Seçmenin Seçim Bildirgesi

Taksim Gezi Parkı Direnişi, toplumun son dönemdeki özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yeni bir başlangıç oldu. Parlamento dışındaki muhalefetin 2013 Haziranında başlattığı direniş ay boyunca ve yurdun neredeyse tüm kentlerine yayılarak sürdü. Çoğunluğu örgütsüz olan gençlerin, örgütsüz ya da örgütlü halkın barışçıl, demokratik tepkisiydi. Alanlarda “Halk Meclisleri” kurularak devam etti. Siyasal iktidarın Meclis’teki muhalefeti dışlayıp “tek adam” anlayışı ile yürüttüğü Laik Cumhuriyet’le hesaplaşma dayatmalarına karşı çıkıldı. Biber gazları, tazyikli sular, barikatlar, orantısız güç kullanarak önlenemeyen ve şehitler verilen eylemlerdi. Sonunda toplumun üzerine örtülmüş kalın korku örtüsü kaldırıldı. Taksim Gezi Parkı kazanıldı.

unnamed (5)

Taksim/Istanbul 2013

Günümüzde toplumun özgürlük ve demokrasi mücadelesi alanlarda korkusuzca devam ediyor. Haziran Direnişi sürecinde yurdun çoğu yerindeki parklarda, alanlarda “Halk Meclisleri” kuruldu. Bu meclislerde her görüşten yurttaş özgürce konuştu. Ülke yönetimiyle ilgili ortak görüşler belirlendi, ortak kararlar alındı. Liderini bulamayan direniş siyasal iktidarı sallasa da değişimi sağlayamadı.

 

***

“Fethiye Parkları Halk Meclisi” de direniş sürecinin sonunda bir bildirge hazırladı. Bu “Seçmenin Seçim Bildirgesi” idi. Seçmenin talebi siyasal partilere ve kamuoyuna duyuruldu. Siyasi partilerin bildirgedeki kararları kabul etmeleri, parti programlarına ve seçim bildirgelerine koymaları, iktidarlarının ilk gününden başlayarak uygulamaları istenildi. Bu yıl Haziran başında yapılacak genel seçimler için zaman azalıyor. Şimdi Seçmenin Seçim Bildirgesine bakıldığında siyasal partilerin seçimle ilgili ana sorunları bile ortadan kaldırmadığı görülüyor.

 

Siyasi partilerden istenilenlere gelince, Yasal durum değişmedi, bu gün de eski tas eski hamam;

  • Seçim sisteminde seçim barajı düşürülmedi/kaldırılmadı.
  • Milli Bakiye Sisteminin uygulanması (d’Hondt sisteminin kaldırılması) yaşama geçirilmedi.
  • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmiş yabancıların seçmen olabilmesi için en az beş yıl süreyle yurdumuzda ikamet gerekliliği de…
  • Bilgisayar destekli oy sayımından vazgeçilip parmak boyama ile oylama geri getirilmedi.
  • Seçim sonuçlarının il, ilçe bazında değil Yüksek Seçim Kurulu tarafından sandık bazında açıklanması da yanıt bulmadı.

Siyasal partilerden talep bu kadar değildi, dahası vardı: “Parti içi demokrasi tam anlamıyla sağlanmalıydı. Seçime katılacak adaylar ön seçimle belirlenmeli, sıralaması oy sayısına göre yapılmalıydı. İl, ilçe teşkilatları mahkeme kararı olmaksızın görevden alınmamalı, ön inceleme sonuçları yargıya açık olmalıydı. Aday, vekil her türlü transfer (hülle bile) yasaklanmalıydı. Adaylardan alınan ücretler en düşük memur, işçi aylığını geçmemeliydi.” Bunlar da yanıtsız kaldı. Seçmenin siyasi partilerden bu istekleri hep yakınma konusu oldu ve demokrasi gündeminde tutuldu. Ama siyaset kurumu Siyasal Partiler Yasasında, Seçim Yasasında değişiklik yaparak demokratik bir düzenleme getirmeye yanaşmadı.

