TÜRK DÜŞÜNCE DÜZENİNİ MANTIK VE BİLİME DAYANDIRMAK!    

Prof. Dr.Özer Ozankaya

Toplumbilimci, ADD 4. Genel Başkanı

Türkiye Cumhuriyeti, Türk ulusal toplumunun düşünce yaşamını bilim ve özgürlük çağının gereklerine göre düzenlemek gereğini görmüş ve öyle yapmıştır. Bu gereği   kurumlara da       dönüştürürken,   düşüncelere   nakış gibi işlenen anlatımlara da kavuşturmuştur. Devrimin önderi Atatürk,   yaşama yön vermesi gereken bilimin sarsılmaz gücüne olan inancını aşağıdaki örneklerle     çok sık, çok açık biçimde vurgulamıştır:

“Bugün eriştiğimiz nokta, gerçek kurtuluş noktası değil­dir. … Kurtuluş, toplumdaki hastalığı ortaya çıkarmakla ve iyileştirmekle elde edilir.

 Bir toplumun hastalığı ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ay­dınlatıp ilerleten güçler vardır: Düşünce güçleri ve top­lumsal güçler… Düşünceler anlamsız, mantıksız, uydur­malarla dolu olursa, o düşünceler hastalıklıdır. Bunun gibi toplumsal yaşam akıl ve mantıktan yoksun, yararsız ve zararlı bir takım inançlar ve geleneklerle dolu olursa, kö­türüm olur.”

 

“Ulusumuzun siyasal, toplumsal yaşamında, düşünsel eği­timinde kılavuzumuz bilim ve teknik olacaktır. Bilim ve teknik için hiçbir kısıtlama ve koşul-koyma yoktur. Hiç­bir mantıksal kanıta dayanmayan bir takım geleneklerin, görüşlerin korunmasında direten ulusların ilerlemesi çok güç olur, belki de hiç olmaz.”

 “Yaşamda en doğru kılavuz bilimdir, teknolojidir. Bilimin ve teknolojinin dışında kılavuz aramak aymazlıktır, bilgisizliktir, sapkınlıktır.”

Bu düşünceler, Türk toplumuna yeni bir bilinci, “toplum yaşamının bilimsel yöntemle anlaşılabilir, açıklanabilir  ve düzenlenebilir olduğu” bilincini  kazandırma gereğinin anlatımıdır. Bunu sağlamanın da yolunu  yine ancak  her gerçeğin kaynağı olan bilimin gösterebileceği bilincini  sergiler. Bunun en açık örneklerinden birisi, Atatürk’ün orta öğretim kurumlarında okutulmak üzere kendi eliyle yazdığı, ama öğretmeni ve öğrencisiyle herkesçe özgürce irdelenerek okunabilmesi için kendi adıyla değil, iznini aldığı Prof. Afet İnan’ın adıyla yayınlattığı “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler” adlı demokrasi kültürü eğitimi amaçlı kitabıdır.

Türk bilim ve düşünce yaşamına toplumbilimi (sosyolojiyi)  yerleştirmede Atatürk dönemi eğitim ve kültür uygulamaları en başarılı, çünkü en tutarlı   olan uygulamalar olmuştur. Toplumbilimin   en etkin kurucusu Emile Durkheim’ın baş yapıtları olan “Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri” (Dini Hayatın İptidai Eşkâli) ile “Toplumsal İşbölümü”(İçtimai Taksim-i Âmâl) kitaplarını daha Kurtuluş Savaşı sürerken dilimize çevirterek yayınlatmış, 1924 yılında da Çeviri Yarkurulu (Tercüme Komisyonu) kurdurmuştur.

Atatürk’ün dinsel duygu ve düşünce üzerine yaklaşımının da aynı nitelikte, demek ki Türk düşünce düzeninin akıl, mantık ve bilim yolunda oluşup gelişmesini sağlayacak yönde  ve Einstein’ların, Durkheim’ların din anlayışıyla koşut olduğunu görüyoruz:

Bilindiği gibi Durkheim, dinin de bir toplumsal olgu olduğunu, tüm toplum gibi sürekli değişimden geçegeldiğini ve ancak toplumbilim ile açıklanabileceğini söyler ve Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri  adlı yapıtında bunu kanıtlar.

