HALKEVLERİ

HALKEVLERİ

 

19 Şubat 2018’de kuruluşunun 86. yılını kutladığımız  Halkevleri (1932), ülkenin sosyal ve kültürel kalkınmasında, yeni toplumsal değerlerin geniş halk kitlelerine ulaştırılmasında son derece önemli bir işlevi yerine getiren ana kurumlardan biri olarak Cumhuriyet tarihine damgasını vurmuştur.

Halkevleri ve  küçük yerlerde açılan Halkodaları, Anadolu’nun en ücra yerleşim yerlerine kadar uzanarak halka çağdaş yaşamın ve bilimin ışığını götürürken o yörelerdeki ulusal kültür değerlerimizin kaybolmasını önleyerek gün ışığına çıkmasını  ve  geleceğe aktarılmasını sağlamıştır.

1950 yılına gelindiğinde  1’i Londra’da olmak üzere  478 Halkevi ve 4332 Halk Odası kurulmuştu.

 

Halkevlerinin  Öncesi-Türk Ocakları:

 

Halkevlerinin yapılanmasında  önceki Türk Ocakları uygulaması göz ardı edilemez.

1912 yılında kurulan Türk Ocakları, İmparatorluğun çöküşünü durdurmaya yönelik akımlardan biri olan Türkçülük akımının bir uzantısı olarak “Türklerin harsi birliğine ve medeni kemaline çalışmak”

amacıyla kurulmuştu. Bu amaç, kurslar, konferanslar düzenlemek, kitap ve broşürler yayınlamak ve okullar açmak suretiyle gerçekleştirilecekti. Türk Ocakları Türk dili ve tarihi üzerinde önemli çalışmalar yaptı ve Balkan Hezimeti sonrasında ulusal bilincin oluşmasında önemli rol oynadı.

Milli Mücadeleye verdiği destekten dolayı kapatılan Türk Ocakları zaferden sonra 1922’de yeniden faaliyete başlamıştır.

Atatürk, Kurtuluş savaşından sonra yeni devletin kurulup gelişmesinde bu ocaklardan daha geniş ölçüde yararlanmayı düşünmüştür. Ancak, Ocakların bazı devrimlere kayıtsız kalması hatta 1930 yılında kurulan Serbest Fırka ile birlikte devrimlere karşı odak olma tehlikesi ortaya çıkmıştı. Yine bu dönemde Ocak bünyesinde İtalyan Faşizminden esinlenen Turancılık söylemlerinin artması “Turan” hayalleriyle İmparatorluğun yıkılmasına neden olan İttihatçılardan uzak duran Cumhuriyet kadrolarını endişelendirmişti. Bunun yanında  Kurtuluş Savaşına  yardım eden Sovyetler’in  kendi sınırları içindeki Türk unsurlarını hedef alan  bu söylemlerden duyduğu rahatsızlık ilişkileri bozacak düzeye yükselmişti. Bunların sonucunda 1931’de Türk Ocakları kapatıldı.

 

Halkevlerinin Kuruluşu:

 

Güçsüz bir ekonomik ve sosyal yapıyı devralan yeni Türk Devleti 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ile derinden sarsılmıştır. Buradan kaynaklanan ekonomik sıkıntıların yarattığı huzursuzluk ile devrimlerin halk tarafından tam olarak benimsenmediğini gösteren Serbest Fırka deneyimi ülke sorunlarının yeniden belirlenerek daha gerçekçi çözümler bulunması gereğini gündeme getirmiştir.

Halkla yönetim arasındaki kopukluğu giderebilmek ve aynı ülkü ve yaşam değerlerine sahip eğitimli bireylerden oluşan bir toplum yaratabilmek  için Halkevleri hayata geçirilmiştir.

