MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞINA NE OLDU?

Mustafa Kemâl Atatürk 1933 yılından beri düşündüğü, mal varlıklarını devretme işlemini ancak 11 haziran 1937 yılında çıkarılmasını istediği bir kanunla ulusuna bağışladı. Yıllardır hayatını cephede ve savaşlarda harcamış birinin ne varlığı olabilir ki diye sorular soruldu. Mustafa Kemâl Atatürk’ün mal varlığının kaynağını ziyaret ettiği yerlerde kendisine hediye edilen evler, ülkeye yardım amacıyla yollanan paralarla satın alınan arazilerin çiftliklere dönüştürülmesi ile elde edilmiştir. Kayıtlara geçmiş mal varlığı listesine göre 155 000 dekar (dönüm) arazi, 6 fabrika, 5 imalathane, çeltik fabrikasında % 40 hisse, büyük, küçük baş hayvan ve kanatlı varlığı yanında taşınmaz malları bulunuyordu.

 

Atatürk elindeki arazileri çiftliklere dönüştürdü. Acaba neden?

 

Bir ülke düşünün. Uzun yıllardır savaşmış, çok can vermiş. Ama yaşadığı yerleri savaşarak, kanını ve canını vererek korumayı başarmış. Ama savaş sonrası sanayi yok, ticaret yabancıların ve azınlıkların elinde, halk yoksul ve eğitimsiz. Mustafa Kemâl Atatürk düşünüyor nereden işe başlayabilirim diye. Kararını veriyor. Bu ülke parça parça değil toptan kalkındırılmalı. Elindeki mevcut kaynaklara bakıyor. Halkının gücüne bakıyor. Halk yoksul ama en iyi bildiği şey tarım. O zaman halka verim ve kaliteyi artırmak için bildikleri ilkel tekniklerle yapılan tarım yerine modern tekniklerle yapılan tarımı anlatmalı ve göstermeli. Bu amaçla sahip olduğu tarım arazilerine ek olarak devletimize yardım amacıyla gelen paraların bir kısmı ile arazi alıyor. Modern tekniklerle verimsiz, çiftlik kurulamaz denilen alanların nasıl verimli hale getirilebileceğini göstermek için verimli topraklar yerine bitki yetiştirilemez denilen bataklık alanları tercih ediyor. Çünkü verimli alanlarda çiftlik kurulmasının mucizevi bir yanı yoktur. Bataklık alanları tarım yapılabilir alanlara dönüştürmek için kurduğu çiftliklerde modern tarım tekniklerini de kullanarak, insanın isterse neler yapabileceğini göstermeyi başarıyor. Mustafa Kemâl ATATÜRK, kurduğu çiftliklerden elde edilen geliri, yatırıma dönüştürerek, hem ürünü işleyecek işletmeler, hem de alet ve makinaların tamirini yapacak atölye ve fabrikalar kurulmasını sağlıyor. O zamanda kooperatifleşmeye önem vererek ürünlerin iç ve dış pazarlarda satışını sağlama yoluna gidiyor. Üreticilere maddi kaynak sağlayabilmek amacıyla da TC İş Bankası’nı kuruyor.

 

Kurduğu çiftliklerin içinde halkın gezeceği, eğlenebileceği ve dinlenebileceği tesis ve alanlar kurarak, hem çevreyi güzelleştirmeyi hem de halkına sağlıklı ve lezzeti gıda ürünlerini tattırmayı hedefliyor. Bu tesislerin kurulacak yeni işletmelere örnek olmasını istiyor.

 

Mustafa Kemâl Atatürk bu hedeflerle 1925 yılında Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği’ni, 1926 yılında Mersin-Silifke’de Tekirve Şövalye Çiftliği’ni, Dörtyol’da Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliği’ni, Tarsus Piloğlu Çiftliği’ni veYalova’da Baltacı ve Millet Çiftliklerini kuruyor.

 

Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün kurduğu veya kurdurduğu çiftlikler özellikleri nedeniyle farklılık gösterse de ortak noktaları verimsiz denilen alanlarda kurulup, verimli hale getirilmiş alanlar olmasıdır. Bu çiftliklerin kısaca özelliklerine bakalım.

