Lozan'ı Anlamak İçin Sevr'i Hatırlamak Gerekir

Lozan Antlaşması, Türkleri Avrupa’dan, Balkanlar’dan ve Anadolu’dan atma planı olarak adlandırılan Şark Meselesi ya da Doğu Sorunu’nun (Türk Meselesi de denilebilir) siyasi belgesi olan Sevr Antlaşması’nın sonunu getiren ve Türklere Anadolu’yu ebedi yurt yapan bir Antlaşmadır. Atatürk,  bu durumu şu çarpıcı sözlerle ifade eder; “Lozan antlaşması, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastin yıkılışını ifade eden bir belgedir…”

Lozan bir yönüyle de milli egemenliğe dayalı demokratik rejim olan Cumhuriyet’e gidişin kilometre taşıdır. Lozan’a giderken saltanat kaldırılır ve Osmanlı Devleti hukuken sona erer. Cumhuriyet’in ilanı için de Lozan’ın imzalanması beklenir. Bu durumda Lozan, Saltanat ile Cumhuriyet arasındaki köprüdür.

Sevres_Anlaşması

Sévres hükümlerine göre Türklere bırakılan topraklar; Anadolu’nun yaklaşık dörtte biri kadar.

 

Sévres hükümlerine göre Türklere bırakılan topraklar; Anadolu’nun yaklaşık dörtte biri kadar.

 

Lozan’ı daha iyi anlayabilmek için Lozan’ın yerine bize dayatılan ve Türk’ün idam  fermanı olarak kabul edilen Sevr (Barış) Antlaşması’nı hatırlamak gerekir. Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti delegesi olmaksızın 18-26 Nisan 1920 tarihleri arasında (İtalya’nın San Remo kentinde) belirlenerek İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Devleti’ne kabulü için ültimatom olarak verilir. Sevr Antlaşması’nın hazırlanma tarihine bakıldığında bu tarihin Ankara’da Büyük Millet Meclisi (BMM)’nin açılması tarihine denk geldiği görülür. Bu bir tesadüf değildir, çünkü açılacak olan BMM’i Misak-ı Milliyi gerçekleştirecektir. Dolayısıyla Mondros Ateşkes Antlaşması’nın barış antlaşması olan Sevr Antlaşması, Misak-ı Milliye karşı İtilaf Devletleri ile onların uzantıları olan Rum ve Ermenliler ile İstanbul Hükümetlerinin ortak paydasıdır. Bir başka deyişle Lozan, Sevr’e karşı Misak-ı Milli’nin zaferidir. Bu anlamda Lozan, Maraş’tır, Antep’tir, Urfa’dır, Sakarya’dır, Büyük Taarruz’dur. Bir milletin yekvücut olup bağımsızlığı için karınca sabrı ve çalışkanlığı sergilediği ve  cephedeki tek yürek atışıdır. Açıkçası Lozan, Misak-ı Milli’nin emperyalist hesapları bozguna uğratmasının kanıtıdır. Nitekim İstikal Mücadelesi sonucu makamını terk etmek zorunda kalan İngiltere Başbakanı David Lloyd George: “Sevr’den Mudanya’ya bir gerileme idi; ancak Mudanya’dan Lozan’a bir bozgundur.” diyecektir.

Lozan’ı daha iyi anlayabilmek için Sevr’i hatırlamaya devam etmekte yarar vardır. Sevr tasarısı, bir haftalık kısa bir sürede ve Osmanlı delegesi olmaksızın hazırlanırken  Lozan Antlaşması neden dokuz ay sürmüştür? Bu sorunun cevabını da Atatürk  vermiştir: “… Lozan barış masasında ele alınan meseleler yalnız üç dört yıllık yeni devreye ait ve onunla sınırlı kalmıyordu. Yüzyılların hesabı görülüyordu. Bu kadar eski, bu kadar karışık ve bu kadar kirli hesapların içinden çıkmak, elbette, o kadar  basit ve kolay olmayacaktı.”  o halde Lozan, girişte de belirttiğimiz gibi asırlar öncesine dayanan Şark Meselesi hesabının Türkler tarafından boşa çıkarıldığı yerdir.

Lozan, Milli Mücadele’nin bir  devamı olan diplomasi savaşımdır. Bu savaşta TBMM Hükümeti’nin zorulukları vardır. Anadolu yakılmış, yıkılmış haldedir, aynı zamanda Osmanlı Devleti sona erdiği için Dışişleri Bakanlığı yeniden yapılanmaktadır. Batı Cephesi Kumandanı Dışişleri Bakanı olarak atanmış ve Lozan’a TBMM Hükümeti’ni temsilen görevlendirilmiştir. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin diğer ülkelere atadığı temsilciler değiştirilecek, yeni kadrolar oluşturulacak mübadele ve göçlere çareler bulunmaya çalışılacaktır. Bu ortamda Batı Cephesi karargâhı Lozan’a taşınacak ve adeta günlük cephe raporları Ankara’ya gönderilmeye devam edecektir.

