Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin Başarısının Sırrı nedir?

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan yüksek gerilim iki ülkenin liderlerinin görüşüp anlaşmasıyla tatlıya bağlandı. “Kim kazandı”, sorusuna konunun uzmanları net bir yanıt veriyor: Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ve onun lideri Kim Jong Un. Tabii KDHC’ni destekleyen Çin Halk Cumhuriyeti’nin de kazananlar arasında olduğu açık. İşte bu başarının Kuzey Kore’ye özgü sırrı nedir? Ben bu sırrın yanıtını tartışmak istiyorum. Nükleer silahlara sahip olmak mı? Evet. Hiç de göz ardı edilemeyecek bir cevap… Karşıdaki güç ABD de olsa bu önemli etkeni küçümseyemez.

Ambargolar altında yaşayan Kuzey Kore’yi ekmeğinden kesip nükleer silahlara sahip olmaya zorlayan bakış acısı neydi? Sanırım işin gizemi burada. Çünkü onlar onurlu, başı dik bir ülke olarak yaşamak istiyorlar. “Önce vatan” diyorlar. Kuzey Kore, Amerikan emperyalizmine karşı mücadele kararlılığıyla bilinçlendirilmiş örgütlü bir halka sahip. Bunu bir hafta kendi gözleriyle görmüş biri olarak yazıyorum.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Demokratik Kadınlar Birliği’nin, davetlisi olarak Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) heyetiyle Kuzey Kore’ye gitmiştim. Gezimiz 28 Şubat-12 Mart 2001 tarihleri arasında gerçekleşti. Gezimizin 3,5 günü gidiş ve dönüşte olmak üzere Pekin’de geçti. “Görmek inanmaktır” Kore atasözünden hareketle gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Koreliler kendine güvenen, gururlu bir halk. Koryo (Kore) sabah güneşinde parlayan ülke anlamına geliyormuş. “Ekvator dünyanın coğrafi merkezi, biz ise siyasi merkeziyiz” diyorlar. Haksız da sayılmazlar son aylarda tüm dünya onlardan söz etti.

Kendi gücüne güven felsefesi: Çuçe anıtı

“İnsan kendi geleceğini yaratabilir.” Koreli bir yetkili Çuçe düşüncesini, yani kendi gücüne güven felsefesini, bu sözle açıklıyordu. Koreliler bu düşünceyi simgeleyen bir anıt inşa etmişler. Çuçe anıtı, 172 metre yüksekliğinde (Kore’de yükseklik gücü ifade ediyor) 25550 granit kullanılarak yapılmış. 25550 Kim İl Sung’un yaşadığı gün sayısına eşit. Semboller onlar için çok önemli. Asansörle meşale bölümünün altındaki terasa çıkılıyor. Terastan bütün kent seyrediliyor. Tepedeki kırmız alev kulesi geceleri elektrikle aydınlatılıyor. Böylece anıt geceleri, tüm kentte görülen dev bir meşaleye dönüşüyor. Anıtın girişinde 82 ülkeden gönderilmiş 256 mermer plaka var.

Koreliler konuk sever ve çalışkanlar. Bağımsızlıklarını koruyarak tüm dünya ile dost olmak istiyorlar. En büyük istekleri Güney Kore ile birleşmek. Her konuşmada bu isteklerini dile getiriyorlar. Başkent Pyonyang’a indiğimiz akşam önce Kim İl Sung’un anıtına çiçek koyduk, saygı duruşunda bulunduk. Hafif, hafif kar yağıyordu. Anıttan çevreye güzel bir müzik yayını yapılıyordu. Hafif ışıkta kar yağışı, müzik, anıtın görkemi çok etkileyici bir atmosfer oluşturmuştu.

Pyongyang’da Koryo otelde kaldık. Otel 44 katlı iki kuleden oluşuyor Hava oldukça soğuk olduğu halde hiç üşümedik. Her an sıcak ve soğuk su vardı. Bunu vurgulamamın nedeni Kore’de yakıt sıkıntısının olması… Ziyarete gittiğimiz birçok kurum soğuktu. Koreliler soğukta yaşadıkları halde bizlerin ve diğer misafirlerinin üşümemesi için ellerinden geleni yaptılar.

