KURTULUŞUN VE KURULUŞUN REÇETESİ: 4 EYLÜL SİVAS KONGRESİ

     Takvim yaprakları 4 Eylül 1919’u gösterirken Anadolu Türk ulusunun ayağa kalkışına tanıklık ediyordu. Amasya Genelgesi’nin ardından Mustafa Kemal’in çağrısıyla değişik vilayetlerden büyük zorluklara göğüs gererek Sivas’a gelen ulusun temsilcileri Türk topraklarını emperyalist işgalden kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını gerçekleştirmek amacıyla çareler aramaya başladı. Ankara başta olmak üzere değişik vilayetlerde valilik baskısı nedeniyle kongreye katılacak delegelerin seçimi gerçekleşememiş, bazı vilayetlerde ise seçilen delegelerin yola çıkması engellenmiştir. Bir hafta süren kongre boyunca bizzat Mustafa Kemal’in talimatıyla delegeler otelde değil Sivaslıların evlerinde kalmışlardır. Bu hususta delegelere evini açan Şekercizade İsmail Efendi, Sivas Kongresi’nin adı tarih kitaplarımızda pek yer almayan kahramanlarından biri olarak not düşülmelidir.
    Kongre, toplanış şekli ve alınan kararlar bakımından ulusal bir niteliğe sahiptir. Mustafa Kemal’in önderliğinin güçlendiği kongre,  Türk tarihinde savaş koşulları altında bile olunsa demokrasi ve halk egemenliği anlayışının göz ardı edilmediğinin somutlaşmış halidir. Akabinde Büyük Önder “Cumhuriyet’in temellerini Sivas’ta attık” diyecektir. Ve cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas, 1919’dan 74 yıl sonra cumhuriyet devrimi karşıtı bir kalkışmayla karşı karşıya kalacak fakat büyük ulusumuzun kararlığı karşısında bu kalkışma yenilecekti. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemle birlikte Sivas Kongresi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kongresi olması bakımından da önem taşır. Kongrede alınan kararlara bakıldığında katılan delegelerin yeni bir Türk devletinin de doğuşuna imza attıklarını anlayabiliriz. “Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez” şiarının benimsendiği kongrede her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı milletin kendini savunacağı ve direneceği vurgulanmıştır. Manda ve himaye kesin olarak reddedilirken, Kuvay-i Milliye tek kuvvet olarak tanınmıştır. Vatan sathında işgale direnen cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir. Bütün girişimlerine rağmen kongrenin toplanmasını engelleyemeyen Damat Ferit Paşa hükümeti, kongrenin ardından istifa etmek zorunda kalmıştır. Bu olay, Kuvay-i Milliyecilerin İstanbul hükümetine karşı ilk siyasi zaferi olarak değerlendirilir. Mustafa Kemal’in başkan seçildiği kongreye katılanlar arasında Rauf Orbay ve Refet Bele’yi de görebiliriz. Sivas Kongresi, emperyalizmin hedef tahtasına koyduğu Türk ulusunun var oluş mücadelesini perçinlemesinin yanı sıra bu haklı davayı  uluslararası camiaya duyurmak açısından da tarihimizde inkar edilemez bir yere sahiptir. İşgale karşı topyekün mücadelede olan Türk ulusu, kongre ile birlikte umutlarını arttırmış ve Mustafa Kemal önderliğinde kurtuluş mücadelesini vermiştir. Kongre sürecinde yetersiz fiziki koşulların, kayda değer askeri eksikliklerin elbette Mustafa Kemal de farkındaydı fakat O’nun için tek bir yol vardı: Ya istiklal ya ölüm! İşte Sivas’tan emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine verilen cevap da buydu.
    4 Eylül Sivas Kongresi, Türk tarihinde kurtuluşa, kuruluşa, cumhuriyete ve devrimlere giden yolda adeta bir reçeteydi. Emperyalizmin ve işbirlikçisi bölücü-gerici terör örgütlerinin karşısında 4 Eylül Sivas ruhuyla dimdik durmamız gereken günlerden geçiyoruz. Teröre karşı vatan evlatlarını sonsuzluğa uğradığımız şu günlerde ulusumuzu birleştirecek olan yegane kuvvet Cumhuriyet Devrimi’nin ilkeleridir.
    4 Eylül Sivas Kongresi’nin 97. yıldönümünde Başta Büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, kongrenin cesur delegelerini ve kurtuluş mücadelemizin her bir kahramanını saygıyla anıyoruz; Türk milletini Sivas Kongresi’nin birleştirici ve  kararlı ruhuyla,  vatanımızın ve cumhuriyetimizin düşmanı bütün odaklara karşı topyekün mücadeleye çağırıyoruz.
ADD GENEL MERKEZİ
Top