Işık Kansu: 4 Aralık saat 12.00 de Tandoğan’da buluşalım.

Saray’daki, El Cezire televizyonuna açıkladı: “Türkiye hiçbir dönemde bu kadar özgür, bu kadar huzurlu, bu kadar rahat bir dönem yaşamamıştır.” Gazeteci Kadri Gürsel, Güray Öz ve Hakan Kara ile Silivri Cezaevi’nde özgür, huzurlu, rahat rahat yatan karikatürist arkadaşımız Musa Kart diyor ki: “Her voltaya çıkışımda Silivri’nin tüm kargaları üşüşüyor başıma. Hakkımızda açılan davayı anlatıyorum. Onlar gülüyor, ben gülüyorum.” Cezaevinde bile düşünce özgürlüğü o denli serbest, huzurlu ve rahat ki, Turhan Günay, Musa Kart’a karşı çıkıyor: “Bu duruma kargalar bile gülmez.”

Kuyruk
Bundan 21 yıl önce yargı yılı açılış konuşmasında, dönemin Türkiye Barolar Birliği Başkanı Önder Sav, “Ülkemizde, devlet işlerinde hukukun üstünlüğünü bir kenara itip ‘devlet işlerinde dini üstün kılma’ uğraşıları alabildiğince sürüyor, sürdürülüyor ve maalesef siyasi hesaplarla göz yumuluyor” diyor ve ekliyordu: “Kimi siyaset adamları, bir tiyatro oyuncusundan daha usta, istediği her an ağlayıp gülen bir tarikat şeyhiyle görüşmek için kuyruğu giriyorlar.”
Geçen 20 yıl süresince kuyruk uzadı, uzadı, uzadı… 15 Temmuz’dan sonra yön değiştirdi, sarayın kapısına dayandı. Şimdi de herkes “reis”in peşinde.

4 Aralık buluşması
ADD, ÇYDD ve Birleşik Kamu-İş; 4 Aralık’ta saat 12.00’de Tandoğan Meydanı’na çağırıyor yurttaşları: Başkanlığa karşı, anayasa değişikliği tuzağına karşı… Diktaya, diktatörlüğe karşı… Ortadoğu bataklığındaki savaşa karşı…
Cumhuriyet ve parlamenter sistem için halk buluşmasına katılalım, katılımı sağlayalım!

Adalar işgal edilirken…
AKP iktidara geldi geleli, Ege’deki Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık; Akdeniz’deki Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi, Koufonisi ile 1 kayalık Yunanistan toprağına katıldı. Nasıl mı? TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP’li Mevlut Dudu açıklıyor:
“Türkiye’ye ait 16 ada ve 1 kayalık Yunanistan tarafından işgal edildi. Adalar, iskâna açıldı, belediye, polis ve ilk yardım teşkilatları kuruldu. O adalara; Yunan bayrakları asıldı, asker, silahlı gereç ve hücumbot yerleştirildi.
Yunanistan, Muğla ve İzmir’e ait adalara asker çıkartırken, inşa ettiği kiliseleri de ekümenik iddiasındaki Fener Rum Patriği Bartholomeos’un idaresine bağladı.”
Lozan Antlaşması’nı yerin dibine batırıp Sevr ile Osmanlı kalmış gibi “bilmem kaç kilometrekare Osmanlı toprağı yitirdik” diye yaygara koparanlar; neredesiniz, nerede?

Üniversite kıyımı
İnsan kıyımı, olağanüstü halin olağan hali durumuna geldi. Bir zamanlar ortağı oldukları cemaat bahanesiyle solcuları, Cumhuriyetçileri de okullardan, üniversitelerden adeta kazıyorlar.
İstanbul Üniversitesi’nden uzaklaştırılanlardan Mehmet Cemil Ozansü’nün söyledikleri bir direncin özeti aslında:
“Sonuna kadar kamucu, Cumhuriyetçi bir üniversite için varlığımı sürdürdüm. Bundan sonra da sürdüreceğim. Elbet üniversitemize geri döneceğiz.
12 Eylül faşizminin üniversiteden sürdüğü Korkut Boratav, Anıl Çeçen, AlpaslanIşıklı, Rona ve Aydın Aybay, Rennan Pekünlü gibi değerli bilim insanları nasıl üniversitelerine döndüyse, onlar da dönecekler!
Gecenin bir gündüzü olacak, hiç kuşkusuz.

Top