Lütfü Kırayoğlu: Erzurum Kongresi Silivri’de Yargılanır mıydı?

 

Erzurum Kongresinin (23 Temmuz – 7 Ağustos) 97. yılını kutluyoruz.

Türkiye Cumhuriyetini, Erzurum Kongresini toplamayı başaran bir avuç kahramana borçluyuz. Erzurum Kongresinden önce de ülkenin değişik yerlerinde Müdafa-i Hukuk, Red-di İlhak gibi dernekler yerel kongreler yapıyorlardı. Ama bunlardan hiç birinin hedefi Erzurum Kongresi kadar uzun erimli ve ülkenin bütününü kapsamıyordu.

Kongreye katılanların hiç birinin kafasında zafere ulaşmanın ötesinde, zaferden sonra yapılacaklar yoktu. Bir tek Mustafa Kemal Kurtuluştan sonrasını görüyor, yapılacakları planlıyordu.

Mustafa Kemal, Erzurum’a ulaştıktan sonra 7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece yarısı Mahzar Müfit Kansu’ya Cumhuriyetten, laiklikten, yeni harflerden, devrimlerden söz edip defterine not ettiriyor, Kansu da Mustafa Kemal’i çok fazla hayalci buluyordu.

Mustafa Kemal ile birlikte Erzurum’a gelenlerin bir kısmı İngilizlerin emri ile Bekir Ağa Bölüğünde hapsolmaktan son anda kurtulmuşlar, ya da bir süre burada tutuklu kalmışlardır.

Kongreye katılanların bir kısmı daha sonra İngilizler tarafından tutuklanarak Malta adasına sürülmüş, Mustafa Kemal ve yakın arkadaşları daha sonra Şeyhülislam Fetvası ile idama mahkûm edilmişti. Padişah tarafından onaylanan idam kararları İngiliz uçakları ile Anadolu’ya bildiri olarak atılmıştı.

Yola, Mustafa Kemal ile birlikte çıkanlardan ihanet edenler de çıktı, korkup yarı yolda terk edenler de, kurtuluştan hemen sonra devrimlere cesaret edemeyip terk edenler de çıktı.

“Erzurum Kongresi, tüzük gereği, bir Temsilciler Kurulu seçmişti. Dernekler yasasına uyularak verilmesi gereken dilekçe yerine Erzurum Valiliği katına sunulan 24 Ağustos 1919 günlü bildiride Temsilciler Kurulu üyelerinin adları ve kimlikleri şöyle bildirilmişti:

Mustafa Kemal Eski 3. Ordu Müfettişi. Askerlikten çekilmiş.

Rauf Bey Eski Bahriye Nazırı

Raif Efendi Eski Erzurum Milletvekili

İzzet Bey Eski Trabzon Milletvekili

Servet Bey Eski Trabzon Milletvekili

Şeyh Fevzi Erzincan’da Nakşi Şeyhi

Bekir Sami Bey Eski Beyrut Valisi

Sadullah Efendi Eski Bitlis Milletvekili

Hacı Musa Bey Mutki Aşireti Başkanı

“…Bu kişiler, hiçbir zaman bir araya gelip birlikte çalışmış değillerdir. Bunlardan, İzzet, Servet ve Hacı Musa Beyler ve Sadullah Efendi hiç gelmemişlerdir. Raif ve Şeyh Fevzi Efendiler Sivas Kongresine katılmışlar ve ondan sonra biri Erzurum’a ötekisi Erzincan’a dönerek bir daha aramıza katılmamışlardır. Rauf Bey ve Sivas Kongresinde aramıza katılan Bekir Sami Bey İstanbul’daki Mebuslar Meclisine gidinceye dek bizimle birlikte bulunmuşlardır”

Atatürk Büyük Nutuk’ta Erzurum’da kurulan Temsil Heyetinin durumunu böyle anlatıyor. Yine aralarında bulunan İngiliz Casusu Ömer Fevzi Bey gibiler Nutuk’ta anlatılmaktadır.

Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşı, bu güçlükler ve ihanetlerle zafere ulaşmıştır. Zafere ulaşmasalardı, şimdi tarih kitapları kim bilir onlardan nasıl bahsedecekti?

Hiç kimse Erzurum Kongresini Suriye rejimini ABD desteğiyle devirmeye çalışan Cenevre Kongresi ile karıştırmamalıdır. Erzurum kongresini yapanlar “manda ve himaye kabul edilemez” diyenler, “ya istiklal ya ölüm” diyenler, Misak-ı Milli sınırlarını savunanlardır.

Erzurum Kongresini yapanlar Bekir Ağa Bölüğüne rağmen yollarına devam etmişlerdir. Birkaç yıl öncesinin  Silivri’si, 1919’ların Bekir Ağa Bölüğü’dür.

5-6 yıl önce Silivri’ye tıkılan komutanlar nasıl silah arkadaşlarınca terk edilmişlerse, o gün de Mustafa Kemal ve yakın arkadaşları silah arkadaşlarınca terk edilmişti. Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşı başaramasalardı, o günlerin Silivri’si olan Bekirağa Bölüğüne tıkılacaklar ve kendilerini bekleyen sona doğru ilerleyeceklerdi.

Türkiye, Bekir Ağa bölüğüne tıkılmaktan öte, ölmeyi göze alan kahramanlar eli ile kurtarıldı ve kuruldu. Günümüzde de ülkemizin üstünde kara bulutlar var. Bu kara bulutları dağıtmak için yurtsever komutanları Silivri’ye tıkan siyasi iktidar, şimdi Silivri’ye tıkılan komutanların bir kısmına muhtaç olmuş ve yeniden göreve getirmiştir. Silivri’nin “savcısı” olduklarını ilan edenler de o günleri unutmuş görünmektedir.

Bugün bir darbe girişimi karşısında aciz kalan komutanlar, arkadaşları Silivri zindanlarında iken onları yalnız bırakmışlardı. Oysa Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu’ya gitmeden önce defalarca Bekirağa Bölüğündeki arkadaşlarını ziyaret etmişler, onları cesaretlendirip mücadeleye katmak için çaba göstermişlerdi.

Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal, bu nedenle Atatürk oldu…

21.07.2016

Lütfü Kırayoğlu  

Top