Koray Gürbüz: 15 Temmuz’da Yaralananlar ve Terörle Mücadele Sırasında Şehit/Gazi Olanlar!

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın, 17 Kasım 2016 günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “15 Temmuz Gazilerine ve Şehit Ailelerine verilen haklarla terörle mücadelede Şehit olanların ailelerine ve Gazilere verilen hakların farklı olmasının nedenini” soran CHP ve MHP milletvekillerine verdiği cevap, bu ülkede ayrımcılığın hangi boyutlara ulaştığının acı bir itirafı niteliğindedir.

 

Sayın Bakan, Gazi ve Şehit Aileleriyle ilgili muhalefetin sorusuna şaşırarak “Bir defaya mahsus olmuş, 15 Temmuz gibi bir olayı, genelleyerek bir kıyaslama konusu yapmayı doğru bulmuyorum!” deyivermiş.

 

“Genelleme” sözlükte “basite kaçma” anlamına gelmektedir. İşte bu iktidar da son 15 yılda kavramları genelleyerek,  içlerini boşaltıp basitleştirerek bizim için kutsal olan Şehitlik ve Gazilik kavramlarını hemen hemen her konuyla ilgili kullanıp Türk milletine büyük bir haksızlık yapmıştır.

 

Örneğin AKP zihniyeti, Uludere’de kaçakçılık yaparken öldürülen ya da yaralanan insanları Şehit ya da Gazi olarak tanımladı. Maden kazası oldu, pek çok emekçi, işverenlerin kar hırsı sebebiyle hayatını kaybetti. İnsanlar, suçluların bulunup cezalandırılmasını, iş cinayetlerinin hesabının sorulmasını beklerken toprak altında kalanlar “Şehit” ilan edildi. Bahsettiğim olaylar da, benzer olaylar da mutlaka çok üzücüdür ve toplumun vicdan terazisinde önemli bir yer edinmiş olabilir. Ancak neden her olayın mağduruna Şehit ya da Gazi denilsin ki? Bu insanlara “kahraman” diyebilirsiniz ya da başka yüceltici sıfatlar bulabilirsiniz. Fakat her olaydan sonra mağdurlara Şehit ve Gazi demekteki ısrar onları yüceltir gibi gözükürken bir yönüyle olayların sorumlularının kurtulmasına ve aslında ister istemez askerin ve polisin sıradanlaşmasına ve itibarsızlaştırılmasına sebep olmaktadır.

 

Bakan Işık’ın konuşmasına bu açıdan bakarsak iktidarın, Şehit ve Gazi kavramlarını fütursuzca kullanıp genelleştirerek bariz bir ötekileştirmeye sebep olduğunu, senin şehidin, benim gazim gibi bir tartışmanın açıldığını görürüz.

 

Örneğin Sayın Bakan “15 Temmuz’da sokağa çıkan hiç kimse ‘Ben buradan bir kurşun yersem veya burada ölürsem bana devlet şunu verecek, bunu verecek!’ diye sokağa çıkmadı.” diyor. Muhtemelen kendisine sorsanız iyi bir şey dediğini sanıyor!

 

Peki, bir asker ya da polis; vatan savunması için mücadele edip görevini yerine getirirken ölürsem devlet şu kadar para verir, mayına basıp iki bacağımı kaybedersem tazminat alırım diye mi düşünüyor? Eğer öyleyse ben kendisine söyleyeyim hiçbir vatan evladı Gabar’ın, Karadağlar’ın karlı zirvelerinde para alacağız, tazminat verecekler diye terörist peşinde koşmaz. Elde silahla kurşunların üstüne yürüyen Mehmetçiklerin aklında da ruhunda da tek düşünce vardır, o da vatan ve millet aşkıdır! Bizler, tıpkı Çanakkale’de yatanlar gibi, vatanımız bölünmesin, milletimizin huzuru bozulmasın diye savaşırız. Hepimiz biliriz ki adlarımız, memleketlerimiz, inançlarımız farklı olsa da her birimiz binlerce yıldır ayakta kalmayı başaran Türk milletinin birer parçasıyız. Bu anlamda mücadelemizi herhangi bir karşılık için yapmayız. Ama hükümet, Doğu ve Güneydoğu’da Gazi olana 10 lira, 15 Temmuz’da yaralanana 20 lira tazminat verirse kolunu, bacağını kaybeden Gazilerimiz kendilerini ikinci sınıf olarak hisseder ve biz bunu asla kabul etmeyiz.

 

Hiç unutulmamalıdır ki Cumhuriyet tarihi boyunca Şehitlik ve Gazilik konularında tartışma yoktu. İlk kez AKP sayesinde Şehit ve Gazi kavramları da bu şekilde ayrımcılığın ve bölücülüğün malzemesi haline getirilmiş oldu.

 

Sayın Bakan, 15 Temmuz Gazi ve Şehitleri için “Sadece ve sadece vatan aşkı için, millet aşkı için oraya gitmiş, yaralanmış insanlara bir defaya mahsus geçici maddeyle bir düzenleme yapmayı çok görmeyelimdiyerek ayrımcılığın dik alasını yaptığını göremiyor mu?

 

Şu noktanın altını tekrar çizmek istiyorum. Bir şehit Ailesi için ya da bir Gazi için hiçbir maddi kaygı yoktur. Biz kendimizi millete ve tarihe emanet ederiz. Yaşanan her şeye, ölüme de, kaybettiğimiz gençliğimize de böyle bakarız. İstediğimiz şey eşitlikten ve ayrım yapılmamasından başka bir şey değildir. Yoksa Türk milleti şunu da söyleyebilir: “Siz, vatan için yapmanız gerekeni yaptınız. Size hiçbir hak vermiyorum, sadece madalya veriyorum ya da sizi sadece Şehit ya da Gazi olarak tanımlıyorum, onun dışında hiçbir maddi hak vermiyorum.” da diyebilir. Biz bunu da kabul ederiz. Şehit Ailesi olmanın ya da Gaziliğin manevi hazzını yaşar, vatanımızın kutsal toprağına etimizden ve kanımızdan bir parça katmanın onurunu hisseder ve her zaman olduğu gibi yine başımız dimdik yaşarız. Ama birileri kalkıp da, Şehit Aileleri ve Gaziler arasında ayrım yaparsa, Şehitlik ve Gazilik kavramlarını tarihsel ve dinsel bağlamından çıkararak “itibarsızlaştırmaya” çalışırsa işte bunları kabul etmeyiz. Mesele bizim açımızdan bu kadar basittir.

15-temmuzde-yaralananlar-ve

Top