LAİKLİK

LAİKLİK

10 Nisan 1928 tarihinde 1924 Anayasası’nda bulunan “Türkiye Devleti’nin dini, İslam’dır” ifadesi Anayasa’dan çıkarılarak laik hukuk devleti yolunda ilk adım atılmış, 5 Şubat 1937’ de laiklik ilkesi Anayasaya konulmuştur.

Böylece LAİKLİK devletin değiştirilemez temel ilkeleri arasında yerini almıştır. Atatürk’ün Laiklik İlkesi ile İlgili Söylev ve Demeçleri:

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 17 Aralık 1927 tarihinde Mecliste yaptığı konuşmasında Tekke ve Zaviyelerin kaldırılmasının gerçek nedenini şöyle
açıklamıştır.

“Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca, unutmayın ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır. Vatandaşları içinde çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adil ve tarafsız tutum ve davranışta bulunmaya ve mahkemelerinde vatandaşları ve yabancılar hakkında eşit adalet uygulamakla vazifeli olan bir hükumet, fikir ve vicdan hürriyetlerine uymaya mecburdur.”

1930 yılında Anayasa değişikliğinin gerekçesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlık yolunda ilerlemesi için ‘laiklik’ ile ilgili anlatımı:

“Türk milleti halk iradesi olunan cumhuriyetle idare olunur bir devlettir. Türk devleti laiktir. Her reşit, dinini seçmekte serbesttir.”

“Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karsıyız ve buna müsaade etmiyoruz”

“Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz”

Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir”

“Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz”

Yine 1930 yılında ibadet hürriyeti sözleri:

“Türkiye Cumhuriyeti’nde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatı ile ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz. Geçmişte çok görülmüş olan bu gibi durumlara artık Türkiye Cumhuriyeti asla katlanamaz” (1930).

Laiklik konusunda ülkemizin kurtarıcı ve kurucu önderinin yukarıda alınan sözlerinin yanı sıra 1929 yılında broşür ve el kitapçığı şeklinde “Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi Notları” adıyla basılan ve 1930 yılında Seçim, Vergi, Askerlik, Şirketler ve Bankalar konularında ayrı birer kitapçık şeklinde yayımlanan kitap, 1930 yılında “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler” adı altında kitap olarak basılmıştır.

Kitapta laiklik ilkesine de yer verilmiş ve laiklik şöyle yer almıştır:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Devlet yönetiminde bütün yasalar, düzenlemeler bilimin çağdaş uygarlığa sağladığı ilke ve biçimlere, dünya gereksinimlerine yapılır ve uygulanır. Din anlayışı vicdan işi olduğundan Cumhuriyet din düşüncelerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı ulusumuzun çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı ekseni görür.”

Scroll to Top