BUGÜNLERDE PLATON

Toplumsal düzenin önemine dikkat çeken Platon insanlık için hangi yönetimin en uygun olacağını araştırmış ve düşüncelerini Devlet adlı ünlü eserinde ortaya koymuştur 1. Yönetim sistemlerinin birbirini izleyen bir süreç olduğunu söyleyen Antik Yunan bilgesi Platon’a göre adaletsizlikte en belirgin dört yönetim vardır. O’na göre en iyisi ise aristokrasidir.

Geleneksel Yunan terimi olan aristokrasinin anlamı en iyiyle yönetilmektir. Aristokrat, orun (mevki) ve para için alçalmaz. . Ekonomik, toplumsal ve siyasi gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu yönetim biçimi, bugün aristokrasi olarak bilinmekle beraber aslında aristokrasi bilgelerin yönetimi demektir. Aristokrasi olarak bu geleneksel anlam gerçekte kullanılan anlamla aynı değildir. Platon aristokrasiyi tanımlarken gerçek anlamının kullanmaktadır. Buna göre iyi yönetimin anlamı en iyilerle yönetilmektir. Bu da ancak bilgelerle gerçekleşebilir.

Bilgelik ve erdem sahibi olanların başta bulunduğu aristokrasi, düşünbilimin (felsefe) bulunmadığı bir yönetime evrildiğinde timokratik yönetim ortaya çıkar. Aristo’ya göre şeref rütbelerinin varlık derecelerine göre verildiği devlet idaresidir timokrasi 2. Platon’a göre de yöneticilerin güç, şan, şöhret, şeref elde etmek, askeri zaferler kazanmak gibi dünyevi arzularının mantıklarının ve halkın çıkarlarının önüne geçtiği ve geçirildiği durumlarda ortaya çıkan yönetim anlayışını ifade eder. Yine de iyiyle kötünün karışımı olan bir yönetim olarak kabul edilir. Yönetim,bilge ve erdem sahibi yöneticilerin elinden şan ve şöhrete düşkün yöneticilerin eline geçince bozulmaya başlar. Varsıllaşanların gücü artınca timokrasiden oligarşiye geçilir.

Oligarşi siyasal gücün birkaç kişiden oluşan ayrıcalıklı, varsıl küçük bir grubun elinde bulunduğu yönetim biçimidir. Artık yasaların üstünde olma dönemi başlamıştır. Yani yasa yöneticiler tarafından konulmaktadır. Güç paradan gelmektedir. Amaç para haline geldikçe bilgelik değer kaybetmektedir. Oligarşide toplum varsıllar ve yoksullar olarak ikiye bölünür. Yönetenler varsıl, yönetmeyenler çok yoksuldur. Bu yönetimde halkın varsıl olması çok güçtür. Sayıları varsılları geçen yoksul ve mutsuzların sayısı artınca iç savaş kaçınılmaz olur. Yoksullar savaşı kazandığında da yönetim demokrasiye evrilir.

Demokrasi, siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa

olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı, yönetim biçimidir. Ama halkın kendisini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması koşuldur. Demokraside her birey özgürlükte ve güçte eşittir. Özgürlük olduğundan bu yönetim de iyi olarak kabul edilir. Demokrasinin esas ilkesi, halkın egemenliğidir. Ancak bu yönetimde önemli bir tehlike vardır. O da her kafadan bir sesin çıktığı ve özgürlüğün çok geniş olduğu bu yönetimin kargaşaya dönüşme olasılığıdır. Kimsenin birbirini ve yönetimi umursamadığı, kuralın ortadan kalkmaya başladığı bir ortam ortaya çıkar. Demokrasi için Platon “büyüleyici yönetim çeşitlilik ve sorunlarla dolu” der. İnsanlar için önemli olan özgürlük ve zevktir. Bu yüzden Platon aşırı özgürlüğü kölelik olarak değerlendirir. O’na göre başta bulunanlar bilgisiz bir çoğunluk olduğundan bu yönetim de iyi değildir. Böyle bir yönetimde adil bir toplum düzeni sağlanamadığından toplumun bütünü mutlu olamaz. Çünkü baştakiler halkın desteğini alabilmek için adil davranmak ve halkın ve ülkenin çıkarlarını düşünmek yerine, kendi çıkarlarına uygun işler yaparlar, yani yasaları hiçe sayarlar. “Demokrasi insanların %51’inin kalan %49’unun haklarını zorbalıkla elinden aldığı bir çete yönetiminden başka bir şey değildir” diyor Amerika’nın 3. başkanı Thomas Jefferson 3. Amerika’nın 2. başkanı John Adams da “Hatırlayınız, demokrasi asla uzun süre kalmaz, kısa sürede, zayıflar, bitkin düşer ve kendini yok eder. İntihara teşebbüs etmemiş hiçbir demokrasi yoktur” diyor 4. Sonuçta demokrasi de zamanla daha kötü bir yönetime evrilir.

