Prof. Dr. Muzaffer ERYILMAZ: ÖRGÜTLÜ BİR MAYIS İÇİN! BİRLEŞELİM!

Bir Mayıs.

Bir Mayıslar bizim…

Emeğin Mayıs’ı,  emeğin 1. Mayıs’ı bizim…

Türkiye, evrenselleşmiş, her yerde her renkten emeği birleştirmiş, bayramlaştırmış, bayram olmuş 1 Mayıs’a karşı ilkel bir korku duyuyor, yabanıl bir diş biliyor…

Çalışanın bayram kutlaması, çalışanın yılda bir kez, kendi emek ve özgürlük mücadelesine eğilmesi bir haktır, bir zevktir, bir direnişe ilgidir, bir direniş bilgisidir de. Dünya kapitalizmin elinde can çekişiyor, çevre can çekişiyor, kutuplar, buzulları ve kutup ayıları ve penguenleriyle can çekişiyor. Türkiye’nin el değmemiş narin derecikleri kâr hırsının gözü dönmüşlüğüne adeta kurban ediliyor ve bütün bunların görmezden gelinmesi isteniyor.

Biliyorlar ki, toplumun bilince doğru yol alması, insanın maddi ve kültürel olarak bir bütün olduğunun anlaşılması, onların işine gelmez.

Kapitalizmin çehresi, neo-liberal yüzsüzlükle, onun Türkiye’deki nobran yüzüyle çok daha kolay anlaşılabilir bir kıvamda aslında. Bunun için, örgütlü olmak, küçük ayrılıkları törpülemek, önemsememek, hatta bir kenara atmak gerekiyor. Ancak birlikten kuvvet ve o kuvvetten sağlıklı bir gelecek doğar. Aksi halde, bizi bölüp parçaladıkça, kendi eşitliksizlikçi düzenlerini koruyabilecekler, nitekim koruyabiliyorlar da. Onlar bizim hep bölünmemizi dört gözle bekliyorlar ve biz bölündükçe, onlar ellerini ovuşturuyorlar. Demokrasi sahnesinde rol alan bütün güçler ve özellikle de emek güçleri artık bu dağınıklığın, sadece demokrasiye değil, bizatihi Türkiye’ye, Cumhuriyet Türkiye’sine de zarar verdiğini görebilmelidir…

1977 1 Mayıs’ı, o büyük altüst günlerinin, ortasında, kalbimize doğranan o acıdan ders almak, o derdi içimizde hala taşıyor olmak, bizi daha çok insan, daha çok demokrat, daha çok birlik yanlısı yapmalı, yapabilmeli. Başka türlü bu ülke nasıl ve kimin elinden düzlüğe çıkabilir ki… Ancak bizim acımızı doğru yere sevk etmemizden, ancak bizim acılarımızdan ders çıkarmamızdan sonra, düzlüğe çıkacaktır Türkiye.

Dokuz canlı gibi görünen, varlığını, yürüttükleri popüler kültür ve kitle iletişim araçları propagandası aracılığı sürdüren kapitalist sistem, bilmelidir ki, bir insanın canını acıtan ve bunu da doğal ve meşru gibi gösteren bir var oluş biçimi ilelebet devam edemez. Onun devam etmeyeceğini en iyi kanıtını, 1 Mayıs’ların güçlü ve kalıcı birliktelikleri göstermelidir. Bunu gösterdikçe hem bu topraklarda kapitalizm hem de dünya ölçeğinde sermaye, bir korku, ruhlarında bir çatırtı duyacaktır.

Kapitalizmi reforme ede ede, onu restore ede ede, aslında demokrasiyi budadığımızı da fark etmemiz gerek. Reformist çabalar, kapitalizme karşı radikal bir barışçıl direnişe evrilmelidir. Bunun yolu da ancak sendikaların ve emek organizasyonlarının böyle bir yola baş koymasıyla mümkündür. Böylesi bir çaba için, emeğin kendi tarihine eğilmesi, ondan dersler çıkarması ve gücünü, nefesini, programını, önceliklerini tazeleyerek yeni bir rotaya girmesi gereklidir.

Dünyanın neşe, kazanılmış hakkın yarattığı iç erinçle, emekçileri sahneye davet ettiği bir ortamda, bizim bir gerilim filmi çekiyormuşçasına 1 Mayıs’ı kutlamaya çalışmamız, iktidar güçlerinin emel, niyet ve taktiklerinin en iyi dışavurumunu da bize vermektedir.

Emek kaybolmaz, emek yenilmez. Emek geri çekilebilir, emek sönük kalabilir tarihin kimi evrelerinde. Ama var olan her şeyi var eden biricik güç o oldukça, onun kendi türküsünü ebedi olarak söyleyebileceği, günlere de geçilecektir, elbet bir gün, elbet bir gün, elbet bir gün.

Şimdi alanlara sevgi ile çıkma zamandır,

Şimdi emeğin, içindeki göz nurunu tüm topluma gösterme zamandır.

Emeği hiçIeştiren toplumların geri ve despot oluşları nasıl rastlantı değilse, emeğin kaderine hükmetmeye karar verdiği toplumların hoşgörü, eşitlik ve özgürlük açısından farklı bir klasmanda oluşu da o kadar rastlantı sayılamaz. Tarih rastlantıları, zorunlulukların emrine sokmasıyla bilinir. Emekçilerin rastlantısal birliği değil, bilgiyle, bilerek kurdukları birlikler, zorunluğun çubuğunu emekten yana bükecek ve yoksulluk ve zulüm bitecek ve beyinlerin içinde tutulduğu hapishaneler kapatılmış olacaktır.

Şimdi emeğe el verme zamanı,

Şimdi emeğe güç verme zamandır.

Şimdi emekle emek olma zamanıdır.

 

 

Top