Ömer Lütfi Taşcıoğlu: En yüksek rütbe Gazilik

25 Ocak 2018’de Ulusal Kanal’ın akşam haberlerinde bir gazimizin kimlik kartını gösterdiği halde İstanbul Belediyesi halk otobüsünden indirilişine dair haberi üzüntüyle izledim.

Haber yapılırken konunun geçmişi bilinmediğinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) sürücüyü görevden aldığı belirtilerek olay sanki sadece halk otobüsünün sürücüsünden kaynaklanıyormuş ve İBB’nin hiç kusuru yokmuş gibi bir izlenim oluştu.

Oysa durum tamamen farklıdır ve bu üzücü olay sürücünün hiçbir şekilde kabul edilemeyecek davranışından önce İBB’nin ilgili kanun ve yönetmeliği uygulamamasından kaynaklanmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından şehit aileleri ile gazilere verilen kimlik kartlarının belediyeler tarafından otomatik kart tanıma sistemlerine tanıtımının yapılması için Bakanlık tüm belediyelere tamim yayımlamıştır. Ankara’da bu işlem yapıldığından belediye otobüsüne, halk otobüsüne ya da metroya bindiğinizde kartınızı cihaza okutunca “serbest kart” tanımı yapılarak yolcunun geçişine izin verilmektedir.

GAZİLERİMİZE SAYGISIZLIK

İstanbul’da ise otobüse bindiğinizde İBB tarafından sisteme kart tanıtımları yapılmadığından şehit ailesi ya da gazi kimlik kartını cihaza okuttuğunuzda sistem “geçersiz kart” ikazı vermekte ve bazı sürücüler şehit ailesini ve gaziyi inmeye zorlamakta, şehit aileleri ve gaziler halkın önünde aşağılanmaktadır.

Ben de 29 Ocak 2016 tarihinde İstanbul’a yaptığım seyahat sırasında benzer bir olay yaşamış ve durumu bir dilekçeyle İBB’ye ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bildirmiştim.

İBB tarafından dilekçeme verilen cevapta şehit aileleri ve gazilere verilen kartın akbil olarak kullanılmadığı, ayrıca akbil kartı çıkartmam gerektiği bildirilmiştir.

KANUN İHLALİ

Oysa şehit yakınları ve gazilere tanınan belediye vasıtalarında ücretsiz seyahat hakkının belediyeler tarafından özel şarta bağlanması 4736 sayılı Kanun’un 1. maddesine ve 4 Mart 2014 tarih ve sayı: 28931 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği’nin 6. madde (2).fıkrasında belirtilen “Toplu taşıma araçlarından ücretsiz veya indirimli yararlanma amacıyla birinci fıkrada belirtilen belgelerin (şehit yakınları ve gaziler için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca verilen kimlik kartı) ibraz edilmesi halinde ücretsiz veya indirimli seyahat hakkı herhangi bir gerekçeyle engellenemez” hükmünün açıkça ihlalidir.

Bu konuda 29 Ocak 2016’dan bu yana İBB ile 10’un üzerinde yazışma yaptığım halde belediye şehit aileleri ve gazilerin kartlarını sistemine tanıtmamak için direnmekte ve kart sahiplerini ayrıca akbil almaya zorlamaktadır.

Gaziler Derneği konuyu İBB’ye bildirerek düzeltilmesini talep etmiş, ancak sonuç alamayınca İBB aleyhine hukuk süreci başlatmıştır.

Reklamdan sonra devam ediyor

Şehit aileleri ve gazilerin hava taşımacılığından yararlanmasında ise durum daha da kötüdür.

Şehit aileleri ile gazilere THY tarafından sadece yüzde 20 indirimli seyahat hakkı verilmekle birlikte çoğu kez bu hak kullanılamamaktadır. Zira THY bilet satışında şehit ailelerinin ve gazilerin internet üzerinden bilet satın almasına izin vermemekte, şehit ailesini ve gaziyi THY bürosunun olduğu bir büroya gitmeye zorlamaktadır. Siz büroya varıncaya kadar geçen sürede internette gördüğünüz biletin fiyatında otomatik olarak artış yapıldığından yüzde 20 indirim yapılsa bile aldığınız bilet için normal bir kişinin internet üzerinden aldığı biletten daha fazla ücret ödemek zorunda kalıyorsunuz.