 

  1. Atatürk Orman Çiftliği: Atatürk Orman Çiftliği, Orman Çiftliği, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesgut, Çakırlar çiftliklerinden oluşan bir çiftlikti. Çiftlik 52 000 da alana sahipti. Atatürk’ün, Orman Çiftliğinin yerinin seçiminde de bataklık bir alanı seçmiş olması, tarımın toprak ıslahı ile pekçok yerde yapılabileceğini göstermesi açısından iyi bir örnektir. Sınırları içinde bira ve malt fabrikası, 4 bin ton kapasiteli buz fabrikası, 3 bin şişe/gün kapasiteli soda ve gazoz fabrikası, deri fabrikası, ziraat aletleri ve demir fabrikası bulunuyordu (Çiftçi, 2013).

 

  1. Silifke Tekir Çiftliği:1925 yılında kurulan çiftlik, Rum Bodoski çiftliği adıyla bilinen ve terkedilmiş olan 12 bin 607 dekar (dönüm) alanda kurulmuştur. Açık artırma yoluyla 36 bin lira karşılığında satın alınmıştır. Bu çiftlikte o çevrede daha önce örneğine hiç rastlanmayan iki katlı damı kiremitle örtülü, yer döşemeleri Selanik’ten getirilerek döşenen bir ev yaptırılmıştır. Bu bina daha sonra çevre köylülerin eğitilebilmesi için çiftlik bünyesinde bir Bölge Ziraat Okuluna dönüştürülmüştür (Semiz, 2009).

 

Atatürk bu çiftlikte tarım ve hayvan üretimi için yeni türleri  denetip, uygun olanlarından üretim yaptırarak  tüm ülkeye dağıtılmasını hedeflemiştir. Özellikte bu çiftlikte çevre çiftliklerden farklı olarak pirinç, pamuk, jüt, ram (bir lif bitkisi) ve keten gibi lif bitkilerinin yetiştirildiğini görerek yurt dışından yüksek kaliteli tohumlar getirilip yetiştirilerek ve uzun elyaflı pamuk üretimi sağlanmıştır. Bu çiftlikte bir yandan tarım çalışmaları sürdürülürken diğer taraftan ürünlerin işlenmesi, depolanması ve pazarlanması için uygun binalar da yapılmıştır. Ziraat ve inşaat çalışmalarında çoğunlukla Silifke, Gülnar, Anamur ve Mut gibi çevre ilçeler ile bu ilçelere bağlı köylerdeki insan iş gücünden faydalanılmış, böylece günlerinin önemli bir kısmını boş geçiren insanların hem gelir hem de bir meslek edinmeleri sağlanmıştır.

 

Mustafa Kemâl ATATÜRK, ilk kez traktörü bu çiftlikte kullanmış, yine çevredeki çiftçileri tarım kredi kooperatifi kurmaları için cesaretlendirmeyi ve örgütlemeyi hedeflemiştir. Bu amaçla 10 köyden 36 üretici, kurucu üye olarak Silifke Ziraat Bankası’na imzalı bir dilekçe vererek 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu’na dayanarak bir tarım kredi kooperatifi kurmak istediklerini belirtmişlerdir. O zamanki Ekonomi Bakanı Celal Bayar, kooperatif kurma girişimini onaylamış ve ülke geneline yayılmasının yararlı olacağını belirtmiştir. Böylece Mustafa Kemâl ATATÜRK, sadece kooperatifleri desteklemekle kalmamış, kendisi de kendi çiftliğini bu kooperatife katmış ve Türkiye’nin ilk tarım kredi kooperatifi olan Tekir Kooperatifi’ni kurmuştur.

