yaklaşımın tarafı da askeri de olamaz, olmamalıdır.

Saygılar, sevgiler.

Onur ÖYMEN

 

Top