Pyongyang, 1953’de yeniden inşa edilen bir şehir. İki milyon nüfuslu… Amerikan Emperyalizmine karşı mücadele yıllarında, 1950-1953 kente 300 000 bomba atılmış. Caddeler çok geniş. Kentin ortasından Dedong ırmağı geçiyor. Konutların çoğunluğu 30 katlı blok apartmanlardan oluşuyor. Konutlar çalışanlara bedelsiz olarak veriliyor. Sokak satıcısı dilenci yok. Hepimizin dikkatini çeken şey, dev reklam panoları da yok. Bu durum kente yalın, dinlendirici bir hava vermiş. Bazı büyük binaların önünde kocaman sloganlar yazılı; “Kore Tektir”, “Kendine Güven’’, “Kim İl Sung Herzaman Bizimledir”, “Kim İl Sung’un Politikalarını Kendi Hayatımızla Savunalım”, “İnsanlar İçin Çalışalım” “Kim Jong İl’i Her Şeyin Üstünde Tutalım”

Koreliler liderlerine büyük bir önem veriyor saygı gösteriyorlar. Bizim gibi onlar da Kim İl Sung’un babaları olduğunu söylüyorlar. Kore Halk Meclisi İkinci Başkanı Yang Hyen Sop, 8 Mart günü heyetimizi kabulünde yaptığı konuşmada: “Sizler de liderimize ne kadar bağlı olduğumuzu görmüşsünüzdür. Bu bağlılığı sürdüreceğiz” dedi. Kim İl Sung’un önderliğinde Kore halkının emperyalistlere karşı verdiği devrimci mücadele anıtlarda, müzelerde görkemli bir şekilde yansıtılıyor. Kim İl Sung’un mücadelesini izlerken bizde Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kurtuluş Savaşını, Devrimleri Koreli’lere anlattık. Amerikan Emperyalizminin bizim ülkemizi de bölmeye çalıştığını açıkladık.

Kim İl Sung’un doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği ev aynen korunmuş. Kim İl Sung 1912’de doğmuş. Ailesi yoksulmuş. Oğullarını devrimci bir ruhla yetiştirmişler. Tüm aile Japon işgaline karşı mücadeleye katılmış. Bizimle beraber birçok öğrenci grubu da Kim İl Sung’un evini ve evin içinde bulunduğu parkı geziyorlardı. Parkın içindeki müzede, Kim İl Sung’u, ailesini ve devrimi anlatan panolar var. Kim İl Sung 1994 yılında çalışırken kalp krizinden ölmüş. Hep “İnsan yürürken ölmeli” dermiş.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Demokratik Kadınlar Birliği 16 Kasım 1945’de kurulmuş. Japonya işgaline karşı mücadele eden kadınlardan oluşmuş. Liderinin annesi birliğin kuruluşu için çalışmış. Kim İl Sung, “Devrimin başarısının kadınların eseri olduğunu” söylemiş. Kadınların, dış politikada ve siyasette ilerlemelerini istemiş. Kore’de özellikle kadınların çalışkanlığı dikkatimizi çekti. Trafik polislerinin çoğu kadındı. Gruplar halinde yolların karını kürüyorlar, genç ve çocuklarla birlikte ağaç dikmeye gidiyorlardı. Mantolarının üzerine giydikleri uzun yeleğe benzeyen bir giysiyle çocuklarını sırtlarında taşıyorlar. Pek çok asker, polis kadın gördük. Gezdiğimiz heryerde bizi bilgilendirenler, tercümanlarımız hep kadındı. Bize rehberlik eden kadınlar ise, soğuğa meydan okuyarak genellikle folklorik giysiler içindeydiler. Konuşmalarımızda bilimde, sporda başarılı olan kadınlardan söz ettiler. Kore Halk meclisinin %27’sini kadınlar oluşturuyor.

Anıtların ışıkları 22.00’de karartılıyor. Televizyon da 22.30’da yayını kesiyor. Bar, meyhane vb. türü eğlence yerleri yok. Tiyatro, sinema ve konser türü eğlence yerleri var. Müzik ve dans başta çocuklar olmak üzere, her Korelinin eğitim ve eğlence aracı. Korelilerin müzik, resim ve el sanatları yetenekleri mükemmel… Bunu gezdiğimiz okul ve çocuk yuvasında da gözlemledik.

Kore’de çocuklara çok önem veriliyor. Aynı özeni Pekin’de de gözlemlemiştik. Koreliler çocukları için saraylar yapmışlar. Çocuklara yeteneklerini geliştirecek her tür olanak sanat ve sporda parasız olarak küçük yaşlardan itibaren sunuluyor. Çocuklar yuvada ülkelerini, liderlerini sevmeyi, Amerikan ve Japon emperyalizmine karşı mücadeleyi şarkılarla öğreniyorlar. Zorunlu eğitim 11 yıl. Eğitim bilimsel, laik, karma ve parasız. Kitap ve diğer eğitim malzemelerini, öğrencilerin okul giysilerini devlet sağlıyor. Ziyaret ettiğimiz okulda biyoloji, kimya ve fizik laboratuvarlarında öğrenciler çeşitli deneyler yapıyorlardı.

Umarım Kuzey Koreliler en büyük istekleri Güney Kore ile birleşme amaçlarına da ulaşırlar.

Feyziye Özberk

ADD Genel Sekreter Yardımcısı

Top