 

  1. Dörtyol Çiftliği: Atatürk Adana-Mersin hattında 1925 yılında yaptığı gezide bir portakal bahçesini ziyaret etmiş, bölge ikliminin turunçgil yetiştiriciliğine uygun olduğunu görerek “Anlıyorum ve görüyorum ki bu bölgede iyi narenciye yetiştirilebilecek. Bu hem sağlık hem kazanç açısından güzel bir üründür. Bu bakımdan narenciye ziraatına önem vermek gerekir” demiştir. Bu çiftlik Karabasamak çiftliği ile birlikte 16 500 da alana sahipti. 1938 yılı itibarı ile 900 sandık portakal, 3000 adet limon,1500 adet turunç, 100 adet greyfurt ve  20 salkım muz üretildiği bildirilmektedir (Semiz, 2009).
  2. Piloğlu çiftliği: 1925 yılında kurulan Tarsus-Piloğlu çiftliği 8 000 da alanda kurulmuş ve çoğunlukla tahıl ve hayvancılık üretimine ayrılmıştı.
  3. Yalova-Baltacı ve Millet Çiftliği: 1929 yılında kurulan Yalova çiftliği iki kısımdan oluşmaktadır. Yalova’nın doğusunda ve sahilinde bulunan kısım Baltacı, Yalova’nın batısında bulunan kısmı ise Millet Çiftliği adıyla anılır. Çiftlik alanı 11.895 da’dır. Çiftlikte 220 da alana sahip zeytinlik dışında tarla bitkileri (yoncalık), Amerikan asma fidanlığı, bağ, meyve fidanlığı, sebzelik alanı, ayrıca sığır, koyun, tavuk ve arıcılık da yapılmaktaydı (Semiz, 2009).

Mustafa Kemâl ATATÜRK,bu çiftliği çok sevdiği için çiftliğin bir köşesine 1929 yılında küçük bir köşk yaptırmış ve köşkün yapımı sırasında çınar ağacının dalını kestirmemek için köşkün temelinin kalın tahta kızaklarla beş metre kaydırılmasını istemiş ve çalışmaları yerinde incelemiştir. Daha sonra müze haline getirilen köşke “ Yürüyen Köşk” adı verilmiştir.

Mustafa Kemâl ATATÜRK,  kurduğu bu örnek çiftliklerle tarımda gidilecek yolu göstermiş, kendisi de tarımla  uğraşarak övünülecek eserler bırakmıştır. Böylece halkına kullanılamaz denilen alanlarda da toprağı ıslah ederek üretim yapılabileceğini göstermiştir. Yani olmaz denileni başarmıştır. Bu çiftlikler içinde kurduğu tarımsal ürünleri işleyen tesisleri de kurarak tarımsal ürünlerin pazarlanma yollarını da göstermiştir. Atatürk, bu çabaları karşılığında kendine bir menfaat sağlamayı düşünmemiş ve bunu da mal varlıklarını 1937 yılında çıkarttığı bir kanunla, ailesine değil de devletine bağışlayarak göstermiştir.

 

Mustafa Kemâl ATATÜRK, mal varlığını devletine bağışlayan ve bunun için kanun çıkartan tek lider olma unvanını korumaktadır. Mal devrinden sonra istediği tek şey işletmelerdeki faaliyetin devam etmesidir.

 

Şimdi gelelim önemli bir soruya ‘Atatürk’ün ölümünden bugüne geldiğimizde milletin elinde ne kalmıştır? Malları korunmuş mudur? Halkın hizmetine sunulmuş mudur?

 

Bağışın ardından, bu çiftliklerin yönetilmesi için 01.01.1938 günlü 3308 sayılı Yasa ile Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu (DZİK) kurulmuş ve bütün taşınmazlar bu kuruma devredilmiştir. Bu dönemde Orman Çiftliği, “Gazi Orman Çiftliği” adını alarak faaliyetlerini sürdürmüştür (Çiftçi, 2013).

 

Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde bulunan bira fabrikası 31/07/1939 tarihinde Tekel Müdürlüğü’ne devredilmiş, Devlet Ziraat İşleri kurumunun 28/02/1950 tarihinde kapatılması ile 1/03/1950 tarihinden itibaren Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü’ne bağlanmıştır (www. aoc.gov.tr).