PROTOKOL AYIBI

Şehit ve gaziler açısından maaş ve sosyal haklardan daha önemlisi ise şehit yakınları ve gazilere gösterilmesi gereken saygıdır. Şehit aileleri ve gazilerin protokoldeki yeri içler acısıdır.

Devlet Protokolü’nde askeri dernek başkanları protokolün en sonuna konulmuştur. İl ve ilçe protokolünde ise kamu yararına çalışan dernekler adı altında yine protokolün en sonuna konulmuştur. Törenlerde herkes çelenklerini koyduktan sonra özel bankalar, ardından kamu yararına çalışan dernekler anons edilmekte ve şehit aileleri ile gaziler çelenklerini özel bankalardan sonra “kanarya sevenler derneği” ile birlikte koymaktadır.

Oysa birçok yabancı ülkenin gazileri emperyalist amaçlarla başka ülkeleri işgale gittikleri halde ülkeleri kendi gazilerine ve harp ölülerinin ailelerine çok büyük saygı göstermekte, protokolde gazilere ilk sıralarda yer vermekte ve kendi gazilerine Türk şehit ve gazileriyle mukayese edilmesi mümkün olmayan haklar tanımaktadır.

AVUSTRALYA ÖRNEĞİ

Bunun tipik bir örneği Avustralya’dır. Avustralya’ya yaptığımız ziyaret sırasında benim başkanlığımdaki 5 kişilik Türk gazi heyeti Avustralya Harp Okulu öğrencilerinden oluşan bir bölük tarafından askeri törenle karşılanmıştır. Tören komutanı Yüzbaşının tekmil verip Türk heyet başkanına, birliğini denetlettikten sonra “size sarılabilir miyim efendim” ifadesini kullanması Türk heyeti tarafından hayretle karşılanmıştır. Tören Bölük Komutanı Yüzbaşının bana sarıldıktan sonra hıçkırarak ağlaması ve “hayatımın en şerefli anı bir Türk gazisine sarılmaktır” ifadesini kullanması tüm heyet üyelerini duygulandırmıştır.

GAZİYE ÖNCELİK

Avustralya Genel Valisi’nin katıldığı şehir stadyumunda yapılan Gaziler törenine götürülürken yaşadığım olay ise yabancı ülkelerde gazilere gösterilen saygı ile Türkiye’de gazilere gösterilen saygı arasındaki uçurumu göstermesi açısından bir ibret vesikasıdır. Avustralya Gaziler Bakanlığı’nca tören alanına beni götürmekte görevlendirilen mihmandar subay, törenin başlamasına az bir süre kala içinde bulunduğumuz aracın sürücüsüne bir trafik cebinde durmasını söyledi. Mihmandar subayı ikaz ederek törene geç kalabileceğimizi, yola devam etmemizin daha uygun olacağını söyledim. Bunun üzerine mihmandar subay şu cevabı verdi: “Siz VIP misafirsiniz. Tören alanındaki yerinizi Genel Vali’den hemen önce alacaksınız. Dolayısıyla siz tören alanına girmeden önce Avustralya Genel Valisi dışındaki herkesin tören alanındaki yerini almış olması gerekir. Başbakanımızın aracı henüz geçmedi ve başbakan yerini almadı. Sizi ondan önce tören alanına götürüp itibarınızı sarsamayız.” Bu cevaptan biraz sonra koruma araçları eşliğinde başbakanın konvoyu önümüzden geçerek tören alanına ulaştı ve başbakan araçtan inip törenin izleneceği platformdaki yerine oturdu. Bir dakika kadar bekledikten sonra mihmandar subay sürücüye hareket etmesini söyledi ve aracımız tören yerine geldi. Mihmandar subay beni yerime oturttuktan kısa süre sonra Avustralya Genel Valisi tören alanına geldi ve tören başladı.