TBMM, Lozan delege heyetine on dört maddelik talimat verir ve bu on dört maddenin bir ve sekizinci maddeleri kırmızı çizgidir ve pazarlık yapılmayacak olan madde olarak belirlenir. Bunların birincisi; doğu sınırında bir Ermeni devleti kurulmasının kabul edilmeyeceği ve sekizinci maddesi de kapitülasyonların hangi ad ve unvan altında olursa olsun kabul edilmeyeceğine ilişkindir. TBMM’nin ön gördüğü gibi her iki madde de gündeme getirilir ve Lozan görüşmeleri kapitülasyonlar sebebiyle kesintiye uğrar.

İngiltere, I. Dünya Savaşı gizli antlaşmalarında Fransa ve İtalya’ya vermeyi vaadettiği yerleri (Fransa’ya Musul’u ve İtalya’ya da İzmir bölgesini) vermez. Fransa, TBMM Hükümeti ile Sakarya Savaşı sonrası Ankara Antlaşması’nı imzalar. Fransa ve İtalya Anadolu’da tutunamaz. İngiltere’ye dargın olan Fransa ve İtalya’nın Lozan’da TBMM Hükümeti’ni desteklemesi düşünülebilir. Ancak yıllardır Anadolu’yu işgal edebilmek için gayrı Müslümlerle işbirliği yapan ve imtiyazlar elde eden bu devletler, azınlık ve ekonomilk ayrıcalıklar konusunda İngiltere’yi Lozan’da desteklemeye devam ederler. Bir bakıma TBMM Hükümeti diplomasi cephesinde tek başına kalır. Dokuz aylık zorlu mücadele sonucu Misak-ı Milli (Hatay, Musul ve boğazlar hariç) büyük oranda masada rakip devletlere ve dünyaya kabul ettirilir.

Lozan ile bağımsızlığımızı ve sınırlarımızı tespit ettiğimiz gibi İstanbul ile Trakya’yı savaşmadan elde etmeyi başardık. Bu konuda İsmet Paşa:Lozan muahedesi, milli devletin hudutlarını azami imkanda vücuda getirmiştir… bizi memleket bütünlüğü ve hudutlar meselesinde manen ve maddeten kuvvetlendirmiştir. Trakya’yı müzakere yolu ile kurtardık… İstanbul’u ve Trakya’yı silahla işgal etmediğimiz halde müzakere yolu ile kurtarmış, netice almışızdır…” diyecektir.

Lozan ile ilgili tartışmalarda Lozan’ı eleştirenler sürekli toprak kaybını gündeme getirirler. Lozan’a eleştiri getirenelerin önce Sevr Barış Antlaşması’na sonra da Lozan Barış Antlaşması’na bakmalarını tavsiye ederiz.

unnamed (2)

Lozan Barış Konferansına katılan Türk Heyeti

 

Lozan Barış Antlaşması’ndaki kazanımları anlayabilmek için Sevr Antlaşması’nda neleri kaybettiğimize bir kaç örnek verelim; Ege bölgesinin büyük bir bölümü ve Trakya’daki Midye-Enez hattının batısında kalan topraklar Yunanistan’a verilecekti. Osmanlı Devleti’nin sınırları, İstanbul çevresi ve Anadolu’nun küçük bir bölümü olacaktı. Doğuda iki ayrı devlet kurulacaktı (Kürdistan, Ermenistan). Antalya ve Konya dahil olmak üzere İç Batı Anadolu’nun büyük bir bölümü İtalyanlara verilecekti. Adana, Sivas ve Malatya dolayları Fransa nüfuzuna bırakılacaktı. Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunan Arap ülkeleri İngiliz ve Fransızlar arasında paylaştırılıp manda altına alınacaktı. İç güvenliği sağlamak maksadıyla 50.000 civarında asker bulundurulacaktı. Kapitülasyonlardan bütün devletler içeriği genişletilmek suretiyle faydalanacaktı.  Azınlıklara Türklerden daha fazla hak verilecekti. Osmanlı Devleti antlaşma koşullarına uymaz ve azınlık haklarına riayet etmezse İstanbul Türklerden alınacaktı. Oysa Batı sınırı, Misak-ı Milliye göre çizildi. Kapitülasyonlar tümden kaldırıldı, Türkiye’deki yabancıların kayıtsız-şartsız Türk kanunlarına  uyacakları karara bağlandı. Bütün azınlıklar, Türk uyruğu kabul edildi.

unnamed (3)

İsmet İnönü Lozan antlaşmasını TBMM adına imzalıyor.

unnamed (4)

 

İsmet İnönü Lozan antlaşmasını TBMM adına imzalıyor.

