Lütfü Kırayoğlu: AKP, Amerika’yı Keşfedebilecek mi?

Darbe girişimi sonrası herkes kendine göre değerlendirmeler yapıp dersler çıkartıyor. Darbecileri, darbeye götüren yolları açıp, engellerini temizleyenler, geç de olsa kuklayı ve kuklacıyı görmek zorunda kalacaklar.

Televizyon kanallarında yıllar önce “Ergenekon”, Balyoz davaları sürecinde FETÖ’cü savcılardan aldıkları bilgileri yandaş yazarlarla birlikte ballandıra ballandıra anlatan iktidar sözcüleri, sanki o günleri bizlerin unuttuğunu varsayarak FETÖ karşıtı kesildiler. Bazıları ise her nedense FETÖ adını zorunlu olmadıkça ağızlarına almak istemiyorlar.

Daha önemlisi kuklayı teşhis edenler kuklacıyı görmek istemiyor. Ancak darbe girişimine hedef olanlar saldırının nereden geldiğini görmek ve bildiklerini kamu oyu ile paylaşmak zorundalar.

Başta Başbakan olmak üzere, AKP iktidarının temsilcileri darbenin ilk saatlerinde kuklacıyı, yani darbenin arkasındaki ABD’yi ve somut olarak ortaya çıkmış temsilcilerini işaret ettiler. Sonraki günlerde de AKP’nin doğrudan denetlediği basın kuruluşları ve TV’lerdeki konuşmacıları tarafından da ABD yönetimi işaret edildi. Daha sonraki günlerde de bu konuda en sorumlu durumda olan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu da biraz çekingen bir tavırla da olsa ABD yönetimini ve AB temsilcilerini işaret etti.

Doğrudan AKP sözcüsü durumundaki gazetelerin manşetleri de ABD’yi hedef almayı sürdürdü. Yakın geçmişte yaşadıklarımız, gerek AKP iktidarının sözcülerine, gerekse AKP güdümündeki basın kuruluşlarına güven konusunda haklı endişelerimize yol açsa da burun kıvrılacak gelişmeler değildi. ABD’nin çirkin yüzünü ortaya çıkarıp kamuoyu ile paylaşacak her türlü tespiti gelişme olarak karşılamak gerekiyor.

AKP’nin siyasal geçmişine baktığımızda, Necmettin Erbakan döneminde “sizi gidi batı taklitçileri” türünden titrek bir antiemperyalizm görsek de 1996 yılında ABD’li Türkiye uzmanlarının AKP’nin çekirdek kadrosunu “keşfettiğini” ve 6 yıl sonra kurulacak partinin, kurulur kurulmaz iktidar olacağını, başbakanının, hatta dışişleri bakanının adını verdiklerini anımsıyoruz.

Hemen ardından da bu kez AKP önderlerinin ABD içinde kendilerini iktidara taşıyacak güçleri “keşfediverdiğini” görüyoruz. Elbette bu “keşif” çok eksik ve işlerine gelen bir keşiftir. AKP önderleri hemen ardından “BOP eş-başkanlığını” ve bu sıfatla bölgedeki dost ve kardeş ülkelerin yönetimlerini birer birer devirmenin “zevkini” de “keşfediverdiler”.

Ne zaman ki bölgede Türkiye’ye biçtikleri rolü oynama konusunda AKP önderliği ile anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı: işte o zaman Batı basınında RTE’nin “üstünün çizildiği” yönünde haberler sıklıkla yer almaya başladı.

Sonuçta da 15 Temmuz gecesini hep birlikte yaşadık. ABD vekalet savaşından sonra vekalet darbesi yapmış, derenin taşı ile derenin kuşunu vurmaya kalkışmış, başarısız olunca da tam siper konumuna girmişti.

AKP ve yandaşları ile darbe girişiminden ağır hasarla çıkan TSK, şimdi başına gelenlerle ilgili gerçekçi bir analiz yapmak zorunda. Kuklaları kulaklarından tutup saklandıkları köşelerden çıkarmak yeterli olmayacak, bütün kanıtları ile kuklacıyı da ortaya çıkarmak zorundalar.

Bunu yapabilmenin yolu ise ABD hayranlıklarını bir tarafa bırakıp, emperyalizmin son 150 yılda bölgede yaptıklarını ve ABD’nin son 70 yılda ezilen uluslar üzerinde oynadığı oyunları, kanlı darbeleri keşfetmek zorundalar.

AKP önderleri ve yandaşlarının, ABD emperyalizminin çirkin yüzünü keşfetme cesaretine sahip olup olmadıkları kuklacını geleceğini de tayin edecektir.

27.07.2016

 

Lütfü Kırayoğlu

ADD Genel Sekreter Yardınmcısı      

Top