SAVAŞ DEĞİLSE NE?

Türkiye’de artık her gün şehit cenazesi kalkıyor. Hem de birkaç yerden. Daha önceleri şehitlerin çoğunluğu er ve erbaş seviyesinde iken, son zamanlarda Tabur Komutanı seviyesine çıktı.

Normal savaş koşullarında, savaşan taraflar kayıplarını gizlerler. Oysa şimdi ilan edilmemiş bir savaş sürdüğünden güvenlik güçlerinin kayıpları bilinirken, PKK terör örgütünün kayıpları bilinmiyor. Yapılan açıklamalarda PKK’nın kayıplarının 2 binin üzerinde olduğu söylense de ortada cenazeler olmadığı için terör örgütü kayıplarını gizleyip moralini yüksek tutmaya çabalıyor. Bu durumda geniş halk yığınları güvenlik güçlerinin kaybının daha fazla olduğu duygusuna kapılıyor.

PKK, kayıplarını gizlese bile çok fazla feryat etmesine, kendini destekleyen AB ülkelerinden, ABD’den yardım istemesine bakılırsa kayıplarının çok yüksek olduğu doğru.

Gayrı nizami savaş kuramcılarına bakılırsa ayaklanıcıların 1 kaybına karşılık devlet güçlerinin kayıp sayısı en az 10 olduğunda kendilerini başarılı sayıyorlar. 24 Temmuz tarihinden bu yana yürütülen operasyonlarda bu tablonun tam tersine olduğunu görüyoruz. Demek ki güvenlik güçlerinin bir başarısı söz konusu. Ortada bir başarı olsa da sonuçta gencecik vatan evlatları yitip gidiyor.  Her kayıpta birden çok fazla ocağa ateş düşüyor.

Kayıp tablosuna bakıldığında ortada bir savaşın sürdüğü artık saklanamaz bir gerçek. Ve bu savaşın bir tarafında en azından ABD’nin olduğu da saklanamaz bir gerçek. Zaten ABD tarafı da bunu saklamadığı gibi, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye “kara gücüm” diyebiliyor ve PYD’ye silah desteği verdiğini açıkça ilan ediyor. Bombalanan PKK kamplarında “unsurları” olduğunu söyleyerek bombalamanın durdurulmasını isteyebiliyor. PYD’ye silah vermek ise PKK’yı arka kapıdan desteklemek anlamına geliyor.

Hal böyle olunca da AKP iktidarı, görünüşte bile olsa, ABD’ye kafa tutar konuma giriyor. Kendi kamuoyuna “antiemperyalist” görüntüsü sunuyor.

Daha tuhafı ülkemizde kendine “solcu” diyen bazıları da “mazlum” pozuna girmiş PKK’ya destek vererek ABD ile aynı safta yer alıyor. Gençliğinde yıllarca hançereleri yırtılırcasına “kahrolsun ABD emperyalizmi” diyerek bağıranlar, şimdi ABD emperyalizminin kara gücü ile kol kola girmişler. Bu durumda dışarıdan bakan bir göz şu tablo ile karşı karşıya kalıyor: ABD ile savaşmak zorunda kalan bir AKP ile ABD’nin her türlü desteği verdiği PKK ile kol kola girmiş “sol” guruplar.

Hangi teorik açıklamalarla PKK ile kol kola girmiş olursanız olun. Türkiye şu anda fiilen ABD ile savaşmaktadır ve bu savaşta ya Türkiye’nin yanında olacaksınız, ya da ABD’nin. Bunun ortası, kenarı yok.

Bu bir savaş. Safınızı seçin. Türkiye, tarihinde ilk kez ABD kuvvetleri ile silahlı bir çatışma yaşıyor. ABD emperyalizmine karşı oluşunuzun hayrını şimdi görmeyeceksek, ne zaman göreceğiz?

 

Lütfü Kırayoğlu

 

Top