 

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından sonra artık bir yandan içeride rejimi belirleyerek savaşın, yıkımın ve hastalıkların tahribatını gidermeye diğer yandan da Lozan’da lehimize çözülemeyen konular için fırsatlar elde edilmeye çalışılacaktır.  Lozan’da TBMM delege heyetinin müzakerelerdeki tutumunu eleştirenlere de  Seha L.Meray’ın dilimize çevirdiği ve Yapı Kredi’nin yayınladığı sekiz ciltlik Lozan Barış Konferansı Tutanaklar-Belgeler  adlı esere bakmaları tavsiye edilir.

2

Lozan sonrası Türkiye sınırları

Lozan sonrası Türkiye sınırları

Bu açıklamalardan sonra, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının yankılarına kısaca değinmek yararlı olacaktır. Çünkü  Lozan Barış Antlaşması, mazlum bir milletin emperyalizme karşı olan ilk zaferidir ve Mustafa Necati tafafından daha o günlerde esaret altındaki mazlum milletlere esin kaynağı olarak şu ifadelerle önerilir: Türk milleti üç yıl içerisinde nasıl harikalar yaratmış ve nasıl zaferden zafere koşmuşsa mazlum milletler de zaferden zafere koşsunlar ve bizim yürüdüğümüz yollardan yürüsünler.”

Ayrıca Lozan Barış Antlaşması esaret altındaki Müslüman liderleri de gururlandıran bir antlaşmadır. 28 Temmuz 1923 tarihli The Times Gazetesi’nda  Hindistan Müslümanlarının liderlerinden Ağa Han şu ifadeleri kullanacaktır: Tarihte ilk kez bir İslam ulusu tarafından kesin eşitlik esasına dayanarak Batı’nın yüce devletleriyle bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşama Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın sarsılmaz önderliğinde ve İsmet Paşa’nın sabırlı diplomasisine verilen krediyi yansıtır. Türk ulusuna sağlamış olduğu özgürlük bir bütündür.” Lozan Antlaşması, Doğu (mazlum)’nun Batı (emperyalizmin) karşısındaki zaferidir. İzvestiya (SSCB) Gazetesi bu durumu şöyle tespit eder: “Lozan yalnız Türkler için değil, doğunun tüm halkları için bir zaferdir.”

Lozan Barış Antlaşması imzalanmasaydı, Sevr Antlaşması yürürlükte kalacaktı ve Osmanlı Devleti ekonomi ve siyasi açıdan tam bir sömürge devleti olarak ortaçağ karanlığında debelenecekti. Osmanlı devletinin imzaladığı son anlaşma olan Sevr Antlaşması yürürlükte olsaydı, bugün ülkemiz Ortadoğu ülkeleri seviyesinde olacaktı. Tam bağımsız bir devlet kurma onuruna Türk Milleti, Lozan Barış Antlaşması ile ulaşabilmiştir. Lozan’ı hazmedemeyen o günün emperyalist güçleri ve içeride Milli Mücadele’ye  karşı olan örtülü Sevr destekçilerinin bu günkü savaşının devam etmekte olduğunu söylemek pek abartılı olmasa gerek. Milli Mücadele ile zafere ulaşan Lozan, Milli Mücadele karşıtlarının girişimleriyle Sevr’e döndürülmeye çalışılmaktadır. Yukarıda verilmeye çalışılanlar da bunları doğrulamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, varlığını Lozan’a borçlu olduğu için hem Cumhuriyetimizi hem de Lozan’ın kazanımlarını sonsuza kadar yaşatmak zorundayız. Lozan Barış Antlaşması ile Misak-ı Milli’yi temelinde Milli Mücadele’yi başarıya ulaştıran ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Lozan’da Türkiye’yi temsil eden delege heyeti başkanı İsmet Paşa’yı ve emeği geçenleri saygıyla anmak bir vefa borcudur. Yazıyı İsmet Paşa’nın bir sözüyle bitirmek anlamlı olacaktır:“…Hasta adamdan bir devlet doğdu… Lozan Muahedesi, Türk siyasi hayatında başlıbaşına bir yer tutan milli bir eser halindedir…”

Halil ÖZCAN
ADD Bilim Danışma Kurulu ve Eğitim Kurulu Üyesi

 

Top