Lütfü Kırayoğlu: Mızrakların Ucundaki Atatürk Posteri

Tarih, geçmişten dersler çıkartan, geleceğe ışık tutan bir bilim dalıdır. Ülkemizde ise ne yazık ki gençlerimizi sınavlarda sıralamak, adeta işkence etmek için kullanılıyor ve herkes tarihi işine geldiği şekilde eğip büküyor.

İlkokul, ortaokul ve liselerde tarih diye, döne döne İslam tarihi anlatıldığı yetmezmiş gibi, din derslerinde de aynı şeyler tekrarlanıyor. Ders çıkarmak ise adeta yasak…

İslam tarihinin dönüm noktalarından biri olduğu kadar, derin ayrılıkların başlangıcı 1359 yıl önce yapılan Sıffin savaşıdır. Bu savaş, kutsal bir değer olan Kuran sayfalarının mızrakların ucuna takılarak bir silah ve savaş hilesi olarak kullanılması bakımından da dünya savaş tarihine geçmiştir.

Halife Hz. Ali ile Şam Valisi Muaviye’nin kuvvetleri arasında yapılan savaş yaklaşık 3 ay sürdü. Ancak en şiddetli ve kritik dönemi, 26-27 Temmuz 657 günleri yaşandı. Halife Osman’ın öldürülmesinden sonra Ali halife seçilmişti. Ancak Şam Valisi Muaviye kendisi halife olmak istediğinden bunu kabul etmedi. Hz. Ali’yi, Osman’ın katillerini korumakla suçlayarak Suriyelileri Ali’ye karşı kışkırttı. Muaviye, Amr İbnül As ile anlaşarak Mısır’ı ele geçirdi. Bunun üzerine Ali, kuvvet toplayarak Muaviye’nin üstüne yürüdü; her iki ordu Sıffin ovası’nda karşılıklı karargâh kurdular. Muaviye’nin kuvvetleri önce savaşa girmedi; Ali’nin barış çağrısına uyarak geri çekildi. Ancak Muaviye anlaşmaya yanaşmadı ve karşı koydu. Her iki ordu, iki ay karşılıklı karargâh kurarak bekledi. Ali, birçok kez barış girişimde bulunduysa da, Muaviye, Osman’ın katillerini bahane ederek anlaşmadı. Bunun üzerine 26 Temmuz günü savaş başladı. Ali’nin ordusu üstünlük sağladı. Ancak, Muaviye’nin kuvvetleri bozguna uğrayacağı sırada Amr İbnül As’ın önerisiyle Muaviye’nin askerleri mızraklarının uçlarına Kuran sayfalarını takarak, sorunun Kuran’ın hakemliğiyle çözülmesini istediler. Bunun üzerine Ali’nin ordusunda ikilik çıktı. Bazı komutanlar bu önerinin geri çevrilmesi gerektiğini ileri sürdülerse de, Ali bu öneriyi kabul ederek savaşı kesti. Ali tarafından Ebu Musa el Eşari, Muaviye tarafından Amr İbnül As temsilci seçilerek  Kuran hükümleri gereğince Ramazan ayında karar verilmesi kabul edildi. 

Bu savaştaki en önemli olay, bir kutsal değerin savaş hilesi olarak kullanılmasıdır ki, yüzyıllar önce işe yarayan bu hile halen kullanılmaktadır. Yani tarihten ders çıkaranlar hilecilerdir.

Bu savaş hilesi günümüzde barış zamanlarında da, üstelik, tüm dünyada kullanılmaktadır. Bizde çoğunlukla din kullanılmakla beraber zaman zaman başka değerlerin de kullanıldığı görülmektedir. Atatürkçülüğün de kullanıldığı sıklıkla görülmüştür. 12 Mart ve 12 Eylülde olduğu gibi…

Aynı savaşın farklı cephelerinde mızrakların ucuna farklı değerler de asılabilmektedir.

Ülkemizde 15 Temmuz günü girişilen darbe harekatında da, darbeciler cephenin farklı taraflarında mızraklarının ucuna farklı kutsal değerler takmışlardır.

Darbenin arkasındaki esas gücün ABD olduğu artık saklanamaz bir şekilde ortaya çıkmıştır. ABD emperyalizmi darbenin vurucu gücü olarak kullandığı FETÖ adı verilen dinci gurubun elindeki mızraklara Kuran sayfaları astıralı on yıllar oldu. Ancak darbe gecesi bazı mızrakların ucunda Atatürk ilkelerini çağrıştıracak sözler vardı. Darbeciler kendilerine Atatürk’ün ünlü “Yurtta Barış, Dünyada Barış” sözünü anımsatacak şekilde “Yurtta Sulh Konseyi” adını takmışlardı. Bazı darbecilerin elinde yolsuzlukla mücadele varken, bazıları da RTE nefretini kullanıyordu.

Kanlı darbe bastırıldı. Ancak AKP, özellikle RTE, bu girişimi kendi lehine çevirebilecek “usta” manevralara girişti. Ne de olsa “ustalık” devrini yaşıyordu. Uzlaşma kültürü adına parti liderlerini topladığı kaçak saraydan yeni anayasa çıktı.

Darbenin önlenmesinde en etkin rolü oynadığı halde, saldırı okları Türk Silahlı Kuvvetlerine yöneltildi. Kışlaların önü, AKP’li belediyelerin çöp kamyonları ve dozerleri ile kuşatılırken, AKP Genel Merkezi ile AKP’li belediyelerin önüne devasa Atatürk Posterleri asıldı. Yıllardır Atatürk’e saldıran yandaş yazarlar birdenbire Atatürk sevdalısı kesildiler.

Atatürk posterlerinin yıllardır çöp konteynerlerine atılırken şimdi birden bire AKP binalarına asılıyor olması bizleri elbette sevindirir. Ancak bizi esas endişeye düşüren Türk ordusuna karşı sivriltilen mızraklardır.

Muhafız Alayının lağvedilmesi, Askeri liselerin ve Harp Akademilerinin kapatılması, kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması, GATA’nın kapatılması sivriltilen mızrakların yönünü gösteriyor.  

AKP binalarına asılan Atatürk posterleri asla sivriltilen mızrakların ucuna asılıp silahlı kuvvetlere karşı bir savaş hilesi olarak kullanılmamalıdır.

Sıffin savaşını sadece sizler öğrenmediniz. Biz de öğrendik ve dersler çıkardık…

Aldanmayacağız…

 

01.08.2016

 

Lütfü Kırayoğlu        

 

  

Top