Oligarşi demokrasiye değiştiği gibi demokrasi de kaçınılmaz olarak giderek adı tiranlık olan zorbalığa dönüşür. Eski Yunan’da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan, hukuk ve anayasa kurallarından bağımsız bir yönetim biçimi sergileyen önder olarak tanımlanır tiran (zorba). Platon’a göre de demokrasi tiranlığa en yakın yönetim biçimidir. Demokrasideki herhangi bir değişim kaçınılmaz olarak tiranlığa yönelecek ve özgürlüğün tutsaklığa dönüştüğü en hastalıklı yönetim biçimi ortaya çıkacaktır. Güçlü tek adam yönetiminden dış çevrelerin ve onların yandaşlarının kazançlı çıkacağı ve tek adamlık (başkanlık) özentisinin buyurganlığa dönüşeceği bilinmektedir 5. Adı ne olursa olsun yönetimin ulusal çıkarları korumak baş görevi olmalıdır. Tek adam konumundaki kişinin, halk oyuyla seçilmiş olsa bile, kimi durumlarda “yasa gücünde karar verme” yetkisi de olursa, bu yetkinin sağlıklı kullanılacağının kesin olmadığı da vurgulanmaktadır 5.

Cumhuriyet ise ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimidir. Cumhuriyet özgürlük, insanca var olmanın yolu ve tam bağımsızlıktır. Şekil olarak halk iradesinin hakim olduğu bir yönetim biçimidir ama temelde göründüğü gibi değildir. Çünkü her cumhuriyet tam anlamıyla bir demokrasi olmadığı gibi her demokrasi de bir cumhuriyet değildir. Cumhuriyet yasaların

yönetimidir. Cumhuriyette yönetim değişiklikleri halka sorulamayacak kadar önemlidir. Platon’a göre bir devlette bilgeler (filozoflar) yönetici ya da yöneticiler bilge olursa en iyi yönetim budur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bizim bilgemizdir ve ulusu için en uygun yönetimin cumhuriyet olduğunu anlamış, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’imizi ilan etmiştir. O’na göre” Türk Ulusu büyüktür. Özgürlüğü ve barışı sever. Canı pahasına da olsa, cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacak güçtedir. Ve yaşatacaktır…Cumhuriyet, etnik kökeni ne olursa olsun tüm yurttaşlarını Türk Ulusu çatı kimliğinde birleştirmiştir.”Ayrıca, “Cumhuriyet erdeme dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet düşünce, beden ve bilim bakımından güçlü koruyucular ister. Geleceğe güçlü biçimde ulaşabilmek, cumhuriyetimizi korumak ve yaşatmakla olanaklıdır” 6 diyerek hepimizi uyarmış ve görevlendirmiştir.

Biz Atatürk’ün bize armağan ettiği cumhuriyeti koruyamadık. Etnik, dinsel, mezhepsel vb. çoklu gruplara ayrışmış durumdayız. Sadece sınır ötesinde değil sınırlarımız içinde de savaştayız. Türkiye’nin geleceği, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, yeniden cumhuriyetle yönetilmesine bağlıdır. Belki de Platon’un dediği gibi, her doğan şey çürüyüp yok olacak ve düzen de bir gün mutlaka değişecektir. Birbirini izleyen süreçlerde ülkemizde de mutlaka Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete geçiş olacaktır. Bu da ancak halkın aydınlanmasıyla olasıdır. Önemli olan içinde bulunduğumuz bu sıkıntılı günlerin kısa zamanda düzelmesi için göstereceğimiz çabadır. Çok geç kalmış olsak da, aydınlanma için, kişisel sorumluluklarımızın bilincinde olarak, ivedilikle kolları sıvamamız gereklidir.

Kaynakça:

  1. Platon. Devlet. Dergâh Yayınları İstanbul 2005.
  2. Rauch L. Plato’s The Republic. Monarch Press New York 1965.
  3. Mayer DN. The Constitutional Though of Thomas Jefferson. The University Press of Virginia, 1999.
  4. From John Adams to John Taylor, 17 December 1814,” Founders Online, National Archives, last modified December 28, 2016, http://founders.archives.gov/documents/Adams/99-02-02-6371.
  5. Ataöv T. Federasyon Başkanlık Yar-Başkanlık. Destek Yayınevi İstanbul 2011.
  6. http://bilmiyorsan.com/ataturkun-cumhuriyet-ile-ilgili-soyledigi-14-unutulmaz-soz/

Prof. Dr. Esmeray Acartürk

 

Top