İSLAM DİNİNİ GÜNCELLEMEK DEĞİL, TEMEL İLKELERİNE UYMAK GEREKLİDİR!

İSLAM DİNİNİ  GÜNCELLEMEK DEĞİL,

TEMEL İLKELERİNE UYMAK GEREKLİDİR!

 

Prof. Dr. Özer Ozankaya  

 

İslam dininin sömürü konusu yapılmamasını içtenlikle isteyenler de, din sömürüsünü önleyip sömürücülerin  maskesini indirmek isteyenler de,   İslam’ı “güncellemek” değil, “Ben Luther olmayacağım!” diyen Atatürk’ün yaptığı gibi, İslam’ın şu temel ilkelerinin anlam ve gereklerini   her ilgili ortamda  ön sırada tutmalı ve uygulanması sağlamalıdırlar:

 

İslam dininin,

 

1.       “peygamberliğe son vermesi”,

2.      Muhammed’in yalnız   “elçi” olduğunu vurgulayıp,  O’na    insan-üstü hiçbir nitelik bağlaması,

3.      din-adamı sınıfını “Tanrı’ya ortaklık koşma” günahı  sayacak  ölçüde  dışlayıp kaldırması,

4.      gidilmesi zorunlu bir tapınma-evine yer vermemesi,

 

daha 1500 yıl önce bile, her insanı, herhangi bir yol-göstericiye gereksinimi kalmadan  iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, uygunu uygunsuzdan, haklıyı haksızdan, …  ayırt edecek  akıl yeterliğinde ve vicdan yüksekliğinde saydığını, aynı zamanda  bununla yükümlü kıldığını  anlatır.

İslam tarihinde bu ilkelere uyulduğu kısa dönemlerde,  Avrupa’ya Rönesans, Reformasyon, coğrafi keşifler ve bilimsel buluşların yolunu açan parlak bir   İslam uygarlığı gerçekleşmişti. Anadolu’da Yunus Emre’ler:

“Şeriat bir gemidir,   gerçekse denizidir – Ne denli sağlam olsa geminin tahtaları – Ona dalga vurdukça aşınıp gidesidir” diyor,

Hacı Bektaş’lar:

“Hararet nârdadır, sacda değildir – Keramet baştadır, taçta değildir – Her ne arar isen kendinde ara – Kudüs’te, Mekke’de,  hacda değildir!”

diye uyarıyordu.

Atatürk Cumhuriyeti, İslam’ın yukarda sayılan temel ilkelerini öne çıkarırken

“Yaşamda en doğru yol gösterici bilimdir”; 

“Türk ulusu şeyhler, müritler, mansıplar topluluğu olmayacaktır. En doğru tarikat (=yol) uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın gereklerini yapmak,  insan olmak için yeter!”

diyerek halifeliği, saltanatı, din işleri bakanlığını, tarikat, tekke ve zaviyeleri kapattı. Bilime dayalı çağdaş ulusal eğitim kurumunu kurdu.

Atatürk Cumhuriyeti’nin yer  yüzündeki tek saygın Müslümanlar ülkesi ve devleti olması bu temel üzerinde olanak bulmuştur.

Buna karşılık Rusya da içinde olmak üzere Batı sömürgeciliği ve Vatikan, daha sonra da İsrail, özgür, gelişen, bayındırlaşan Türkiye Cumhuriyetinin tüm  İslam ve Türk dünyasına sürekli ilerleme yolunda örnek olacağını hemen anlayarak,  Atatürk Türkiyesini baltalama yolunda, insanlığa  karşı cinayet sayılacak çok değişik yol ve yordamlara başvurarak bugünleri hazırlamışlardır.

 

Bknz.:

Özer Ozankaya, TÜRKİYE’DE   LAİKLİK, CEM Yay.

Özer Ozankaya, CUMHURİYET ÇINARI: MUSTAFA KEMAL’İ ATATÜRK YAPAN        UYGARLIK TASARIMI, CEM Yay.

Özer Ozankaya, DÜNYA DÜŞÜNÜRLERİ GÖZÜYLE ATATÜRK VE CUMHURİYETİ

            T. İş Bankası Yay.

Top