NE YAPMALIYIZ?

Hiç boyamadan, süslemeden, ağdalı ve kinayeli cümlelerle edebiyat yapmadan doğrudan, açık ve net soruyorum: Ülkenin ayağınızın altından kaydığını, Cumhuriyetin her gün bir parçası ile ellerinizden alındığını görmüyor musunuz?

Elbette görüyorsunuz, görmek ne kelime, iliklerinize kadar hissetmeye başladınız. Kör olmadığınız bir gerçek, kulaklarınızı kapatmakta bir işe yaramıyor. Yaşadığımız felaketi bir şekilde bağıra bağıra size duyuran işgüzar yurtseverler boş durmuyor. Soruyorum: Bundan memnun musunuz? Hayır. Teslim olacak mısınız? Hayatınızın kalanını onların istediği şekilde yaşamaya hazır mısınız? Yaşam tarzınıza yapılacak müdahaleleri kabul etmeye başladınız mı? Çocuklarınızı bunlara emanet etmeyi düşünüyor musunuz? Hayır, hayır, hayır, bin kere hayır. Peki bir şeyler yapmak gerekiyor mu? Evet. Yapmak istiyor musunuz? Evet. Yapmak boynunuzun borcu değil miydi? Bunun için söz verdiğiniz bir lider, ettiğiniz bir yemin, gönül ve can borcunuz yok mu? Eğmeyin başınızı öne, olduğunu biliyorsunuz, buna da “evet” dediğinizi duyuyorum.

Elinizi taşın altına sokmaya, ettiğiniz yemini tutmaya, istikbalinize sahip çıkmaya ve bu sebeple başınıza gelebileceklere hazır mısınız? Hazır olmalısınız.   Bu işin şakası yok. Evinize kapandığınızda, yazlıklara kaçtığınızda, sizi rahatsız eden haberlerden uzak durup dizi ve yarışmalarla huzura erdiğinizde, bütün gece internette dünyaya meydan okuyup sabah gözleriniz kapandığında dertler yok olmuyor. Onlar hep iş başındalar. Hatta siz uyurken daha rahat büyüyorlar.

Hastalık, yorgunluk, borçlar, torunlar, tarla, dükkan, ekmek kavgası, okul, sınav, aşk acısı, iş kaygısı, ayrılık… Ölümden öte yol yok. Sen istemezsen mazeretin çok.  Ama istersen eğer, ne dağlar engel olabilmiş, ne zaman, ne mekan. Ne krallıklar, ne diktatörlükler devrilmiş hiç yıkılmaz denilen. Su gibi akmış özgürlüğe ve bağımsızlığa giden yollar, gönülden gönüle, yürekten yüreğe kurmuş kendi krallığını. Ama gönül vermek yetmiyor bu dava için, emek de vereceksiniz.

Bir kişisiniz, ama tek başına değilsiniz. Örgütlü mücadeleye, birlikte mücadeleye, sonuna kadar mücadeleye önce siz inanmalısınız. Dernek, sendika parti, adı ne olursa olsun kendinize, mesleğinize, davanıza yakın gördüğünüz, daha iyi çalışabileceğinize inandığınız bir oluşumun içinde olmalısınız. Beğenmediğiniz yönleri olabilir, iyi yönetilemiyor olabilir, liderleri ve yöneticileri de yanlış yolda olabilir. Kuruluş gayesi, hedefleri ve vizyonu tüzüklerinden çıkmadığı sürece sizin için mücadele alanıdır. Görev almalı yada destek olmalısınız. Herkes elinde bayraklarıyla meydanlarda koşturamaz. Bütçenize göre küçük bir maddi destek, etkinliklere kısmen de olsa katılım, sosyal medyada paylaşımlar, bir çocuğun okutulmasına katkıda bulunmak, gidemediğiniz yerlere gidebilenleri göndermek, iki ilan dağıtmak, hatta bir iki saat telefonlara bakmak bile destektir. Yeter ki siz isteyin. Hiçbir mücadelede görevin büyüğü küçüğü yoktur. Büyük olan, bu gönülleri ve mücadele gücünü, tek bir kar tanesinin acizliğinden,  hepsini bir araya getiren önünde durulması imkansız bir çığa dönüştürebilmektir.  Atatürk gibi düşünebilmektir.