 

AOÇ’nin kimi bölümleri zaman içinde özgün kullanım biçiminden çıkarılarak konut, ticaret ve hizmet etkinliklerine ayrılmıştır. Özellikle Demokrat Parti iktidarı döneminde, 6000 ve 6238 sayılı yasalarla Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na, çimento sanayi tesislerine, kömür depolarına, fabrikalara, spor tesislerine ve konut kooperatiflerine toprak satışları yapılmıştır.Bu eğilim 1970’li yıllardan itibaren ivme kazanmış, son yıllarda ise kontrol edilemez bir boyuta ulaşmıştır. Atatürk’ün mal varlıklarının elden çıkarılmasında devletin kendi kurum ve kuruluşlarının etkisinin olduğu bilinmektedir.

 

Arazilerin elde çıkarılması, özel yasalarla devir ve satış yapılmasına izin verilerek, kâr ortaklığı ve yap-işlet-devret modeli ile,  kiralama yoluyla, veya herhangi bir protokole dayanmaksızın, yasalara aykırı olarak gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilmektedir.

 

1939-1983 tarihleri arasını kapsayan 44 yılda, 22 bin dekar arazi Çiftlik’ten koparılmıştır (Çiftçi 2013). Bu şekilde elde çıkarılmalara örnek olarak Ankara Şehirlerarası Otobüs İşletmesi için Çiftlik arazisinden yer ayrılması, yasa dışı olarak bir siyasal partinin genel başkanı için Çiftlik toprağı içinde mezar yeri yapılması örnek verilebilir. Son olarak, 2006 yılında, 5524 sayılı yasayla, AOÇ, sınırlı bir biçimde Ankara Anakent Belediyesi’nin kullanımına açılmıştır. Böylece AOÇ’nin tüm arazileri Belediyenin etkinliklerine terk edilerek yok olma noktasına gelmiştir. Nitekim doğal sit alanı” olarak belirlenen AOÇ’nin bu niteliği, 2011 yılında değiştirilerek, “3. derecede doğal sit” düzeyine indirilmiştir.  2012 yılında ise “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı” olarak ilan edilmiştir. (R.G. 27 Nisan 2012, Sayı: 28276).

 

Anayasa’nın 63. Maddesi, devletin bir görevinin de tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak ve bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almaktır. Oysa gelecek kuşaklara aktarılması gereken tarihi, kültürel yapılar devlet eliyle yok edilmiştir.

 

Atatürk’ün miras olarak bıraktığı AOÇ dışındaki mal varlığına ne olmuştur?

 

Atatürk’ün 2. büyük çiftliği olan Tekir Çiftliği, Atatürk’ün ölümü ile kaderine terk edilmiştir. Bu çiftlik  1955 yılına kadar kooperatif ve bölge ziraat okulu, 1955’den sonra da bir süre köy ilkokulu olarak kullanıldıktan sonra uzun yıllar bakımsız, virane durumda bekletilmiştir. Daha sonra Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 06.10.1994 gün ve 1913 sayılı kararı ile “Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescil edilmiş, “Gazi Çiftliği” olarak anılan Tekir Çiftliği, yaklaşık iki yıl önce Mersin Valiliği  İl Özel İdaresinden % 5’i de belediye kaynaklarından olmak üzere toplam 500 bin TL ödenekle aslına uygun olarak restore edilmiştir. Restorasyonun ardından Mersin Valiliği tarafından, buranın ‘Ulusal Tarım Müzesi’ ne dönüştürülebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulmuştur. Şu anda Mersin Atayurt Belediyesi’ne 10 yıllığına kiralanmış durumdadır. Bu durumda bu yapının kaderi de belediyelerin yaklaşımına bırakılmıştır (Anonim, 2014).

 

Atatürk’ün 3. büyük çiftliği de Yalova Millet ve Baltalı Çiftliği uzun yıllar Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü çatısı altında faaliyet göstermiştir. Millet çiftliği alanında kurulu olan alanda 1960 yılında Yalova Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Bu enstitüde bahçe bitkisi olarak kabul edilen, meyvecilik, bağcılık, sebzecilik, süs bitkileri alanında çeşit geliştirme, yetiştirme tekniği ve ürün değerlendirme  konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde araştırmalar yapılmaya devam etmektedir. (www.arastirma.gov.tr).

