TIBBÎ SUİ-İSTİMAL…

Değerli arkadaşlar, yozlaşan, çözünen, çöküntüye giden bir Ülkede yaşamanın dayanılmaz ızdırabını daha ne kadar çekeceğiz bilmiyorum. Üretmeyen Toplumun büyük çoğunluğu Ülke kaynaklarını ipotek ettirerek yabancı sermaye kredisi ile asalak yaşamını sürdürüyor. Tarım, hayvancılık öldürüldü. Vatan dediğimiz, bizi besleyen topraklar çoraklaştı, çölleşti, besleyemez oldu. Eken-biçen nüfusun sadece üçte biri Köylerde kaldı, onlar da zaten hasta ve yaşlılar. Türkiye nüfusunun % 80 i köy azmanı kent(?)lerde yaşıyor.

Bu Dünyadan umudunu kesmiş geniş halk kitleleri, teselli babında, Camilerden ve TV ekranlarından öte Dünyaya endeksleniyor. Diyanetin 120 bin kişilik dev kadrosunun temel görevi de zaten budur: Yoksulluk sınırı altında yaşayan çoğunluğa itiraz etmeden, baş kaldırmadan, neden, niçin diye sorgulamadan biat etmesini, şükretmesini öğretmek. Mustafa Kemal’in Onuncu Yıl nutkunda bahsettiği* hayalindeki Ülke maalesef O büyük adamın ölümüyle birlikte gerçeklik Dünyasından silindi gitti. Orta doğunun Orta çağ bataklığında saplanıp kalmış Ülkelerinden biri haline geldik. Toplumsal değerler, kitle davranışları, bireysellik anlayışları da Dünyaya egemen güçlerin etkisiyle değişiyor.Teknolojiye paralel, İnsanın insanı sömürü teknikleri de gelişiyor! Buna bir örnek dikkatimi çekti.

OECD Ülkeleri arasında hastaların (Kapitalin egemen olduğu yeni Dünya düzeninde Hasta artık hasta değil, sağlık hizmeti yapan girişimcinin müşterisidir) MR cihazından geçirilmeleri konusunda Türkiye başı çekiyormuş. Hastalardan olabildiğince fazla para sızdırmak için uygulanan utanç verici bir durum. Aynı şey Röntgen, Tomografi, PET vs. gibi diğer teknik araç gereçlerin ve de ilaçların, antibiyotiklerin yersiz ve abartılı kullanımında da söz konusudur. (Güya bu konuları denetleyecek tıp etik kurulları var)

Türkiye’de Dünyanın gelişmiş Ülkeleri düzeyinde Tıbbi araç-gereç var; ancak bunların kullanım oranı çok yüksek. Örneğin, Türkiye’de her bin kişiden 120 kişi MR cihazından geçiriliyor. (OECD ortalamasına göre 3 kere, Almanya’ya kıyasla 6 kere daha fazla ! ) Bu arada bu tür tetkiklerin riskleri de tabii 6 kat artırılmış oluyor, ama kimin umurunda.

Röntgen ve Tomografi uygulamaları da MR gibi yaklaşık aynı oranda yüksek seyrediyor. Böyle bir tetkikten alınan Radyasyon dozu ortalama 10 mSv kadardır.  Radyasyon dozunun kanser ölümüne yol açma olasılığı ise, yaklaşık 0,02 x Doz2  bağıntısı ile verilebilir. Buna göre bir tomografi tetkikinin riski milyonda 2 kadardır; yani bir milyon uygulamadan ortalama 2 si kanserli ölüme yol açacak demektir. Yıllık tomografi uygulaması kabaca  %3 civarında olduğuna göre, yılda en az
78 milyon x 2/milyon x 0,03 = 5 Yurttaş Tomografi tetkik kurbanı oluyor demektir… Operasyon hataları, yanlış ilaç tedavileri, Cihaz kullanım hataları, ışın tedavileri vs.. tüm  tıbbi tetkik ve uygulama riskleri hesaplanırsa bunun belki 15-20 katı fazla bir sayı ortaya çıkacaktır.

Bir kaç yüz kişinin ölümü belki pek önemsenmeyecektir, ama gerçek şu ki Müşterilerin (yani Hastaların) Avrupa ortalamasına göre 5 kere daha fazla soyulduğu ortadadır. Diyecek söz bulamıyorum.
Sevgilerimle.

image001

Top