 

Halkevlerinin kuruluşunda Cumhuriyet döneminde Avrupa’ya eğitim için gönderilen Vildan Aşir Savaşır’ın  Çekoslovakya’da halk eğitimi alanında faaliyette bulunan Sokol adlı gençlik teşkilatı  ile ilgili incelemeleri önemlidir. Atatürk’ün Halkevleri teşkilâtının kurmak için görevlendirdiği CHF Kültür ve Gençlik Teşkilâtı sorumlusu Dr. Reşit Galip başkanlığında Şevket Süreyya Aydemir, Recep Peker, Ali Rana Tarhan, Hasan Cemil Çambel, Ziya Cevher Etili, Münir Hayri Egeli, Cevdet Nasuhi, İsmail Hüsrev Tökin, İshak Refet, Hamit Zübeyir Koşay, Sadi Irmak, Behçet Kemal Çağlar, Vildan Aşir Savaşır’ın katılımıyla konu üzerinde çalışılır.Hazırlanan Tüzük CHF Üçüncü Büyük Kongresi tarafından  17.5.1931tarihinde kabul edilir. 9 aylık bir hazırlıktan sonra  ilk olarak Adana, Afyon, Ankara, Aydın, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Konya, Samsun ve Van Halkevleri 19 Şubat 1932’te görkemli törenlerle açılır.

 

Cumhuriyet Halk Fırkası 01.03.1932 tarihli bir genelge ile parti örgütüne kendi yöresinde bir Halkevi açma talimatı vermiştir. Halkevleri faaliyetleri  kamu kaynaklarından  karşılanıyor, her ildeki Halkevi parti örgütü tarafından denetleniyordu.  Valiler aynı zamanda ildeki halkevinin de başkanı oluyordu.

Halkevleri amaçlarını gerçekleştirmek üzere aşağıda açıklanan 9 kolda toplanan faaliyetleri yürütmüştür.

 

1-Dil, Edebiyat ve Tarih

Bu kolun amacı şöyle açıklanmıştır:“Ana Türk dilinin bugünkü yazı ve edebiyatta kullanılmayan, fakat Halk arasında yaşayan kelimeleri, istilahları, ile kadim milli masalları, ata sözlerini araştırıp toplar, milli tarihin mahalli safhalarına, bilhassa -eğer varsa- muhitteki göçebe Türk aşiretleri arasında olmak üzere alelumum kadim milli an’ane ve âdetleri tetkik eder.”

 

Her Halkevi yöresinde yapacağı şiir ve sohbet toplantıları, konferanslar, temsillerle yetenekli kişileri tespit ederek onların gelişmesi için dergi ve gazeteler çıkarır.

 

2- Gü­zel Sanatlar

Dönemin Hükümeti ressamların ülkenin doğal güzelliklerini tablolaştırmaları için organizasyonlar yapar ve yetenekli ressamları yurtdışına eğitime gönderirken Halkevleri aracılığı ile de memleketin her yöresindeki amatör ressamların çalışmalarına ve sergiler açmalarına öncülük edilmiştir.

Yine bu kapsamda her Halkevinde  yılda en az 1 defa fotoğraf sergisi açılması teşvik edilmiştir.

Halkevleri bünyesinde müzik çalışmalarına da özel bir önem verilmiştir. Geleneksel sazlar yanında batılı sazların da eğitimi verilmiş ve batı tekniği ile halk müziğini icrada birleştirmiştir. Bu sayede ülkenin pek çok yöresinde bayram törenleri ve toplantılar bando ve orkestralarla daha renkli ve canlı yapılmaya başlanmıştır.

 

3-Temsil  (Tiyatro ve Seyirlik Oyunlar)

Drama çalışmalarıyla yöre insanlarınca verilen temsil ve tiyatrolar yanında kukla, karagöz, orta oyunu da sahnelenmiştir.  Sinema gösterilerine de mümkün olduğunca yer verilmeye çalışılmıştır.

