LAİK CUMHURİYETE SAHİP ÇIKMAK NAMUS BORCUMUZDUR.

Türkiye Cumhuriyeti; milletimizin, büyük Atatürk’ün eşsiz liderliğinde yedi düvele karşı verdiği mücadelenin onurlu bir sonucudur. Milletimizin, çağdaş dünyada saygın bir konum edinmesini sağlayan Cumhuriyet; tüm mazlum milletlere de ilham kaynağı olmuştur. Ancak, yüzyıllar boyu süren saltanat yönetimiyle dünyadan kopuk bir toplum haline dönüştürülen milletimize; ışıklı ufuklar açan Cumhuriyetin, özellikle laiklik ilkesi, ilk günden beri açık ya da gizli bir saldırı altındadır. Cumhuriyetin getirilerine bakıldığında, adım adım laik ve çağdaş bir devlet modeli oluşturulacağının kesin işaretleri vardır. Yüzyıllar boyu insanlarımızın eğitimsiz, cahil ve dünyadan kopuk bıraktırılmış olmasından beslenen karanlık, gerici ve işbirlikçi kesimler; etkilerini gün ve gün yitirdiklerini görmüşler, ayaklanmışlar ve kanlı olaylara neden olmuşlardır.

Bu bağlamda; Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında; Şeyh Said’in 1925’de başlattığı isyandan sonraki en acı ve en önemli olay; 23 Aralık 1930’da, Menemen’de Asteğmen Kubilay’ın başının kesilmesiyle gerçekleşen gerici başkaldırıdır.

“Şeriat isteriz”, “hilafet ordusu Menemen’e girmek üzeredir”, “kâfirlere ölüm” sloganlarıyla Cumhuriyetin temsil ettiği değerlere yönelik kanlı meydan okumada, esasen kesilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın başı değildir. Bu ayaklanma ile laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin başı kesilmek istenmiştir.

Büyük kurtarıcı ve devletimizin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; Menemen olayından sonra ( 28 Aralık 1930) yaptığı çarpıcı açıklama, ders niteliğindedir:

“Gericilerin yaptığı bu açık vahşet karşısında, bütün cumhuriyetçiler ve yurtseverler utanmalıdır. Çünkü, bu olay acı olduğu kadar hepimiz için utanç vericidir.”

Kubilay, Cumhuriyet kazanımlarını savunurken verdiğimiz bilinen ilk şehidimiz olmakla birlikte; aynı olayda şehit olan Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’yi de hatırlamak vatan, namus borcudur.

Cumhuriyet tarihimizde Devrim Şehitleri unvanı sadece Kubilay’la, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki ile sınırlı kalmamıştır. Cumhuriyetin ışığını söndürmek; milletimizi gerici ve karanlık zihniyete teslim etmek için emperyalist güçlere hizmet eden odaklara karşı, canı pahasına mücadele veren aydınlarımız da haince katledilmiştir.

14.12.2019 tarih ve 30978 sayılı Türkiye Cumhuriyeti’nin Resmi Gazetesi’nde yayımlanan “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun faizsiz finans kuruluşlarının bağımsız denetimiyle ilgili etik kuralları”, Menemen’de gerçekleşen gerici ayaklanmanın ve laiklik karşıtlığının geldiği son noktayı göstermektedir. Bu kararlar Laik Cumhuriyetin yok edilmesi anlamını taşımaktadır.

Bu nedenle Kubilay’ın şehit edilişinin 89. Yıldönümünde milletimize ve tüm duyarlı kurum ve kuruluşları, laik ve demokratik Cumhuriyetimize sahip çıkma mücadelemize güç vermeye çağırıyoruz. 20 yıllık siyasi iktidar Laik Cumhuriyeti yok edemeyecektir. Bu yolda gerekirse can veririz asla ödün vermeyeceğiz.

Son olarak İstiklal Marşı’mızın Arapça okunmasını kabul etmemiz de mümkün değildir, uzun bir süredir Arap dünyasına özenen siyasi iktidarı uyarıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ni bir Arap devleti haline dönüştüremeyeceksiniz. Türk Milleti ve Atatürkçü Düşünce Derneği, kimliğine ve laikliğe sahip çıkacaktır.

Devrim Şehidimiz Kubilay başta olmak üzere; Bekçi Hasan’ı, Bekçi Şevki’yi ve bugüne kadar şehit verdiğimiz tüm aydınlarımızı; bağlılık ve şükran duygularımızla anıyor; davalarının davamız, yollarının yolumuz olduğunun bilinmesini istiyoruz.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU

Top