ÖZÜR DİLEYİN!

İçinde yaşadığımız dönem belki de çelişkilerin, zıtlıkların, değişimlerin ve dönüşümlerin en yoğun yaşandığı dönemlerden biri.

 

Başka zaman dilimlerinde yaşayan insanlar için imkânsız görünen pek çok şey bizler için sıradan olaylar haline geldi. Örneğin düne kadar el ele, kol kola yol yürüyen, ne istedilerse verilen yapılara karşı söylenen sözlere bakınca insan şaşırıyor. Sanırsınız ki o aşk dolu günleri kendileri yaşamadılar!

 

Sadece o değil elbette. Gazilere ve Şehitlere bakış konusunda da kısa sürede büyük değişiklikler oldu.

 

 

Açılım adı altında yürütülen o şaşalı süreci hatırlayın. Habur’dan pop star edasıyla sokulan, otobüslerin üzerinde tur attırılan o dönemde kimse Gazilere ve Şehit Ailelerine dönüp bakmıyordu.

 

Mesela, 19 Ekim 2011 tarihinde, Başbakanlık binasının önünde Recep Tayyip Erdoğan’ın korumaları tarafından dövülen, yerlerde sürüklenen, hırpalanan kişiler Gazilerdi.

 

PKK’yı şirin göstermek için AKP hükümeti tarafından düzenlenen AKİL ADAMLAR toplantılarına katılmak isteyen Gazileri ve Şehit yakınlarını dövenler, onları yerlerde sürükleyenler de muhtemelen bugünlerde görevlerine devam ediyorlar.

 

Evet, dün konjonktür farklıydı ve bir Şehit babasına  “KARAKTERSİZ” dendi!

 

Vatanı için kolunu, bacağını, gözünü kaybedenlere ve Şehit yakınlarına “SEKTÖR OLDULAR” diye seslenildi.

 

İki kolu, bir bacağı ve bir gözü olmayan Gazinin, Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bir otobüse binerken elleri olmadığı için gösteremediği “Kimlik Kartı” sebebiyle yediği dayak hafızalardan silinmedi.

 

Belediye Otobüsünü kullanan şoförün Gazi’ye söylediği “Hayvan oğlu hayvan! Şerefsiz! Allah görmüşte iki kolunu almış!” cümleleri kulaklarımızdan uçup gitmedi.

 

O otobüsün şoförü bunları yaptıktan sonra Büyükşehir Belediye Başkanının başlattığı Gazi’yi tahkir eden, onu ve tüm Gazileri hedef alan iftira kampanyası unutulmadı. Kendisine ait olduğu söylenen televizyon kanallarında Gazileri hedef gösterip, yandaş Vakıfların yalanlarını saatlerce yayınlatmadaki hevesini hiçbir Gazi belleklerinden silmedi.

 

Çok değil daha birkaç yıl önce vatan için toprağa giren kınalı kuzulara “kelle” diyenler, “3-5 Mehmet öldü diye Meclis mi toplanır!” diye atarlananları hiçbir vicdan unutmadı.

 

Peki, ne oldu da her şey bir anda değişti?

 

Olan basit! Dün açılım için Şehit Ailelerinin, Gazilerin görünmemesi, duyulmaması, konuşmaması gerekiyordu. Açılımın mimarları teröristlerle değil Gazilerle ve Şehit Aileleriyle mücadele ediyorlardı.

 

Şimdiyse açılım bitti. Artık “PKK’nın ve Öcalan’ın itibarını” düşünen bakanlar pek görülmüyor piyasada. Bu yüzden düne kadar Gazileri ve Şehit Ailelerini düşünmeyenler birdenbire bizleri hatırlar oldular.

 

Kötü mü? Elbette değil. Biz dün de bugün de aynı noktadayız. Bu ülke için canını vermiş, kanını vermiş insanları aşağılamayın, vatanı vatan yapanları itibarsızlaştırmayın diyorduk, şimdi de diyoruz.

 

Gazileri dövdürmeyin, iftira atmayın, Şehit yakınlarını küçümsemeyin diyorduk, şimdi de diyoruz.

 

Fakat daha düne kadar Gazilere ve Şehit Ailelerine karşı her türlü günaha girenlerden şimdi açık bir özür de bekliyoruz. Madem Gaziliğin ve Şehitliğin kutsal kavramlar olduğunu şimdi anladınız, o zaman özür dilemekle başlayın. Yok, bugünler de geçer, yarın öbür gün yeniden “açılım” yaparız diye plan yapıyorsanız bilin ki Gazilerin ve Şehit Ailelerinin hafızası güçlüdür. Dün nasıl mücadele ettiysek yarın da mücadele ederiz ama her koşulda günahlarınızı yüzünüze vururuz.

Top