TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ – 5

“Sözde Soykırım” iddialarına yabancı belgelerle yanıt vermeye devam ediyorum. Fransız Av. Georges de Maleville’nin yazdığı ‘1915 Osmanlı-Rus Ermeni Trajedi’ adlı kitap, Türkiye’yi asılsız iddialarla suçlayanlar için hazırlanmış bir iddianamedir. Av. Georges de Maleville, ‘Ermeni soykırımı’ tezini belgelerle sadece çürütmekle kalmıyor, Fransa’nın diktiği kin anıtlarının boş bir düşüncenin ürünü olduğunu vurgulayarak tarihe bir not düşüyordu:

“Dünya Savaşın ilanından itibaren, Kilikya ve Maraş yöresindeki Ermeniler ayaklanmıştır. Öylesine önemli bir ayaklanma olmuştur ki, 1915 Şubatı’nda, Rusya’nın Londra Büyükelçisi, Antakya’ya çıkartma yaparak gelen 15 bin asiye erzak sağlamak amacıyla, İngiliz Hükümeti’nden yardım talebinde bulunacaktır. Olayın ciddiyetini belirtmek için, Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı dönemde, Çanakkale’yi savunmakta olduğunu belirtelim.”1

ABD’li Prof. Bernard Lewis, ‘Ermeni soykırımının gerçek olmadığı’ konusundaki görüşünü açıklaması nedeniyle, Ermenilerin yoğun tepkisiyle karşılaşmıştır. 16 Kasım 1993 tarihinde, ‘Le Monde’ gazetesinde Bernard Lewis, Ermeni soykırımıyla ilgili olarak makalesinde şunları yazmaktadır:

“Osmanlı Hükümeti’nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel yok etmeyi öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur. Türklerin ‘tehcire’ başvurmalarının geçerli nedenleri vardır. Çünkü Ermeniler, Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile birlikte Türklere karşı çarpışıyorlardı.”2

Tehcir sırasında bölgedeki aşiretlerin saldırılarına karşı Ermenilerin korunması, gıda ve diğer ilaçlarının karşılanması için Türk hükümetinin ordusuna emir verdiğini anlatan ABD’li Prof. Dr. Stanford Shaw, göçle ilgili görüşlerini şöyle anlatıyordu:

“Bölgede Ermeni nüfusu iddia edildiği kadar değildi. Tehcirden önce iki yüz elli bin Ermeni Rus Ordusu’na katılmış, yedi yüz bin Ermeni de Rusya Ermenistan’ına göç etmiştir. Ancak savaş ve tehcir sırasında her iki taraftan da karşılıklı olarak on binlerle ifade edilecek kadar öldürmeler olmuştur. Ancak ölen Ermenilerin sayısı üç yüz bini geçmez. Fakat tepki olarak Ermenilere karşı katliam da olmuştur. Ama hükümet emriyle gerçekleştirilmiş bir Ermeni katliamı kesinlikle söz konusu değildir.”3

Prof. Dr. Justin Mc Carthy, Yeditepe Üniversitesi’nde ‘Ermeni Soykırımı İddialarında Gerçek Nedir?’ konulu konferansında şunları söylemiştir:

“Bugün Ermenistan olarak bilinen yerin büyük çoğunluğu, Rusya’nın bu bölgeyi işgali öncesinde Türklere aitti. Ermeniler, Güney Kafkasya’nın hiçbir yerinde çoğunluk olmamıştır. Türk-Rus savaşlarında, Ermeniler, Ruslara katılmış ve Türkiye’ye karşı düşmanla işbirliği yapmışlardır.

