GÜNGÖR BERK: KÜLHANBEYLERİ

Sözlüklerdeki genel tanımıyla argo: “ Bir meslek ya da topluluk sınıfı arasında kullanılan özel söz” anlamına geldiği gibi “serserilerin ve külhanbeylerin kullandığı söz” anlamını da taşıyor. Toplumda öğrenci, asker, hırsız, dilenci, külhanbeyi ve başka bir gurubun ya da bir sınıfın özel dili sayılıyor. Genel dille birlikte yaşayan ve özel sözcükleri, deyimleri olan özel bir dil.

Son dönemde argo diliyle konuşmak, nasıl ve kim başlattıysa, günümüz siyasetçilerinin de alışkanlığı oldu. Belki halkla kolay iletişime geçtikleri ve anlaşma sağladıkları belki de gerçek kişilik yapıları böyle olduğu için. Nerdeyse her siyasetçi argo konuşuyor, argo konuşmaya eğilimli. Siyasetçi düşüncesini, eleştirisini, tepkisini, öfke ve sevincini, politikasını, duygularını bir gurubun argo diliyle söyleyince rahatlıyor. Argo konuşmak sanki kendisine güç veriyor, haklılık kazandırıyor. Bu gidişle bizdeki siyasetçinin de siyasette bir argo dili oluşturmasını beklemek yanlış olmayacak.

Siyasal iktidarı elinde bulunduran siyasetçiler argo konuşmayı daha çok seviyor. Muhalefetteki siyasetçilerimiz ise siyasette argonun kullanılmasına tepkili. Bu durum geçtiğimiz günlerde yapılan Türkiye işveren Sendikaları Konfederasyonu Genel Kurulu’nda tartışma konusu bile oldu. Muhalefet Partisi Başkan Yardımcısı: “Avrupa Birliği’yle külhanbeyi edasıyla konuşulması ekonomiyi olumsuz etkiliyor” demişti. Çalışma Bakanı buna tepki gösterdi: “Bu ülkenin en büyük külhanbeyi, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür. Dünyaya en büyük külhanbeyliğini o yapmıştır. Gerektiğinde millet adına, milletin liderleri bunu yapmalıdır” dedi.

Külhanbeyi kimdir?

Türkçe sözlükteki tanımıyla: Külhanbeyi, kendilerine özgü giyiniş ve konuşma tarzları olan başıboş, haylaz, delikanlı takımından kimseye deniyor. Bunlar geceleri hamam külhanında yatan yersiz yurtsuz, kimsesiz kişiler.

Tarih içinde ilk külhanbeyi Layhor’du. Bin yıl önce Afganistan yurdunda kurulmuş ve ömrü iki yüzyıl kadar sürebilmiş Gazne Türk Devleti’nde yaşamıştı. Bir hamamın külhanını mesken tutmuş, sarhoş bir yoksuldu. İslamiyet’i yaymak ve devlet hazinesini güçlendirmek uğruna, başarılı ve başarısız, on yedi Hindistan seferi yapan Gazneli Mahmut döneminde saygı görmüş bir külhanbeyiydi.

‘Külhan’, hamamları ısıtan ve hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocakların adıdır. İstanbul’un fethinden sonra ilk hamam Gedikpaşa’da yapıldı. Külhanı sıcak ve birçok kişiyi barındıracak genişlikteydi. Yatacak yeri olmayan yersiz yurtsuzlar, kimsesizler kış aylarında bu hamamın külhanında yatıp kalkmaya başladı. Sonra yıllar içinde İstanbul’da öteki hamamlar yapıldı, onların külhanları da aynı şekilde kimsesizlerin barınma yeri oldu. Bu insanların külhanda yatıp kalktıkları, külhanda kirli hale gelmiş üst başlarından belli olurdu. Halk bunlara ‘külhanbeyi’ adını verdi.

Akan zaman içinde, Osmanlı Devleti’nin gelişmesi sürecinde, külhanbeyleri de değişti, örgütlendi. İlk dönemde kimsesizlerin bir sınavla girdiği, kardeşlik temelinde dayanışma gösteren, esnaf gibi ‘lonca’ şeklinde örgütlenmiş, bir dilenciler topluluğuydu. Tarihsel süreçte, toplumsal değişime uygun olarak, dilenmenin yerini zorbalık, yasa dışılık aldı. Külhanbeylerinin esnaftan haraç aldığı, hırsızlık, yağma ve soygun yaptığı bir döneme geçildi. Külhanbeyi geleneği giderek bozuldu. Külhanlar işlevini kaybetmeye başladı. Bir de mahallenin namusunu koruyan ‘kabadayılar’ ortaya çıktı. Osmanlı Devleti’nin son döneminde külhanlar, geceleri sokakta fenersiz dolaşan ve kılık kıyafeti bozuk, şüpheli kişilerin toplanıp sabaha kadar gözaltında tutulduğu yerlere dönüştü.

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte başlayan çağdaşlaşma süreci Külhanbeylerin de sonunu getirdi. Külhanda yatma geleneği kısa sürede ortadan kalktı. Ortalıkta kalan külhanbeyleri ise kıyafet değiştirerek bir süre varlıklarını sürdürdüler. Sonrasında ise külhanbeyleri de kabadayılar da yavaşça toplumsal yaşamdan çekilip gittiler. Günümüzde külhanbeylerinden topluma argosu, kabadayılardan da bazılarına özenti olarak kabadayılıkları kaldı.

Atatürk’le kavgası olan zihniyetten bir siyasetçi, bugün onun için: “Dünyanın en büyük külhanbeyidir” diyor.

Atatürk, emperyalizme meydan okuyan ve onu savaş meydanlarında yenen dünya lideridir. Atatürk, akıl ve bilimin kılavuzluğunda tam bağımsız, özgür ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran liderimizdir. Türk Milleti ve tarih, bu “kurtuluş ve kuruluş” mücadelesinde Atatürk’ün külhanbeyi olmadığına tanıktır.

Siyasetçinin yüceltme niyetiyle de olsa, Atatürk’e külhanbeyi demesi, hiç uygun düşmedi.

Top