Siz inanıyorsanız en yakınınızdan başlayarak size inananları da inandırmalısınız. Küsmek yok, darılmak yok, çalışanlara değil çalışmayanlara kızmalısınız. Çalışanlara destek olanlara değil, engel koyanlara gönül koymalısınız. Hiçbir örgüt kutsal, hiçbir makam kalıcı, hiçbir lider tapılacak insan değildir. Bu milletin tek önderi, tek yol göstericisi; bütün dünyanın kabul ettiği şekliyle yüzyılların lideri Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’tür. Dilimiz Türkçedir, aynı bayrağın altında aynı Vatan topraklarında “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyebilen herkes bizimledir. Laikliğe, adalete, özgürlüğe, tam bağımsızlığa, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne, bilime, sanata, çağdaş yaşam tarzına, emeğin gücüne inanmayan, Atatürk ilke ve devrimlerini yok sayan, yıkıcı, bölücü, mezhepçi, şeriatçı, mandacı zihniyet ve onun emperyalist işbirlikçileri asla bizden değildir.

Açın Kurtuluş Savaşını bir daha okuyun, açın Nutuk’u ve yeniden yaşayın Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesini. Devrimler tarihine bakın. Batının asırlara yaydığı yüzlerce reformu bir insan ömrüne sığdırabilen önderimizin sözlerini yeniden değerlendirin. Şartların bugün yaşadıklarımızdan çok daha elim, çok daha vahim olduğunu, ama asla pes etmeyen bir Milletin neleri yapmaya muktedir olduğunu mutlaka göreceksiniz. İster uyanın, ister utanın ama lütfen oturduğunuz yerden biraz ayağa kalkın. Geleceğimizi, ülkemizi, Cumhuriyetimizi bu hainlere, bu onursuzlara, bu hırsızlara, emperyalistin işbirlikçisi satılmışlara  yedirmeyin.

Bu davada biliniz ki en büyük hainlik, “küçük olsun benim olsun” demektir. “Benden değilsen karşımdasın demektir.” Çalışanın, emek verenin ayağından çekmektir. Aynı düşmana karşı “ben bununla, şununla yan yana gelmem, gelemem” demektir. Ona bayramları yaşama şansını veren Ordu’sunun temsilcilerini,  kutlama komitelerinden, çelenk törenlerinden, tören kabullerinden çıkartan iktidara tek kelime etmeden susmaya devam etmektir. Tarafsızım diye itfaiye ile yangın arasında kalmak, şeriatçıyla, bölücüyle denge kurmaya çalışmak hainliğin de ötesindedir.

“Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark var?” diye sormuşlar erenlerin birine. Yemeğe çağırmış önce sevdiğini söyleyenleri, birer tas çorba koymuş önlerine. Ancak şart koşmuş erenler, çorbayı bir metrelik kaşıkların ucundan tutarak içeceksiniz diye. Kimi üstüne dökmüş, kimi tası devirmiş, kimi ağzını yakmış sevginin sadece sözünü edenlerin. Hepsi aç kalkmış sofradan. Sonra gerçek sevenler çağrılmış sofraya. Aynı şartlarla almışlar çorbalarını ama kaşıklarını karşılarındakine uzatarak hep birlikte içmişler ve birbirlerini doyurarak tok kalkmışlar, erenlerin sofrasından. Kıssadan hissesiyle “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Hayat pazarında her zaman alan değil verenler kazançlı olacaktır. Ha makam, mevki, koltuk, ha mal, mülk, para. Hepsi aynı.

Bu satırlara ulaşabildiyseniz ya mücadelenin içindesiniz, yada bu mücadeleye aday olabilecek dostlarımızdan birisiniz. Sizi mutlaka yanımızda görmek istiyoruz. Ülkemiz sahipsiz değil, bu kara bahtı birlikte değiştireceğiz. Saygılarımla…

Turgay ALTINIŞIK

ADD Gaziemir Şb.Bşk.

Top