KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILMASI

 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILMASI

Mustafa Gazalcı *

                                               mgazalci[@]gmail.com, www. Gazalci.net

                                              

Köy Enstitüleri, Cumhuriyetin en başarılı kurumlarından biri olarak eğitim tarihimize, İsviçre’deki Dünya Eğitim Ansiklopedisine geçti. Ancak aradan onlarca yıl geçmesine karşın bu başarılı kurumların niçin ve kimler tarafından kapatıldığı tartışmaları hiç bitmedi.

Cumhuriyet yönetimi, 3 Mart 1924 Öğretim Birliği, 1 Kasım 1928 yeni abecenin (alfabe) kabulü, 1932 Halkevlerinin açılması gibi eğitim ve kültür yaşamımızı etkileyen devrimsel nitelikte büyük atılımlar yapıldı. Özellikle Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati (1925–1928) döneminde, ilköğretim programı yenilendi, öğretmenlerin toplumdaki saygınlığı artırıldı, karma eğitime geçildi.

Ne yazık ki Mustafa Necati’nin erken ölümü yüzünden bu çalışmalar Dr. Reşit Galip’in kısa bakanlığı (1932–1933) dışında aynı coşkuyla yürütülemedi.

1935 yılına gelindiğinde nüfusunun yüzde 80’ini oluşturan köylerde, eğitim çağındaki çocukların ancak yüzde 25’ine eğitim verilebiliyordu. Kırk bin köyün 35 bininde öğretmen ve okul yoktu.

Yeni bir sisteme, yeni bir canlanmaya gereksinim vardı. İşte Köy Enstitüleri sistemi bu arayıştan doğdu.

 

Köy Enstitülerinin Kuruluş ve Gelişmesi

Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan, köy eğitimine çözüm bulması için İlköğretim Genel Müdürlüğüne İsmail Hakkı Tonguç’u getirdi. (1935)

İlk olarak Cumhurbaşkanı Atatürk’ün de desteğiyle 1936 yılında küçük köylere gönderilmek üzere Köy Eğitmen kursları açıldı.

Eğitmen kurslarının başarılı sonuç vermesi üzerine 1937’de Köy Öğretmen okulları açılmaya başlandı.

Önce 1937-38 öğretim yılında İzmir Kızılçullu’da ve Eskişehir Çifteler’de iki,  arkasından 1938-39 öğretim yılında Lüleburgaz-Kepirtepe’de köy öğretmen okulu açıldı.

Atatürk’ün 1938’de ölümüyle Milli Eğitim Bakanlığından ayrılan Saffet Arıkan’ın yerine Hasan-Âli Yücel getirildi.

Yeni bakan, İsmail Hakkı Tonguç’la birlikte köylerin eğitim yoluyla canlanması için çalışmaları kaldığı yerden sürdürdü.

 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 Sayılı Köy Enstitüleri yasası TBMM’den geçti. Köy Öğretmen Okullarının adı bu tarihten sonra Köy Enstitüleri oldu. Yasanın çıktığı 1940 yılında Köy Enstitüsü sayısı 10’du. 1944 yılında bu sayı 20’ye ulaştı. 1948 yılında Van’da açılan Ernis Köy Enstitüsü ile sayı 21 oldu.

Köy Enstitülerine öğretmen yetiştirmek için 1942 yılında Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.

Köy Enstitüleri sistemi, üretim içinde eğitim temeline dayanıyordu. Öğrenciler işi üretirken eğitim de görüyordu. Ürettikleriyle hem kendi gereksinimlerini karşılıyorlar hem de bir ölçüde gelir sağlayarak okulun harcamalarını karşılıyorlardı.

Bir iki enstitü dışında öğrenciler büyük ölçüde kendi eğitim binalarını kendileri yaptı.  Enstitünün gereksinimi sebzeyi, meyveyi, hayvanları kendileri yetiştirdi.  

Köy Enstitüsü sistemi, eğitimde fırsat eşitliğinin yaşandığı bir sistemdi. Üç sınıflı eğitmen elinde okuyan yoksul bir köy çocuğu, sırasıyla 5 sınıflı ilkokulu, 8 sınıflı bölge okulunu, ülkenin 21 yerinde kurulan Köy Enstitülerini ve Ankara Hasanoğlan’da açılan Yüksek Köy Enstitüsü’nü bitirebilirdi.

Köy Enstitüsü sistemi sayesinde; 17 bin 346 öğretmen, 8 bin 675 eğitmen, bin 599 sağlık memuru, 213 yüksek köy enstitülü yetiştirildi. 

Köy Enstitülerinden yetişenlerin başta eğitim olmak üzere edebiyatta, sanatın çeşitli dallarında, bilimde, siyasette etkileri oldu. Köy Enstitüleri sonucunda köy çocukları ülke yönetimine katıldılar. Aralarından belediye başkanı, milletvekili, bakan olanlar çıktı.

1946 yılına değin Köy Enstitüsü sistemi özgün ilkeleriyle işledi.

 

İlkelerinden uzaklaşma yozlaştırıldı

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyada ve Türkiye’de siyasal değişiklikler oldu. Ülkemizde de çok partili düzene geçme hazırlıkları yapıldı. Ülke yönetiminde olan CHP içinde de değişiklikler yaşandı.

1946’da gerçekleşen hükümet değişikliyle Hasan-Âli Yücel’in yerine Milli Eğitim Bakanlığına Reşat Şemsettin Sirer getirildi. Yeni Bakan, Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç ve arkadaşlarını görevden aldı.

1947 yılında Köy Enstitülerine öğretmen yetiştiren sistemin beyni sayılan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.

Köy Enstitülü ve eğitmenlere geçimlerine katkı ve köylere örnek olması için verilen araziler geri alındı.

1948 yılında Van Ernis’te 21. Köy Enstitüsü açılsa bile Köy Enstitülerinin iş eğitimine dayanan ilkeleri büyük ölçüde budandı.

1950 yılında CHP yerine Demokrat Partinin iktidar olmasıyla Köy Enstitülerine eski önem verilmedi. Bu okulların yerine daha çok İmam Hatip okulları açıldı. 

 

Kapatılması

Demokrat Parti Avni Başman’ın kısa süren görevi dışında Milli Eğitim Bakanlığına Tevfik İleri getirildi. Tevfik İleri, birçok Köy Enstitülü öğretmen hakkında asılsız suçlamalarla soruşturma açtırdı, onları sürgüne gönderdi. Hatta ceza olarak kimi Köy Enstitülü öğretmenlerin askerliklerinde yedek subaylık hakkı alınarak çavuş çıkarıldı.

Köy Enstitüleri asılsız suçlamalarla yıpratıldı.

Sonunda 27 Ocak 1954 tarihinde de çıkarılan bir yasayla Köy Enstitüler Öğretmen Okullarıyla birleştirilerek Köy Enstitüleri temelli kapatıldı.

Eğer Köy Enstitüleri kapatılmasıydı ülkemiz başta eğitim olmak üzere her alanda daha gelişmiş bir ülke olurduk.

         Cumhuriyetin en başarılı eserlerinden biri olan Köy Enstitüleri sisteminden alınacak birçok ders vardır. Geçmişte başarıyla uygulanmış bu sistemden bugün de yararlanılabilir.

Bunun için çağdaş ülkelerdeki benzeri gibi özerk çalışan, devlet destekli bir araştırma enstitüsü kurulabilir. Kurulacak bu enstitünün bilimsel araştırmalarından, önerilerinden ülkemiz hatta bütün insanlık yararlanabilir.

 

·        ADD Bilim Danışma Kurulu üyesi 

Top