 

4-Spor

Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün yerel örgütleriyle dayanışma içinde öncelik milli sporlarımızda olmak üzere  bunların unutulmuş olanlarını diriltmek, yaşamakta olanlarını ilerletmek ve yöreleri dışında da tanıtarak yaygınlaştırmak amacı ile Güreş, Atlı Cirit, Boks, Eskrim, Deniz ve Su Sporları, Dağcılık, Kayak, Bisiklet,  Atletizm, Voleybol, Basketbol, Tenis, Gülle Atma gib dallarda çalışmalar yapılmıştır. Bu amaçla geziler, ziyaretler ve yarışmalar gerçekleştirilmiştir.

Bu kapsamda halk dansları ve oyunlarının tespiti ve  kaybolmamasına özel önem verilerek bunlar  kayıt altına alınmıştır.

 

5-Sosyal Yardım

Halkevleri Sosyal Yardım Kollarının görevi  öncelikle  bulunduğu bölgede yardıma muhtaç kimsesiz kadınlar, çocuklar, dullar, düşmüş ihtiyarlar ve hastalar gibi vatandaşlar hakkında şefkat ve yardım duygularını uyandırmak ve yükseltmek ve bu amaçla çalışan kişi ve derneklere destek olmaktır. Bu Halkevlerinin bir hayır derneği olmasından çok öncü, düzenleyici ve destekleyici bir fonksiyon üstlenmesi anlamına gelir. Bu birlikte çalışma ile  hayır derneklerini kuran  ve yaşatan sosyal ruhun, sosyal şefkatin bir gelişme ve yayılma kaynağı olacağı düşünülmektedir.

Derneklerin yetişip erişemedikleri yerlerde “yiyecek, giyecek, yakacak verilerek yapılan ayni yardımlar, okullardaki öğrencilere sıcak yemek verilmesi, okul malzemesi dağıtılması, ceza evlerinde okutulan mahkumlara kitap, defter vesaire verilmesi, köylülerin ve kimsesizlerin resmi işlerinin görülüvermesi, köylülerin medeni bilgiler yönünden aydınlatılması gibi muhtelif hizmetler ile hastaların hastaneye, öksüzlerin bir yuvaya, işsizlerin bir işe yerleştirilmesi gibi” sosyal yardımlar da Halkevleri Sosyal Yardım Kolları tarafından yapılmaktadır.

 

6- Halkdershaneleri ve Kurslar

Vatandaşların okuma yazma öğrenmesi ve edinecekleri yeni bilgi, fikir ve teknik usulleri çalışma hayatlarında uygulayarak daha kaliteli bir yaşama kavuşmaları Halkevlerinin öz amacıdır. Bu amaçla açılan Halkdersaneleri ve kurslar başlıca şu 6 başlık altında toplanabilir.

– Türkçe okuyup yazma kursları,

-Fizik – kimya, elektrik gibi pozitif ilimlerin uygulama kursları,

-Pratik hayat sahasına giren meslekler ve küçük sanatlara ait kurslar,

-Güzel sanatlara ait kurslar,

-Yabancı dil kursları,

-Okullarda ikmale kalanları yetiştirme kursları.

 

7- Kütüphane ve Yayın

Her Halkevinde ve Halkodasında mutlaka “Kütüphane” ve “Okuma Salonu” veya “Okuma  Odası” bulunması zorunludur.

Halkevi kendisine uzak mahalle ve çarşı içlerinde, cezaevlerinde, ve köyler’de Okuma Odaları açar. Bu Odalar, kendilerini açan Halkevlerine bağlı olarak faaliyet gösterir ve yönetilmeleri, iç düzenleri ve bakımlarından  Halkevleri sorumlu ve görevlidir.

Halkevi kendi kütüphanesinden seçtiği uygun  kitapları Okuma Odalarına koymakta, yeni kitaplar ve periyodik gazete ve dergilerle Okuma Odalarını devamlı olarak beslemektedir.

Uzak köylerde “Sabit kitap dolapları” kurmak ve bu köyler için “ Seyyar Kütüphaneler” düzenlemek te Halkevlerinin faaliyetleri arasındadır.

