Lozan Antlamasının 95 yıldönümü Muğla İli Şubeleri Etkinliği

Değerli Basın Mensubu,

Türkiye Cumhuriyetinin Tapu belgesi olan Lozan Antlaşmasının 95. yıldönümü Muğla İli Atatürkçü Düşünce Şubeleri tarafından Köyceğiz’de İnönü heykeli önünde 24 Temmuz 2018 tarihinde saat 17:30 dan itibaren başlayan bir törenle kutlanmıştır. Atatürkçü Düşünce Derneği Muğla Şubelerinden gelen ve Köyceğiz’de bulunan Atatürkçü yurtsever yurttaşların da katılımı ile önce İnönü anıtına çelenk bırakılmış, saygı duruşu ve İstiklal Marşının coşkuyla söylenmesinin ardından Köyceğiz Şube Başkanı Selçuk Siber tarafından Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi tarafından kaleme alınan bildiri okunmuştur.

Ardından sahneye davet edilen Ortaca Şube Başkanı Günur Karaağaç İnönü anıtının tarihçesini aktardı. Daha sonra söz alan Atatürkçü Düşünce Derneği Muğla Şube ve Muğla ili Eşgüdüm Şube Başkanı Av. Cüneyt Özbayır Lozan’ın Atatürk Türkiyesinin tapu senedi olduğunu, yorgun ve emperyalistlerin elini kolunu bağladığı Osmanlı’ya dayatılan Sevr’in zincirlerinin Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından parçalanarak bugünkü Özgür Türkiyenin temellerinin Lozan ile atıldığını söyledi. Ancak Atatürk’ün kendi evinde bazı aymazlar tarafından günümüz siyasetçileri ile kıyaslanma çapsızlığını gösterenler ve İsmet İnönü ile Mustafa Kemal’e iki ayyaş diyebilecek zihniyetin karşısında Atatürkçülerin dimdik ayakta olduğunu söyledi.

Son olarak Atatürkçü Düşünce Derneği Bilim Danışma Kurulu üyesi Güngör Berk tarafından Lozan’ın anlam ve önemine değinen kapsamlı bir konuşma yapıldı. Lozan’a dil uzatanların çabalarının beyhude olduğunu ve Lozan’ın değersizleştirilme itibarsızlaştırılma çabalarının sonuçsuz kalacağını söyleyen Berk sözlerini, yaşasın Lozan yaşasın Cumhuriyet diyerek bitirdi.

Kalabalık bir topluluk tarafından coşku ile alkışlanan etkinlik çevredeki yabancı turistler tarafından da ilgi ile izlendi.

Av. Cüneyt Erkmen Özbayır

ADD Muğla ve Muğla İli Şubeleri Eşgüdüm Şube Başkanı

ADD Genel Merkezi tarafından kaleme alınan Basın Bildirisi aşağıdadır:

Sevr ya da Lozan

Esaret ya da Bağımsızlık

Türkiye Cumhuriyetinin “tapu senedi” Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 95. yılını kutluyoruz. Kan ve can pahasına Ulusal Kurtuluş Savaşımız sonrası Türk diploması tarihinde 224 yıllık bir boyun eğme döneminden sonra kazanılan en büyük uluslararası siyaset zaferini kutluyoruz.

Lozan zaferimize dudak büken “aydınlarımız” yanında, ülkemizi Sevr esaretine götürenlerin günümüzdeki takipçileri, oturdukları “yönetici” koltuklarından Lozan Zaferimizi tartışmaya açıp zaferin “yenilgi” olduğu iddiasına kadar ilerliyorlar. Dahası bu işi Ulusal Kurtuluş Savaşımızda karşımıza sürülen kukla kuvvetlerin ülkesinde yapacak kadar ileri noktaya götürüp Lozan’ı tartışmaya açıyorlar.

Osmanlı devleti 1699 Karlofça Antlaşması ile birlikte hiçbir diplomasi masasından başı dik kalkamadı. Ta ki, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşımızın zafere ulaşmasına kadar. Buna rağmen Türk ulusunun başının yerden kalkmamasına neden olanların günümüzdeki temsilcileri Türk Ulusunun tarihten ve Anadolu topraklarından silinmesi demek olan Sevr paçavrasını yırtıp atan Lozan’ı “yenilgi” olarak gösterme cüretinde bulunuyorlar.

Ulusal Kurtuluş Savaşının önderleri hakkında idam fermanları çıkaranlar, Paris’in Sevr kasabasında 10 Ağustos 1920 günü imzalanan Sevr Antlaşmasının hiçbir maddesine itiraz edemezken, boynunda idam fermanı olanlar, Sevr paçavrasından sadece 2 yıl 20 gün sonra 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’da Türk ulusunun zaferini ilan ettiler. Zaferden kısa süre sonra imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması sonrası Lozan’da başlaması planlanan barış görüşmelerine ihanet içindeki İstanbul Hükümetinin çağrılmasına Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1922 günü saltanatın kaldırıldığını ilan ederek yanıt verdi.

Muzaffer Büyük Millet Meclisi ordularının Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa önderliğindeki Türk heyeti Lozan’daki görüşmelere başı dik olarak katıldı. Çok sert geçen tartışmalar çıkmaza girdiğinde toplantıyı yarıda keserek ülkesine döndü. Özellikle ekonomik bağımsızlığımızı ilgilendiren kapitülasyonlar konusunda hiçbir ödün verilmedi. Sonuçta Sevr esaret belgesinin üzerinden 3 yıl bile geçmeden Türkiye Cumhuriyetinin “tapu senedi” Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 günü imzalandı.

Lozan zaferinden 95 yıl sonra, Lozan’ı küçümsemek, tartışmaya açmak, Lozan yerine Sevr esaretini kabul etmektir. Tarihi geri döndürmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Tarihteki her olay o günün koşullarında değerlendirilir. Lozan ile Sevr arasında başka bir seçenek yoktur. Ya Sevr paçavrasına teslim olursunuz, ya da Lozan Zaferine sarılırsınız.

Ya esarete boyun eğersiniz, ya da Ulusal Bağımsızlığınıza sonsuza kadar sahip çıkarsınız. Lozan Zaferi sonrası, siyasal bağımsızlığımızı ekonomik bağımsızlıkla pekiştirmeyi beceremeyip emperyalizmin boyunduruğuna girmeye razı olanlar, sonunda, Lozan Zaferini tartışmaya açmaya kadar savrulurlar.

Türk Ulusu Lozan Zaferine sahip çıkmaya devam edecek sonsuza dek yaşatacaktır.

Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti

Top