Tek başına bu misal bile yabancı ülkelerin gazilere gösterdiği saygı ile Türkiye’nin gazilere gösterdiği saygı arasındaki uçurumu göstermeye yeterlidir.

UNUTMAYALIM

Türkiye’de ise birçok olumsuzluk yaşayan şehit aileleri ve gazilerin sorunlarına gereken önemi verecek makam ve yetkili bulmak oldukça zordur. Şehit aileleri ve gaziler sadece hendek savaşları, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı gibi operasyonlar sırasında akla gelmekte sonra unutulmaktadır.

Türkiye’de gazilere gösterilmesi gereken ancak maalesef gösterilmeyen saygıyı Milliyet gazetesinde görev yaparken köşesine taşıyan gazeteci Yavuz Donat’ın yazdıkları bu çelişkiyi çok anlamlı şekilde dile getirmektedir. 1998 yılı Kasım ayında ABD’ye yaptığı bir ziyaret sırasında plakasında madalya benzeri bir işaret bulunan bir araba Yavuz Donat’ın dikkatini çeker. Aracın sürücüsüne herkesin saygı gösterdiğini görünce merak edip bu şahıs kim diye sorar. “Mor kalpli adam” diye cevap verirler. Şahıs ABD’li bir gazidir. Polis “Mor Kalpli Adam”a selam durur. Lokantada onu en güzel masaya oturturlar. Müşteriler yanına gelip “siz bizim için savaştınız, teşekkürler” deyip saygılarını sunarlar. Bazıları “Mor Kalpli Adam”la resim çektirirler.

Yazımı Yavuz Donat’ın sözleriyle bitirmem sanırım daha doğru olacak:

“Sağımız, solumuz ‘gazi’ dolu… Ara sıra gazetelerde hastanedeki gazilerle ilgili bir röportaj yayımlanır… . Sonra… Sonrasını bilmiyoruz. Bizim için yaralanan bu adamlar ne yer, ne içerler? Garson onlara nasıl davranır? Polis selama durur mu? Bilmiyoruz.

MADALYA… Alt tarafı teneke parçası. Maliyeti kaç para ki? Ama anlamı… Ağırlığı para ile ölçülebilir gibi değil. Sahi biz de bizim için yaralanan insanların yakalarına böyle bir madalya takıyor muyuz? Bunu da bilmiyoruz.

AMERİKA’da ‘Mor Kalpli’ adamla ilgilendik. Öğrendik ki “asker emeklileri için” bir hastane vardır. Ve bu hastanenin kapıları, “Mor Kalpli Adam”a ömür boyu açıktır.

AMERİKA’da bazı “şehitlikler” mevcut. En bilineni Washington’daki Arlington Mezarlığı. ‘Mor Kalpli Adam’ın gömüleceği yer orası.

‘Mor kalpli Adam’ çalışabilir durumdaysa, devlet ona mutlaka iş buluyor. Çalışamayacak durumdaysa… Devlet onun bütün ihtiyaçlarını, ömür boyu karşılıyor.

AMERİKA’da beyaz, siyah, kadın, erkek, zengin, fakir herkes eşit. Ama “Mor Kalpli Adam”, üstün insan. Ayrıcalıklı. Onun sahip olduğu ayrıcalığa “Amerikalı parlamenter bile” sahip değil.

AMERİKA’dan döneli yarın bir hafta olacak. Kafamız hâlâ “mor kalpli” adamda. O ‘mor kalpli’ adam, ülkesi için yaralandı. Ya bizim ‘gazilerimiz’ ne için, kim için yaralandılar?

Ey gazi!..

Yakana bir madalya takamadık. Madalyalı pek çok ‘Kurtuluş Savaşı Gazisi’ni ise bir dilim ekmeğe muhtaç ettik. Amerikalı, her 11 Kasım’da gazisine ‘şükranını’ sunuyor.

Bari biz de bugün… 11 Ocak Pazar günü ‘özrümüzü’ sunalım:

– Ey gazi, senden özür diliyoruz.”

Top