MUDANYA BIRAKIŞMASI

Savaşların bitiminde barış antlaşması yapmak üzere bir ateşkes anlaşması yapılır. Böyle ateşkeslere bırakışma (mütareke) denir. Kurtuluş Savaşı Büyük Zafer’le sonuçlandı. Bırakışma için 3 Ekim 1922’de Mudanya’da bir konferansın toplanması kararlaştırıldı. Türkiye’yi İsmet Paşa temsil ediyordu. Karşısına İngiltere, Fransa, İtalya temsilcileri geldi. Bu işte bir tuhaflık vardı, çünkü bu ülkelerle taa 1918’de Mondros’ta bırakışma antlaşması imzalanmıştı. Sonra Fransa ile 1921’de yapılmış Ankara Antlaşması vardı. Oysa esas savaşımız Yunanistan ile olmuştu. Ama Yunanistan temsilcisi General Simopulos konferans masasına hiç gelmedi. O, Mudanya açıklarında bir gemide bekliyordu. Bırakışma imzalandıktan sonra ona da götürdüler. 3 gün nazlandıktan sonra o da imzaladı.

Tuhaflığın nedeni şuydu. Yunanistan, başta İngiltere İtilaf devletlerinin maşası idi. 1. Dünya savaşında İtilaf devletleri o denli zayıf düşmüşlerdi ki, Sevr’i zorla kabul ettirme işini uyduları olan Yunanistan’a havale etmişlerdi. Yani Yunanistan Anadolu istilasını önemli ölçüde İtilaf devletleri hesabına yürütmüştü.

Ne var ki romancı Kemal Tahir ve Prof. İdris Küçükömer gibi kimi Atatürk karşıtları Kurtuluş Savaşını küçümsemek, şanına gölge düşürmek için bunun anti-emperyalist bir savaş değil, basit bir Türk-Yunan savaşı olduğunu ileri sürerler. Oysa İsmet Paşa’nın karşısına bırakışma konferansında Yunan temsilcisinin bulunmaması, İngiltere, Fransa, İtalya temsilcilerinin bulunması, söz konusu iddianın yanlışlığını gösterir. Bilindiği gibi bu üç devlet emperyalist devletlerdir.

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz herkesi hayretlere düşüren Büyük Zaferle sonuçlandı. Zafer o denli parlaktı ki, Yunan komuta heyeti de tutsak edilmiş, Yunanlıların 30 Ağustos’tan sonraki tek çabası kaçmak olmuştu. Afyon’da Yunan ordusu imha, yok edilmiş, 9 Eylül’de İzmir kurtarılmıştır. Anadolu kurtarılmıştı ama Doğu Trakya’da Yunan işgali devam ediyordu. Boğazların İtilaf işgali altında bulunması, Türk ordusunun Trakya’ya geçmesini, savaşı oraya götürmesini engelliyordu. Barış Antlaşması ile Misak-ı Milli sınırları içinde olan Doğu Trakya’nın Türkiye’ye verileceği tahmin edilebilirdi. Ama Türkiye’nin Barış Konferansına Doğu Trakya elinde gitmesi, orada yapılacak pazarlıklarda Türkiye’ye önemli bir üstünlük sağlayacaktı. İtilafı, “size Doğu Trakya’yı veriyoruz, karşılığında şu, şu ödünleri istiyoruz” demek olanağından yoksun bırakacaktı. İşte Mudanya’da başlıca çekişme konusu Doğu Trakya olmuştu. Fakat zaferin parlaklığı ve Atatürk’ün yönetimi, İnönü’nün görüşmelerdeki ustalığı sayesinde Doğu Trakya’nın boşaltılıp Türkiye’ye teslimi sağlanmıştır. Üstelik Yunanlıların Anadolu’da yaptıkları gibi, yakıp yıkarak, öldürerek teslim etmelerini önlemek için, Trakya önce İtilaf kuvvetlerine teslim edilecek, biz Trakya’yı İtilaf kuvvetlerinden teslim alacaktık.

Bu sırada İngiliz Başbakanı Lloyd George Yunanlıların başaramadığını başarmanın derdine düşmüş bulunuyordu. Onun için bu savaş delisi devlet adamı İngiltere’yi Türklerle savaştırmak için bahane arıyordu. Türk ordusu İzmir’in kurtuluşundan sonra Çanakkale’ye doğru ilerlerken oradaki İngiliz generaline iki ordunun ara bölgesine Türkler girerse savaşı başlatma buyruğu vermişti. Bir yandan da dominyonlara bu savaşa katılmaları için haber salıyordu. Türkler barışçı bir tutumla ara bölgeye de girmeleri üzerine “normal” bir adam olan general savaşı başlatmamıştı. Mudanya konferansı sırasında yine bir fırsat çıktığını düşünen L. George, İngiliz temsilcisi Harington’a görüşmelerin belli bir zamanda tamamlanmaması halinde, savaşı başlatma buyruğu verdi. Fakat o da “normal” bir insan olduğu için buyruğa uymadı. Üstelik dominyonlar ordu gönderme isteğini “buz gibi” karşılamışlardı. Böylece İngiltere’nin büyük devlet adamlarından sayılan L. George’un siyasal yaşamı noktalanmış, tepe taklak olmuştu.

Lozan Barış Konferansı’nda yapılan görüşmelerde İtilaf temsilcileri Türkiye’nin yenilmiş bir devlet olduğunu, onun için fazla bir şey talep edemeyeceğini ima etmiş ya da söylemişlerdi. Buna karşılık İnönü ve arkadaşları yenilenin Osmanlı Devleti olduğunu, şimdi Lozan’daki devletin yeni ve muzaffer bir devlet olduğunu, Mondros’tan değil, Mudanya’dan oraya geldiğini savunmuşlardır.

Prof. Dr. Sina AKŞİN

 

Top