 

8- Köycülük

Halkevleri kendi çevrelerinde bulunan köylere yaptıkları gezilerle köy ve köylülerin sosyal, kültürel ve sağlık açısından  gelişmelerine ve köylü ile şehirli arasında karşılıklı sevgi ve dayanışma duygularının kuvvetlenmesine çalışmıştır. Köycülük Kolu olarak yapılan bu gezilerde  doktorlar, öğretmenler, dişçiler, veterinerler, ziraatçiler ve diğer sorunlar konusundaki yetkililer bulunmaktaydı. Bu Kolun ilgilendiği konuların bazıları o tarihlerde ülkemizin durumu hakkında fikir vermesi bakımından aşağıda gösterilmiştir.

-Köy yollarının yapılması, birbirine ve  en yakın şoseye bağlanması,

-Hela çukurlarının yapılması,

-Gübrelerin köy dışına çıkarılması,

-Evlerin, sokakların temizliği gibi, köyün genel sağlığını ilgilendiren diğer hususların tamamlanması,

– Köylerimizin Halkevleri’nin örnek planına uygun olarak yeniden planlanması,

– Köydeki Cumhuriyet alanı, Parti ve Halkevi veya Odası, Posta, Telgraf, Telefon, Konukevleri, Jandarma ve Polis Karakolları, Okul binaları, Mezarlık ile köyün otlak ve koruluk  yerlerinin plana uygun olarak belirlenmesi ve inşaatının yapılması,

– İçme ve temizlik sularının bilimsel  yollardan akıtılması ve getirilmesi,

– Köyde ahır ve samanlığın evlerden uzakta ve ayrı olarak yapılması,

– Düz ve toprak damlardan vazgeçilmesi

– Köylülerimizin yazın en çok kullandıkları suyun  bölüşüm ve dağıtımının gerçek  ihtiyaç ve  gereğine göre yapılarak, su harkların açılması ve temiz bulundurulması suretiyle hem suyun ziyan olmaması ve hem de köylüler arasındaki kavga ve çekişmelerin sona erdirilmesi,

-Ağaç yetiştirme teşvik edilerek her yıl  ağaç bayramı yapılarak köyün ağaç­landırılmasının sağlanması,

– Bayramlarda köylerin karşılıklı ziyareti sağlanarak köylüler arasında samimiyet vw dayanışmanın arttırılması,

-Şehir ve kasabalarda kurulan Pazar günlerinde, aynı gün köyüne dönemeyen  köylülerin şehir ve kasabalarda toplu bir halde bulunmalarından yararlanarak akşamları  köylü geceleri tertip edilmesi ve temsil, müsamere ve milli oyun gösterileri, halk sazları ve türküleri,  halk şiirleri ve sohbetler ile  aydınlanmaları,

– Cumhuriyet dönemi üretim örneklerinin seyyar sergilerle köylere tanıtılması,

– Her köyde bir ecza dolabı bulunmasının sağlanması.

 

9- Müze ve Sergiler

Müze  ve Sergiler Kollarının milli tarih ve folklorumuzu aydınlatmak ve açığa çıkarmak için yapacağı başlıca faaliyetler  şunlardır:

-Yörelerindeki tarihi aydınlatıcı araştırmalar yapmak,

– Yörelerindeki tarihi anıtları korumak, önemli gördükleri höyük vb. tarihi eserleri ilgili kurumlara bildirmek,

– Halk arasında yaşayan masal, türkü, adet, anane, merasimler, halk sanatı ve eşyaları gibi folklorik nitelikteki  maddî ve manevî değerleri derlemek,

-Çalışma sonuçları ile ilgili rapor ve yayınlar hazırlamak, sergiler yapmak.