 

Bu yıl Haziranda yapılacak genel seçimler demokrasi yolunda laik Cumhuriyetin kaderini belirleyecek son dönemeçtir. 1980 faşist darbesinden sonra izlenen liberal politikaların toplumda çözülme ve ahlak çöküntüsü yarattığı görülmektedir. Siyaset kurumu bu ortamda hesap vermeyen başına buyruk bir yapıya dönüşmüştür.

On üç yıldır devleti yöneten siyasal iktidar ise, kilitlendiği “Yeni Türkiye” hedefi için iktidar koltuğundan kalkmaya hiç niyetli değil, kaçak sarayını bile yaptı. Çanlar laik Cumhuriyet için çalıyor. Parlamento içinde ve dışındaki muhalefet partilerinin “Seçmenin Seçim Bildirgesi”ni göz ardı etmemeleri gereken bir değişim döneminden geçiyoruz.

 

Fethiye Parkları Halk Meclisi’nin hazırladığı  “Seçmenin Seçim Bildirgesi” günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu nedenle seçim bildirgelerini henüz yazmamış siyasal partilerimize bir kez daha anımsatmakta yarar var. Kabul ederler mi, programlarına koyarlar mı, seçim bildirgelerinde yer verirler mi, iktidar olduklarında uygularlar mı bilinmez? Ama demokrasi ve Laik Cumhuriyet in varlığı için seçmen siyasal partilerden:

  • Vatanın ve milletin bölünmez bir bütün olduğunu;
  • Atatürk ilke ve devrimlerine ödün vermeksizin sahip çıkacaklarını;
  • Ne ABD ne AB, tam bağımsız Türkiye ve özgürlüğümüz için sömürgeciliğe karşı sonuna kadar savaşacaklarını;
  • Milli çıkarlarımızı koruyup milli değerlerimize sahip çıkacaklarını;
  • Toprak ve tarım reformlarını hızla hayata geçirerek ağalık düzenine son vereceklerini;
  • Laikliğe saygı duyacaklarını, Halkın manevi değerleri üzerinden siyaset yapmayacaklarını;
  • Yabancı vakıf, şirket ve uzantılarının faaliyetinin çok sıkı denetlenmesi ve siyasi çalışma yapmasının yasaklanmasını;
  • Sağlık ve eğitimin parasız hale getirilerek herkesin eşit olarak yararlanabileceği şekilde yeniden yapılandırılmasını;
  • Çağdaş bir yargı sistemi kurularak hızlı, bağımsız ve güvenilir olarak halka hizmet edilmesinin sağlanmasını;
  • Düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün sağlanmasını ve medya patronlarının başka bir ticari faaliyet alanıyla ilgilenmelerinin yasaklanmasını;
  • Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkacaklarını;
  • İnsan hakları Evrensel Bildirgesi’ne uyacaklarını;
  • Demokratik kitle örgütlerinin örgütlenme amaçlarını yerine getirebilmeleri için TBMM’de söz sahibi olmalarını sağlayacaklarını;
  • Devletin vatandaşlarına sağladığı olanaklardan din, mezhep ve etnik kökene bakılmaksızın herkesin eşit olarak yararlandırılacağını;
  • Irkçılığa karşı olduklarını;
  • Kürsü dokunulmazlığı haricinde yüz kızartıcı suçlar başta olmak üzere dokunulmazlıkların kaldırılacağını;
  • Öz kaynaklarımızın yurt ekonomisindeki işlevliliğini arttırarak, dışarıya bağımlı olmayan milli bir ekonomik sistemin kullanılmasını ve
  • Vergi adaletinin sağlanmasını 

kabul etmelerini ve uygulamaya geçirmelerini talep ediyor.

Haziran genel seçimleri yaklaşmışken bir seçmen olarak siyasal partilerimize bir kez daha duyurulur.

Güngör BERK
ADD BDK ÜYESİ

 

Top