Kubilaylar Ya da Derviş Mehmetler Yetiştirmek…

 Eğitim sistemimiz 1950 yılından itibaren bir ikilemle karşı karşıya kaldı.

Kubilaylar mı yetiştirecektik; yoksa Derviş Mehmetler mi?

Cumhuriyeti kuran devrimci kadro için böyle bir ikilem yoktu. Onlar devrimci yolda yürümeye kesin bir karar vermişlerdi. Bu nedenledir ki Cumhuriyetin kuruluşundan sadece 3 yıl sonra Bursa Muallim Mektebinden öğretmen olarak mezun olan Mustafa Fehmi Kubilay, henüz 4 yıllık öğretmen iken, yedek subaylığını yaptığı sırada, Menemen’de çıkarılan gerici ayaklanmada devrimi korumak için gözünü kırpmadan ölüme yürüdü. Kubilay’ın öğretmen okulunda eğitime başlaması ile Cumhuriyetin kuruluşu aynı tarihlere denk düşer.

Mustafa Kemal işgal altındaki yurdunu kurtarmak için ileri atıldığında tam da 14 yıl sonra söyleyeceği Bursa Nutkunda görmek istediği Türk gencini temsil etmektedir.

İşgal altındaki yurdunda, ordusuz, silahsız, topsuz, tüfeksiz, ama inançla, taşla sopa ile yumrukla… Ne bulursa onunla silahlanmaktadır. Sakarya Savaşı öncesinde çıkarttığı Tekalifi Milliye yasası tam da bunu söylemektedir. Halkından ellerinde ne varsa onu istemektedir. Kılıç, balta, öküz, çarık, çorap, çamaşır. O’nun kavgada kullanacağı silahları bunlardır.

Zaferden sonra gençlere verdiği öğütlerde de bunları söylemektedir. 1923 yılında gençlere şunları söylüyordu:

“Bunun için dimağlarımıza, irfanlarımıza, bilgimize, icap ederse bileklerimize, pazılarımıza, bacaklarımıza müracaat edecek, fakat neticede mutlaka ve mutlaka o gayeye varacağız. Bu millet, sizin gibi evlatlarıyla layık olduğu olgunluk derecesini bulacaktır.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, s.133)

Yine aynı yıl şunları da söylüyordu:

“Gençler için vatan işlerinde ölmek  söz konusu olabilir. Ama korkmak asla…”

Gazi Mustafa Kemal Büyük nutkunun sonundaki Gençliğe Hitabesinde aynı kararlılığı daha da geliştirmiştir.

Mustafa Kemal’in devrimci karakterini kavrayan Yedek Subay öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay, ayaklanan gericiliği durdurmak için Bursa Nutkunun söylenmesini bekleyemezdi. İçinde mermi yerine kuru sıkı manevra fişekleri olan tüfeğiyle gericiliğin üzerine yürüdü. Canını verdi. Henüz 24 yaşında idi. İnandı. Dövüştü ve öldü.

Menemen’de 23 Aralık 1930 günü yaşanan Nakşibendi ayaklanması sonrası Cumhuriyetin Kubilaylar yetiştirmek yolundaki kararlılığını çelikleşmiştir. Kubilay’ın katlinden 25,5 ay sonra bu kez Bursa’da meydana gelen gerici ayaklanma girişimi sonrası Atatürk’ün söylediği ünlü Bursa Nutku bu kararlılığın en açık şekilde ifade edildiği bir metindir.

1950’li yıllara gelindiğinde, demokrasi kavramını seçim sandığı ile sınırlayanlar, Cumhuriyetin bu kararlılığını eğip bükmeye başlamışlar, Kubilaylara karşı yeni Derviş Mehmetleri de yetiştirecek adımları hiç çekinmeden atmışlarıdır. Türkçe ezanın kaldırılması, Köy Enstitülerinin kapatılması, imam okullarının hızla yaygınlaşması devrimlerin sulandırılması bu dönende hız kazanmış, 12 Mart darbesinin önderleri sosyal uyanışın “dindar nesil” ile kolayca durdurulabileceğini açıkça savunmuştur. Bu dönemden 1980 yılına kadar gençlik, “tespih çekmek ile tetik çekmek” ikilemine itilmiştir.

12 Eylül darbesi ile; düşünen, sorgulayan gençlerin önünü kesmek için zorunlu din dersleri ve cemaatlerin önünün açılması bugünlerin habercisi olmuştur. Cemaatler aracılığı ile orduya, polise, adliyeye ve devletin her kesimine sızdırılanlar 15 Temmuz 2016 günü bir darbe girişimi olarak yaşananlar, Derviş Mehmetler yetiştirme politikalarının sonucudur.

Günümüzde AKP iktidarının böyle bir ikilemi yoktur. Zira onların tek hedefi yeni Derviş Mehmetler yetiştirmektir. 2002 yılından bu yana sürdürülen eğitim politikaları, ders kitapları ile oynanarak “kindar ve dindar” gençlik yetiştirme girişimleri, 4+4+4 politikaları ile kız çocuklarının zorunlu eğitimden uzaklaştırılması, ancak yangınlarla ya da bina çökmesi ile ortaya dökülen tarikat yurtları, tecavüzler iktidarın bu kararlılığının en açık göstergesidir.

En son yaşadığımız Rusya Federasyonu Büyükelçisi Karlov’un katilinin hangi eğitim basamaklarından ilerleyerek bir büyük cinayeti işleyebildiği bile bu tercihin sunucudur.

Bugün AKP iktidarının eğitim sistemimizdeki tek ikilemi, bu alanı hangi tarikata teslim edeceği noktasındaki kavga ve kararsızlığıdır.

Cumhuriyet devrimcilerinin ise gençlerin eğitiminde hiçbir ikilemi ve kararsızlığı yoktur. Tek hedefimiz Atatürk Cumhuriyetini sonsuza kadar yaşatacak Kubilaylar yetiştirmektir.

Katledilişlerinin 86. yılında Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Şevki ve Bekçi Hasan’ı saygı ve minnetle anıyoruz.

İnandılar… Dövüştüler… Öldüler…

 

Lütfü Kırayoğlu

 

20.12.2016

Top