ÖZELLEŞTİRME-ŞEKER FABRİKALARI VE MİLLİ OLMAK

ÖZELLEŞTİRME-ŞEKER FABRİKALARI VE MİLLİ OLMAK

         Bir devletin milli olabilmesi için ekonomik alanda, sanayi alalnında, eğitim alanında neler yaptığına bakmak gerekir. Milli olmak, vatandaşların yararını düşünmek, ülkenin birliğini düşünmek, her vatandaşın refah payından eşit faydalanabilmesini sağlamak, ücretsiz eğitim, sağlık hizmeti vermek, yoksulu doyurmak, iş kapısı yaratmak v.b. demektir.

Eğer bir siyasi iktidar ülkesinin kurucusuna haince iftiralar atan düzenbazlara müsaade edilecek ortamı yaratıyorsa, o düzenbazların gidip elini öpüyorsa asla MİLLİ olamaz!

Eğer bir siyasi iktidar kendisine emanet edilen çocukları koruyamıyor, yoksul çocukları cemaat yurtlarına, sözde dindar vakıfların eline bırakıyor, erkek çocuklarına dahi taciz-tecavüz ediliyorsa ve bunun için hiçbir şey yapmıyorsa orada Millilik asla yoktur!

Eğer bir siyasi iktidar halkından doğrudan ve dolaylı yoldan yüzde atmışa varan vergiler alıp, yol, köprü, hastane gibi yapması gereken görevleri de yandaş şirketlere yaptırıyor, gelmeyen hasta başına, geçmeyen araç başına şirketlere hazineden yani hepimizin parasından söz verdiği ödemeleri yapıyorsa orada asla ve asla Millilik yoktur!

Eğer bir siyasi iktidar kendi ülkesinin çiftçisinin üretmesini istemiyor, bunun için her yolu deniyorsa, üstüne bir de -ülkesinde en iyileri yetişmesine rağmen- vatandaşının yediği ekmeğin buğdayını, mercimeği, nohutu dahi ithal ediyorsa, tarım arazilerinin ekiminin azalmasını önlemiyor, mazot ve gübre zamlarından çiftçi ürün ekemez duruma getiriliyorsa, bilinçsiz üretim ile vatandaşlarına ilaçlı, hormonlu meyve sebze yediriyorsa orada Millilikten söz edilemez!

Eğer bir siyasi iktidar yenilerini kurmayı da bırakın, kendinden önce kurulmuş fabrikaları, işletmeleri, tesisleri haraç mezat satıyorsa o siyasi iktidarın Milliliğinden bahsedilemez.

Günümüz siyasi iktidarı, sağolsun! 19.11.2002 tarihinden 31.12.2015 tarihine kadar 80 Milyar 130 Milyon Dolarlık özelleştirme yaptı. 2016 yılında ise 681 Milyon 515 Bin Dolarlık özelleştirme yapıldı. Dünya ekonomik krizi sebebiyle satılamayan  yerler (Ziraat ve Halk Bankası, BOTAŞ, TPAO, TÜRKSAT, THY, PTT, ÇAYKUR gibi) de Varlık Fonu Özel Anonim Şirketi’ne devredildi. 

Özelleştirme kapsamında günümüz siyasi iktidarının sattığı kurumları, tesisleri alt alta yazdığımız zaman tam tamına altı sayfa A4 yapıyor. Sadece birkaç örnek vermek gerekirse, satılan kurumlar;Türk Telekom, Erdemir, Seydişehir Eti Alüminyum, Paşabahçe Cam Sanayi, Tüm Tekel (Sigara, Alkol, arazi, bina, hammadde…)İşletmeleri, Sümer Holding, Et ve Balık Üretim AŞ, Petkim, Tüpraş, Bursagaz, Esgaz, Kuşadası Limanı, TCDD İzmir-Derince-Mersin Limanları, İskenderun Limanı, 31 Akarsu Santrali, 19 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi, 9 Termik Santral, Türkiye Denizcilik İşletmesi ve daha niceleri…

Ankara’da satılan  Et-Balık Kurumunun arazisine Ankamall Alışveriş Merkezi, Adana Tekel Sigara Fabrikası arazisine Park Adana AVM, Samsun Sigara Fabrikası yerine Bulvar Samsun AVM, Malatya Sigara Fabrikası yerine Doğa Cadde AVM, Çanakkale Kanyak Fabrikası arazisine 17 Burda AVM inşa edildi ve daha niceleri…

Şimdi sıra geldi Cumhuriyet’imizin diğer satılan kurum ve kuruluşlar gibi dişinden tırnağından artırdıkları ile kurduğu 14 Şeker Fabrikamızın Satışına.