Einstein da “Maddenin yapısındaki düzenliliği anlama yolunda ilerledikçe bu düzenliliğe derin bir saygı duymamak olanaksızdır. Ve bu saygı beni açgözlülükten, kendini beğenmişlikten, bencillikten alıkoyucu   niteliğiyle sözcüğün gerçek anlamında bir dindir.” der.

Atatürk’ün din anlayışı da bu niteliktedir:  “İnsanlıkta dine ilişkin duygular, bilimin ve teknolojinin ışıklarıyla dupduru olup yücelmelidir. Bu olmadıkça, din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacaktır.”

Bu bilgiye Ruşen Eşref Ünaydın’ın yazdığı Atatürk’e ilişkin   şu anısını da eklemeliyim: “Ruşen Eşref Bey, dün gece uyku tutmadı. Bahçeye çıktım. Gökyüzünü, yıldızları  seyrettim. Azizim Ruşen Eşref Bey, evrenin şu sonsuzluğu karşısında insanoğlu bir hiçmiş; ama gerçekten bir hiçmiş.”

Bu engin evren ve dünya anlayışıyla Türk Devriminin önderi, Türk düşünce düzenine şu toplumbilimsel ilkeleri kazandırmaya çalışmıştır ve çalışagelmektedir:

a)     Bireyler düzeyinde: “Bireyler düşünen varlıklar olmalıdırlar. Bireyler düşünen varlıklar olmazlarsa, bir toplumu iyiye de, kötüye de herkes yöneltebilir.”

 b)    Toplum düzeyinde: “”Bir ulusun içinde birlikte yaşamak insani ve doğal zo­runluluğundan dolayı bir toplumsal duygu vardır. Bu ma­nevi toplumsal duygu, toplumsal bir etki oluşturur. İşte bu ortaklaşa manevi erk, (egemenlik) erkiyle birliktedir.. Bu erk zamanla ve insanların uygarlıktaki ilerlemeleriyle süregider, güçlenir, yükselir ve ulusal istenç, ulusal ege­menlik bu erkten ibarettir.. işte hükümet kav­ramı bu gücün belirme ölçüsünden çıkar.”

c)     İnsanlık düzeyinde: “İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirinin boğazına saldırtmak, insanlık dışı ve son derece üzüntü verici bir sistemdir. İnsanları mutlu edecek tek araç, onları birbi­rine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşı­lıklı maddi ve manevi gereksinimlerini gidermeğe yara­yan davranış ve güçtür. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ülkü yolcularının ço­ğalmasına ve başarılı olmasına bağlıdır.”

(Ek not: Emile Durkheim’ın sözü geçen temel yapıtlarının Atatürk’ten sonra     yeni basımlarının yapılmamış,   Osmanlıcaları yerine  Türkçelerinin hazırlanıp yayınlanmamış, Durkheim’ın öteki temel yapıtlarının da dilimize kazandırılmamış olması, Türk düşünce yaşamının özgürleşip çağdaşlaşma süreci açısından  üzüntü verici olduğu gibi Türk Devriminin özgürleştirici işlevinin baltalanması  olarak da   açıklamasını bulur, kanısındayım. Aslında Durkheim’ın 100. Ölüm yıldönümünün (2017) kendi yurdu olan Fransa’da bile sessiz geçiştirilmiş olması, insanlığın en ilerlediği bölgelerde bile  özgürlük ve bilim ülküsünü baltalayıcı bir tutucu/gerici/baskıcı yönetim  uygulamasından kurtulunamamış olunduğunun göstergesi sayılabilir, kanısındayım. Yine de Durkheim’ın Din Yaşamının İlk Biçimleri, Toplumsal İşbölümü, İntihar, Toplumbilim ve Pragmacılık, Toplumbilimin Yöntem İlkeleri, Toplumbilim İncelemeleri, Toplumbilim ve Eğitim (basılıyor), Toplumbilim ve Eylem (çevriliyor) (hepsi CEM Yayınevi) adlı yapıtlarını Türkçemize çevirmiş  ve yayınlamış olduğumu değerli okurlarımla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum).

Top