 

Halkevlerinin Kapatılışı:

 

 Amacı “halkın ve gençliğin devrimleri özümsemesini sağlamak olan” Halkevleri, İkinci Dünya Savaşından sonra Marshall yardımıyla ideolojik destek bulan çok partili  siyasi ortamda giderek artan dozda eleştirilmeye başlanmış ve faaliyetleri bundan olumsuz etkilenmiştir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

7 Ocak 1946’da Demokrat Partinin kurulmasıyla  Halkevlerinde görev üstlenen  bir çok bilim ve siyaset adamı Demokrat Partiye geçmiştir. Halkevlerinin daha çok CHP’nin yan kuruluşu görüntüsünden kurtulamaması yüzünden halk, yeni kurulan DP’ye sempati duyanlar halkevlerinden uzaklaşmaya başlamıştır.

-10 Mayıs 1949’da yeniden açılan Türk Ocakları  Halkevleri tarafından kullanılan  kendi binalarını geri istemiştir.

– Daha önce  devlet bütçesinden aktarılan ve belediye ve özel idare bütçelerinden sorunsuz bir şekilde ayrılan ödenekler, 1946’dan sonra belediye meclislerinde büyük tartışmalardan sonra ve kısıtlanmalarla alınabilmiştir.

-14 Mayıs 1950’de Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle halkevlerine bakış tamamen değişmiş ve ödenek yokluğu gerekçesiyle 18 Haziran 1950’de ilk olarak Londra Halkevi’nin faaliyetleri durdurulmuştur.

– 11 Ağustos 1951 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren“Halkevlerinin ve Bazı Halk Partisi Gayri Menkullerinin Hazineye İadesi Hakkındaki Kanun Layihası” ile binaları ve binalardaki malları Hazineye devredilerek halkevleri kapatılmıştır.  

Halkevleri’nin CHP ile ilişkisinin kesilmesi ve halk eğitimine hizmet edecek kurumlar haline getirilmesi önerisi ise Adnan Menderes tarafından 12.12.1950 tarihinde Demokrat Parti Meclis Grubunda yaptığı konuşmada, “Halkevleri denilen müessese bugün toplumsal yapımızda bir diken gibi, bir yabancı cisim gibi önemsiz bir şeydir. Toplumsal, siyasal bir işlevi kalmamış, kapılarına zincir vurulmuştur. Bunlar içtimai ve siyasi bünyemiz içinde tamamıyla abes, beyhude, geri ve yabancı bir uzuv halindedir. Bunları demokratik fikirlerin neşir ve tamimi için bir mektep haline getirmek hayali yine dar bir telakkinin mahsulü olmaktan başka bir mana ifade etmez.”  ifadeleriyle kesin olarak reddedilmiştir.

 

 

Değerlendirme:

 

Halkevleri, Cumhuriyetin halktan başlayan, topyekun ve dengeli kalkınma projelerinden biridir. İnsan odaklı bir bakışa sahip olan Cumhuriyet kadroları bireyin bilgi, bilinç ve niteliklerinde gelişme olmazsa ekonomik kalkınmanın da, bağımsızlığı korumanın da mümkün olamayacağını pratikten öğrenmişlerdi. İnsanca yaşamanın, ekonomik kalkınmanın tüm boyutlarını kucaklamayı amaçlayan yeni Devletin önemli kurumlardan biridir Halkevleri.

Bu amaç ve hedef Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet ve toplum yapılanmasındaki tüm çalışmalarda kendini açıkça ortaya koymaktadır. Köy Enstitüleri ile bir başka ivme kazanan bu anlayış çok istenmesine rağmen toprak reformu ile tamamlanamamış ve çok partili düzen içinde önce yavaşlatılmış, durdurulmuş ve günümüze kadar olan süreçte  karşı devrime dönüştürülmüştür.

Ancak, Cumhuriyetimizin aydınlanma ilke ve değerlerini içselleştiren geniş bir halk kitlesi olduğunu unutmamak gerekir. Bu kitle miras aldığımız aydınlanma ilke ve değerlerini günümüz koşullarında yeniden hayata geçirecek bilinç, uyanış ve silkinme sürecine girmiştir.

 

 

 

15.02.2018/AE

Top