1923 yılında ülkemizin 50bin ton şeker ihtiyacının tamamı dışarıdan karşılanıyordu. Atatürk ile görüşen Uşak’lı Nuri Efendi ile temeli oluşturulan Şeker Fabrikaları kurulma süreci başlamış, 1926’da Türkiye Sanayi ve Maden Bankası’nın ciddi desteğiyle Uşak Şeker Fabrikası açılmıştır. 1925 yılında İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları AŞ kurulmuş, bu şirketin kurduğu Alpullu Şeker Fabrikası da 1926’da açılmıştır. İş Bankası, 1932’de Eskişehir Anadolu Şeker Fabrikaları AŞ’yi, 1933’te de Turhal Şeker Fabrikası Türk AŞ’yi kurdu. Çok geçmeden Eskişehir ve Turhal Şeker fabrikaları açıldı. 3 Temmuz 1935’te değişik şirketlerin elindeki şeker fabrikaları bir tek şirkette birleştirildi. Sümerbank, Ziraat Bankası ve İş Bankası’nın eşit hisselerle katıldıkları 22 Milyon Lira sermayeli Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı kuruldu.

1923’te yılda 50bin ton olan şeker ithalatımız, şeker fabrikalarımızın kurulmasından sonra giderek azaldı. 1934-35’te 2-3 bin tona indi. Dolayısıyla Türkiye, şeker ihtiyacının neredeyse tamamını bu yerli-milli şeker fabrikalarıyla karşıladı. 1951-1956 arasında 11 yeni şeker fabrikası kuruldu. Böylece Şeker Fabrikası sayısı 15 oldu. 1962’de Ankara Şeker Fabrikası ve sonraki yıllarda 2001 yılına kadar 14 Şeker Fabrikası daha kuruldu.

Özelleştime ile 2004 yılında Kütahya Şeker Fabrikası, 2005’de Adapazarı Şeker Fabrikası, 2009 yılında ise 6 Şeker Fabrikası daha satılmıştı.

Önümüze getirilen 14 Şeker Fabrikamızın satışı ile ilgili de burnumuza pis kokular gelmeye devam ediyor. Zira ülkemizde de üretim yapan, ABD’li Nişasta Bazlı Şeker (zehir denilen) üreten Cargill adlı şirketin raporu doğrultusunda bu satışların yapılacağı gibi bir duyum alıyoruz. Bunun doğruluk payı varsa eğer bu ne kadar Milliliktir? Vatandaşlarının sağlıklı beslenmesinden sorumlu olması gereken siyasi iktidar, nişasta bazlı şeker ile kendi topraklarımızda yetişen pancardan üretilecek şeker arasında vatandaşından yana mı yoksa Cargill gibi şirketlerden yana mı tavır alacaktır?

Temmuz 2005’te TBMM’de kabul edilen 5403 sayılı toprak koruma ve arazi kullanımı yasasında yapılan değişiklik bu adı geçen şirketle ilgili midir? Bu adı geçen firma hakkında olumsuz yedi mahkeme kararı olmasına rağmen işlerine neden devam edebilmiştir? Şeker Kanunu değiştirilerek Türk firmalarına kota varken bu Cargill’e kota neden kaldırılmıştır?

2011’de Türkiye şeker piyasasını düzenleyen Şeker Kurulu’na Bakanlar Kurulu’nca seçilen üyelerden biri Cargill adlı şirketin Yöneticisi Mustafa Muzaffer Sayınataç olmuştur, bunun sebebi nedir?

Doğal olarak bunlar olunca biz gariban vatandaşın aklına kötü sorular geliyor, yine haraç mezat kimlere de satılacağı belli gibi görünen 14 Şeker Fabrikamızın satışına ilişkin çalışma durdurulacak mıdır? Yoksa Sayın Başbakan’ın İl Başkanları toplantısında dediği gibi bu satış konusunda kararlı mı olunacaktır?

Hep birlikte göreceğiz; Milli ve Yerlilik ne demek?

 

                                                                                      05.03.2018

                                                                                Batuhan GÜLDİKEN

                                                                           Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                               Isparta Şube Başkanı

Top