TÜRK MİLLETİ LOZAN’A SALDIRANLARI MAĞLUP EDER!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sarayda muhtarlarla buluştuğu toplantıda Lozan Barış Antlaşması hakkında “Benim milletim çok yüce bir millet. Çok aziz bir millet. Çılgın Türkler diyorlar ya işte o millet. 1920’de bize Sevr’i gösterdiler. 1923’te Lozan’a razı ettiler. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti: “Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Zafer mi bu?  Oralar bizimdi. Oralarda bizim hala camilerimiz var. Ama şu anda hala Ege’de kıta sahanlığı ne olacak diye konuşuyoruz.”

   Ebedi Başkomutanımız Yüce Atatürk’ün önderliğinde emperyalist işgali püskürten Türk Milleti Lozan Barış Antlaşması ile bağımsızlığının ve egemenliğinin tapusunu elde etmiştir. Lozan Barış Antlaşması, tarihi boyunca özgürlük tutkusunun simgesi olan Türk milletinin varoluş savaşımını bütün dünyaya duyurduğu sesidir. Büyük Önder, Lozan Barış Antlaşması’nın kabulünün onuncu yılı dolayısıyla yayınladığı iletideLozan antlaşması, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir. Osmanlı devrine ait tarihe eşi geçmemiş bir siyasi zafer eseridir.” demiştir.  

  Yaşadığımız coğrafya yıllardır emperyalizmin piyasaya sürdüğü kavramlar ile tam bağımsızlığın ve antiemperyalizmin ürettiği kavramların çatışmasına sahne olmuştur. Bu bağlamda, aslında Türk Milletini “yeniden Orta Aya Bozkırlarına sürme” ve “Anadolu’dan kovma” gibi Batı markalı erekleri taşıyan Sevr yenilgisi, Kuvayi Milliye ruhuyla geri püskürtülmüştür. Ulusal birlik ve beraberliğin imzasını taşıyan Lozan Barış Antlaşması bu noktada Sevr yenilgisi ile çatışır ve çarpışır. Sevr yenilgisinde konumlananların Lozan Barış Antlaşması’na saldırmaları hiç de şaşırtıcı değil. Yakın Türkiye tarihinde liberaller, siyasal İslamcılar, etnik milliyetçiler ve Ankara’yı değil Washington’u, Brüksel’i dinleyen diğer aymazlar; Vahdettin, Damat Ferit, Sevr güzellemeleri yaparken Lozan’ı hedef almaktan geri durmamışlardır. Cumhurbaşkanı konuşmasında “Çılgın Türkler” derken peşi sıra dile getirdiği ve “Lozan’ı zafer diye yutturmakla” suçladığı birilerinin Çılgın Türkler olduğunun farkında mıdır? Siyasi kimliği imparatorluk artığı köhnemiş güdülere dayanan figürler “idare ettiği” milletin çıkarlarına göre değil “idare edildiği” odakların çıkarlarına göre konuşurlar, konuşturulurlar.

  15 Temmuz Amerikancı FETÖ Darbe girişiminin ardından “Türkiye ikinci Kurtuluş Savaşı verdi” diyen Cumhurbaşkanı, Lozan Barış Antlaşmasını ve milli mücadele kahramanlarını hedef alan sözleriyle milli kurtuluşa değil “milli kurutuluşa” ön ayak olduğunu mu ima etmek istemiştir? Türk milletinin bağımsızlık tapusu olan Lozan Barış Antlaşması, gözünü kırpmadan şehit olmaya koşan vatan neferlerinin Atatürk önderliğinde verdiği milli mücadele sonrası, yüzyılın emperyalizme karşı en büyük kazanımlarından biri olarak görülür. O vatan neferleridir ki, orada Diyarbakırlı, Trabzonlu, Aydınlı, Edirneli “on beşliler” vardır. 15 Temmuz’a meydan okumanın yolu vatan neferi “on beşlilerin” ruhuna sahip çıkmaktan geçer. On beşlilerin ruhu da Lozan Barış Antlaşması’nda somutlaşmış ve Türk milletinin geleceğini güvence altına almıştır.

Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları sonrası büyük çarpışmalar-çatışmalar ortadadır:

Hem Lozan’a saldırıp hem de bağımsızlıktan söz etmek!

Hem Lozan’a saldırıp hem de birlik-beraberlik demek!

Hem Lozan’a saldırıp hem de “üst akla meydan okuduğunu” söylemek!

Hem “Çılgın Türkler” deyip hem de en büyük Çılgın Türkler olan Atatürk’ü ve Lozan kahramanı İsmet İnönü’yü “birileri” diyerek suçlamak!

  

  Anlaşılıyor ki Damat Feritler, Vahdettinler, Ali Kemaller konuşuyor! Söz konusu üçlünün işgal ve saldırı altındaki Türk milletinin savaşımı sırasında takındıkları aymazlık ve sapkınlık bozgunculuğu, Kuvayi Milliye ruhu karşısında ezilmişti. Günümüzde de Türk milletini ve devletini gerek yerli işbirlikçilerden gerek emperyalist postallardan koruyacak olan değerli güç Kuvayi Milliye ruhu ve onun Anadolu’ya armağan ettiği Kemalist Devrim’dir. Bağımsızlık tapusu Lozan’a, Kemalist Devrim’e, kurtuluşun ve kuruluşun ölümsüz kahramanlarına saldırmak 15 Temmuz ve benzeri kalkışmalara karşı vatanı ve milleti korunaksız kılacaktır. “Demokrasi Nöbetlerini” kent meydanlarındaki Atatürk heykellerinin gölgesinde tutan Türk milleti dündeki ve bugündeki kararlılığını Lozan tapusundan elde ettiği hukuka ve güce borçludur. Öte yandan tarihi çarpıtmalar ile adalar üzerinden Lozan’a saldıranların, Girit adasını Yunan’a, Kıbrıs adasını İngiliz’e peşkeş çeken Abdülhamit’e tutunmaya başlaması bağımsızlıkla değil bağımlılıkla açıklanabilir: İşgalciye, emperyaliste bağımlılık!

   Kuvayi Milliyeciler uyarıyor: Lozan masasında emperyalistler nasıl mahkûm ve mağlup edildiyse, Lozan’a saldıranlar da Türk milleti tarafından tarih huzurunda mahkûm ve mağlup edileceklerdir.

 

Gazi ÖMEROĞLU

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi

Top