Neden Fransa?

Her şeyden önce Paris katliamını şiddetle lanetliyor ve hayatını yitirenlere ışıklar yoldaş olsun diyorum. Ama bu soruyu sormalıyız; “neden başka ülkeler değil de Fransa ve öncesinde İngiltere, İspanya, ABD şiddet eylemlerine maruz kalmıştır?” Yanıt basittir; çünkü bunlar dünyanın önde gelen sömürgeci ve emperyalist ülkeleridir. Yüzyıllar boyu başka ülkeleri, devletleri, toplulukları siyasal ve ekonomik egemenlikleri altına alarak, doğal kaynaklarına, iş gücüne, pazarlarına el koymuşlar ve halkın sosyokültürel ve dini değerlerini baskılamışlardır. Kendilerini sömürdükleri insanlardan daha üstün olduklarına inandırıp, onları köle gibi kullanmışlar ve geçmişde pek çok da katliam yapmışlardır. Daha 1961’de Fransız polisi, Cezayir’deki acımasız sömürge savaşını protesto için gösteri düzenleyen iki yüz Cezayirliyi işkenceyle öldürerek, cesetlerini Seine Nehri’ne atmıştır.
BUGÜNKÜ DURUM
Dünyada bin yıllık sömürgecilik dönemi bitti dense de; asla ortadan kalkmamış, sadece EMPERYALİZM olarak şekil değiştirmiştir. Bugün 22 Afrika ülkesinin resmi dili Fransızcadır. Ayrıca resmi dili olmamasına karşın, idari işlerde Fransızca’yı kullanan Cezayir, Fas, Tunus gibi ülkeler vardır. Fransa, eski sömürgesi olan 14 Afrika ülkesinden hâlâ “koloni vergisi” almaktadır. Bu ülkelerin yıllık gelirlerinin yüzde 85’i Fransa Merkez Bankası’nda toplanmakta, kalan yüzde 15 ile ekonomisini yürütmeye çalışan bu ülkeler, mali sıkıntı yaşadıkları takdirde, Fransa onlara kendi paralarını, o da en fazla yüzde yirmi oranında borç olarak kullandırtmaktadır. Bu ülkelerde Fransa’nın askeri üsleri vardır ve son yıllarda 26 kez askeri müdahalede bulunmuşlardır. (http://odatv.com/hollande-paris-saldirisindan-bir-gun-once-elysee-sarayinda-kimi-agirladi-1711151200.html)

Bu emperyalizm denilen düzen; tüm insan ve doğa değerlerini sömürüp, insanı türlü yön­temlerle hiç ihtiyacı olmayan mallan almaya teşvik ederek, ömür boyu bunların bedelini dünyanın bin bir şirketine ödeyen köleler haline getirmiş, işsizliği arttırmış, gelir dağılımları arasında uçurumlar ve yoksullar yaratmış, eğitimli ve kültürlü değil cahil tüketici bir toplum oluşturmuş, eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi taleplerini bastırmıştır. Göç ettikleri sömürgeci ülkelerde ayırımcılığa maruz kalıp ötekileştirildiklerinden tüm umutlarını ve yaşama sevinçlerini kaybetmiş, bu dünyada sahip olamadıkları her şeye öteki dünyada, cennette sahip olacaklarına inandıklarından ölümden korkmayan, cani ve vicdanı olmayan yeni bir insan türünü bu ahlaksız düzen yaratmıştır. Ancak, “Biz dünyayı sömürmeye devam edelim; çıkarlarımıza karşı olan binleri iktidara gelirse müdahale edelim, o ülkeyi karıştıralım, ama terör bizden uzak olsun!” diyen emperyalistler ya­nılmışlardır; ceplerinde taşıdıkları akrep sonunda onları sokmuş ve kan artık Avrupa’ya sıçramışdır.

ÖNEMLİ SORULAR

Gerçeğin anlaşılması için haykırarak sor­malıyız;

1)Bu katliamları yapanlar nasıl bir ortamda büyümüş ve eğitilmiştir? Bu katliamları planla­yanlar kimlerdir, nereden emir almışlardır?

2)Katliamlarda kullanılan silahların kaynağı nedir, nereden alınmış ve katliam yapılan ülkelere nasıl sokulmuştur?

3)IŞİD birdenbire nasıl bu kadar güç ve militan kazanmıştır? Nereden ve kimlerce finanse edilmektedir? IŞİD’i destekleyen ülkeler mi vardır? Bunların amacı nedir?

Eğer bunlar yanıtlanırsa, altından bu sö­mürgeci emperyalist ülkelerin çıkacağından hiç şüpheniz olmasın sevgili okurlarım.

Son söz; bu kahpe emperyalist düzen de­ğişmelidir; çözüm ölümü değil, yaşamı, üretimi, emeği, bilimi ve sanatı yücelten sosyalizmdedir. Hadi rastgele!

Kaynak: Aydınlık / Ethem GÖNENÇ
Top