SİVAS AYAKLANMASI

Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şeriat devletine dönüştürmek isteyenlerin ‘Sivas Ayaklanması’ yirmi beş yılı geride bıraktı. Cumhuriyet tarihimizin en önemli gerici ayaklanmasıydı. 2 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Şenliği için kente gelmiş otuz üç yazar, ozan, aydınımız o gün kentin ortasındaki Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülmüştü. Bu ayaklanmayı Hizbullah Örgütü üyeleri düzenlemişti. Bir din devleti düşleyen gericileri o gün “ Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” diye ayaklandırmışlardı.

 

          Ayaklanma sırasında aydınların sığındığı Madımak Oteli kuşatıldı ve ateşe verildi. Otelden dışarı çıkıp kurtulabilenler ağır yaralandı. Ama otele sığınmış otuz üç aydınımız yanmaktan kurtulamadı. Yakılanlar arasında Cumhuriyet aydınlarımız Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin de vardı. Dönem Sivas valisinin etkinliğe özel olarak davet ettiği Aziz Nesin ise önce yanmaktan, sonrasında linç edilmekten güçlükle kurtuldu. Ayaklanma gün boyunca sürdü. Güvenlik güçleri ayaklanmayı bastırmakta yetersiz kaldı. Devleti yönetenlerin kararsızlığı nedeniyle de ancak akşam saatlerinde ayaklanma bastırılabildi.

 

          Devlet Güvenlik Mahkemesi, olaydan sonra gözaltına alınan yüzden fazla kişi hakkında, “din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açtı. Dava 2000 yılında sonuçlandı ve otuz üç sanık idama, on dört sanık on beş yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı. İdam cezası 2002 yılında yürürlükten kaldırılınca bu cezalar “müebbet”e çevrildi.

 

          Zaman aşımına uğrayan dosyadan ayrılan üç firari sanık hakkındaki dava ise yirmi dört yıldır devam ediyor. Bu üç sanık olaydan sonra tutuklanmış ama bir yıl sonra serbest bırakılmıştı. Daha geçen gün yapılan son duruşmada mahkeme başkanı, “kırmızı bültenle aranan sanıkların aranmasına devam edilmesi” kararını verdi ve duruşmayı erteledi.  

 

          Yakalanabilen suçlular cezasını buldu ama o gün Sivas’ta yakılan canların acısı ve anısı toplumun vicdanında bir yara olarak kaldı. Cumhuriyete bağlı olanların yüreğini yirmi beş yıldır acıttı, acıtacak.

 

          1994 – 2000 yılları arasında Hizbullah Örgütü’ne karşı yüzlerce operasyon yapıldı ve beş binden fazla Hizbullah militanı tutuklandı. 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu kararıyla, Türkiye’nin birinci öncelikli tehdit unsuru olarak irtica ve bölücülük eşdeğer kabul edildi. Bu tehdit algılaması devletin temel politikasına dönüştürüldü.

Ama uygulamaya geçirilemedi.

 

          Türkiye’deki temel çelişki, Prof. Dr. Sina Akşin’in vurguladığı gibi, Atatürk Devrimi’yle Karşıdevrim arasındaki çelişkidir. Sivas Ayaklanması’ndan sonra geçen yirmi beş yıl içinde, irtica ve bölücülük, kaldığı yerden yoluna devam etti. Türkiye’nin birinci öncelikli tehdit unsurları bile değiştirildi. Çağdaşlıktan geriye, Ortaçağa dönüş gericiliğinin kendine anayasal zemin yaratma arayışı başladı.

 

          24 Haziran 2018’de yapılan genel seçimler sonucunda Cumhuriyetin büyük kırılması gerçekleşti, anayasal anlamda rejim değişti ve Parlamenter rejimden Başkanlık rejimine geçildi. Şimdi yaşadığımız günlerde Cumhuriyeti, demokrasiyi, Hukuku, temel hak ve özgürlükleri savunmak için yapılacak “demokrasi mücadelesi” gündemdedir. Yeniden güçlü parlamenter sisteme dönüşü sağlayacak ilerici bir Anayasa yarınların umududur.

 

          Sivas’ta öldürülen aydınlarımızı yirmi beşinci yılında saygıyla anıyoruz.

 

GÜNGÖR BERK

ADD BDK ÜYES

Top