Ruslar, geri çekilirken beraberinde Ermenileri de götürmüşlerdir. Ve sonradan bunları Türklerin topraklarına tekrar yerleştirmişlerdir. Ölümleri, öldürmeleri başlatan Ermenilerdir. Türkler Ermenilere saldırmadılar. Ermeniler Türklere saldırdılar. Türkler Ermenilerin saldırılarına cevap verdi. Kan dökülmesini Türkler başlatmadı.”4

Taşnak lideri ve Ermenistan’ın 1918–1920 tarihleri arasında ilk Başbakanı olan Ovanes Kaçaznuni, Ermeni gerçeğinin yanlışlarını o yıllarda görmüştür. ‘Büyük Ermenistan’ hayalinin gerçekçi olmadığını saptayan bu lider, Kaçaznuni’nin tehcir konusundaki tespiti çok ilginçtir, okuyalım:

“1915 yaz ve sonbahar döneminde, Türkiye Ermenileri zorunlu tehcire tabi tutuldu, kitlesel sürgünler ve baskınlar gerçekleştirildi. Bütün bunlar, Ermeni sorununa ölümcül bir darbe vurdu.

Tarihsel Ermenistan’ın, bize devreden gelenekleri ve Avrupa diplomasisinin vaatleri doğrultusunda, bağımsızlığımızın temelini oluşturması gereken bölgeler boşaltıldı; Ermeni illeri, Ermenisiz kaldı.

Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir konu bulunmamaktadır. Sonradan da anlaşılacağı üzere, Türkiye’de Ermeni meselesinin temelli çözümü açısından bu yöntem, en keskin ve en uygun bir yöntemdi.”5

Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idamı

1915 yılında, Boğazlıyan Kaymakamlığı’nda görevini yaparken tehcir sırasında ihmali bulunduğu gerekçesiyle Ankara Valiliği İdare Kurulu’nun kararı ile görevden alınmış ve meslekten çıkarılmıştır. İşbirlikçi Hürriyet ve İtilaf Partisi, Ermenilere ve onlarla bir olan Batılı devletlere yaranmak için, önceki dönemin ileri gelenlerini “Harp Divanı”na sevk eder. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey de böyle bir tertibin kurbanı olarak, Nemrut Mustafa Paşa’nın başkanlığındaki Harp Divanında yargılanır.

Nemrut Kürt Mustafa Paşa, Divan-ı Harbi Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beyi böylece idama mahkûm eder. 35 yaşlarında Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, idam öncesi, Türk halkına şöyle seslenir:

“Sevgili vatandaşlarım ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki ben masumum, son sözüm bugünde budur, yarın da budur! Yabancı devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet!”

Rus ressam Vereshchagin, kuru kafa yığını tabloyu, 1871-1872 yıllarında yapmıştır. Ermeniler, bu tabloyu, “Türklerin katlettiği Ermeniler” diye propaganda malzemesi yapmışlardır.

İki küçük köpeği seven Atatürk fotoğrafı, Çankaya köşkünde çekilmiştir. Köpekler kaldırılarak, iki ceset yerleştirmek ve “Ermenilerin cesetleri çiğneyen Atatürk” diyen diyaspora Ermeniler söylenecek söz bulamıyorum.

‘Türk Ermeni İlişkileri’ (Yabancı Belgeler Işığında, Dünü Bugünü) adlı kitabımda yer alan 524 yabancı belgeden çok azını yazdığım 5 makaleme aldım. 1906–1922 yılları arasında Ermeniler tarafından 518.105 Türk’ün katledildiğinin belgesini bile dünyaya duyuramazken, onlar haksız oldukları bu konuda her ülkeyi soykırım anıtlarıyla doldurmak başarısını göstermektedir.

Tarihi gerçekleri saptıranlara, Değerli Hukukçu Emin Değer ‘Tarihe Not Düşürmek’ başlıklı yazısıyla cevap verelim:

“Soykırım yapmamış bir ulusun bireylerinin bilgisizliğinden, bilenlerin de ilgisizliğinden yararlanarak yerel karşılıklı öldürme olaylarını soykırım olarak yansıtan kimi aydınların yol açtığı suçluluk psikozuyla hareket etmeyen her sağduyulu insanın, savunma değil hesap sorma konumunda olması gereken günlerdeyiz.” 24 Nisan 2020

Ahmet Gürel

ADD Bilim Danışma Kurulu Üyesi

Top