 

Yalova’daki çiftliğin ikinci bölümü olan Baltalı Atatürk Tarım İşletmesi adı altında hayvancılık, bahçe bitkileri ürün ve fidanlarının üretimi uzun yıllar yapılmıştır. 2005 yılında Yüksek Planlama Kurulu’nun çıkardığı kanunla işletmenin tasfiye işlemleri başlatılmıştır. Tasfiyeden sonra devir esnasında tapu kayıtlarına halen kullanılmakta olan tarım arazilerinin tarım arazisi olarak korunması şeklinde bir şerh düşülmes ikaydıyla sözkonusu arazinin Hazine adına tescil edilmesine ve Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü‘ne devredilmesine” karar verilmiştir. Bu kararın ardından Yalova Atatürk Tarım İşletmesi‘ndeki hayvanlar dahil taşınır her türlü mal, TİGEM Genel Müdürlüğü tarafından gereksinimi olan işletmelere dağıtılmıştır. Üretilen fidanların büyük bölümü de ya satıldı ya da başka işletmelere gönderilmiştir.

 

Konumu ve arazisinin niteliği açısından sürekli rant kaynağı olarak görülen işletmeye yönelik olarak Yalova Belediyesi tarafından el koyma girişimleri yapılmış, 2006 yılından itibaren Yalova Belediyesi tarafından çiftlik alanı içindeki lojmanlar restore edilerek Tatil Park adıyla halkın kullanımına açılmıştır. Arazinin idari binaları ve taşınmazları 2010 yılındaYalova Üniversitesine devredilmiştir. Böylece bu çiftlikten sadece Atatürk’ün yürüyen köşkünün bulunduğu 1986 yılında Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü’nün yer aldığı bölüm dışında çiftlik arazisi farklı amaçlarla kullanılmaya başlamıştır. (www.yalova.tatilpark.com)

 

SONUÇ:

 

Savaştan çıkmış, bitik, fakir ve eğitimsiz bir milleti,  yeniden birleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemâl ATATÜRK, büyük bir özveri ile ülkesinin tarımına ve sanayisine yön vermek amacıyla kendi parasından, ülkeye yardım amacıyla gönderilen dış yardımları ülkenin farklı yerlerinde çiftlikler ve üretim tesisleri kurmuş, bu çiftlikleri aktif hale geçirmiş ve milletinin hizmetine sunmuştur. Ölmeden önce mal varlıklarını milletine devretmiş, karşılığında sadece bu işletmelerin amacına uygun olarak kullanılmasını istemiştir. Aradan geçen 79 yılın sonunda bu mirastan geriye fazla bir şeyin kalmadığı görülüyor. Ölümünün arkasından çiftliklerin bakımsız kaldığı, daha sonra gelen iktidarlar döneminde talan edildiği görülüyor. Bu talan devletin kurumları tarafından yapılıyor. Bu durumda bizlere düşen, kalanlara sahip çıkmaktır.

 

KAYNAKLAR

Anonim 2011. Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) Müdürlüğü 2011 Yılı Raporu. TC Sayıştay Başkanlığı Yayını

Anonim 2014. Atatürk Çiftlikleri. Atatürk ÇiftlikleriDevletZiraatİşletmeleri 1939.  NETWORK YAZILIM, 142 s.

Çiftçi C. Y, 2013.”TalanEdilen Atatürk OrmanÇiftliği”.AnıtkabirDergisi, Yıl;13, Sayı 50,8 s.

Semiz Y. 2009. Atatürk ÇiftlikleriveBunlarınHazineyeDevri.TürkiyatAraştırmalarıDergisi, 155-192.

www. aoc.gov.tr

www.yalova.tatilpark.com

 

Prof. Dr. Ruhsar YANMAZ

 

ADD Ankara- Yenimahalle Şubesi Üyesi

 

Ankara Üniversitesi

Ziraat Fakültesi

Bahçe Bitkileri Bölümü-06110/ANKARA

 

Top