GENEL BAŞKANIMIZIN YAZISI CUMHURİYET GAZETESİ’NDE

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda millilik esastır. Uluslararası güç odaklarının ve yerli uzantılarının hoşlanmadığı, istemediği ve tehdit kabul ettiği mesele de budur.

Tarih bilimcilerin buluştu­ğu ortak nokta şudur: “Tür­kiye Cumhuriyeti emperya­lizmin ağır yenilgisinin bir sonu­cudur.” Bu kesin bilimsel tespiti dikkate almadan yapılan değer­lendirmelerin tümü eksiktir.
Cumhuriyete giden yolda, Milli Mücadele’yle emperya­lizmin “Kürdistan ve büyük Ermenistan”ı kurma hayalleri ta­rihe gömüldü. Anadolu’yu parça­layarak bir Ortadoğu devletçiği haline dönüştürme projesi çöpe atıldı. Bununla da kalmadı, Mil­li Mücadele’yle doğan Atatürk Devrimi, evrensel nitelikte etki alanı kazandı. Atatürk devrimi (büyük Türk devrimi) ile üniter, milli ve laik bir devlet inşa edil­di. Demokrasinin temelleri atıl­dı. Hukukun üstünlüğü esas alı­narak insan hakları ve özgür­lükler alanında atılımlar yapıldı. Ulus, yurttaş ve birey yaratıldı.

Millilik esastır
Emperyalizmin tarih sahnesin­den silmek istediği “hasta adam” projesiyle de adım adım yok et­meyi planladığı Türk milleti, Atatürk devrimi sayesinde kuru­lan Cumhuriyetle uygar dünya­nın onurlu ve ayrılmaz bir par­çası olduğunu tescilledi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ku­ruluşunda millilik esastır. Mil­li eğitim, milli savunma, milli ekonomi (milli tarım ve milli sa­nayi), milli dış politika… Ulus­lararası güç odaklarının ve yer­li uzantılarının hoşlanmadığı, istemediği ve tehdit kabul etti­ği mesele de budur. Bu neden­le yıllardır Cumhuriyetin mima­rı Atatürk’e, onun devrim ve il­kelerine saldırılar aralıksız sür­mektedir. “Kamu kurumlarında­ki Atatürk fotoğraflarını indire­rek işe başlayın” diyen yaban­cı akıl hocalarını herhalde unut­muş olamayız. Aktörler, strate­jiler, programlar değişse de asıl hedef değişmedi. Senaryoyu ya­zanlar tanıdık, bildik eller… O el­ler içeriden de destek bularak Cumhuriyetimizi kemirmekte­dir. İşbirlikçi dediğimiz kemir­genler yüzünden Cumhuriyet, tanınmayacak hale getirildi. De­ğiştirildi, dönüştürüldü.
Atatürk devrimi ile kavuştu­ğumuz demokrasi, özgürlükler ve insan hakları gibi kavramlar Cumhuriyeti kemirenlerce yine Cumhuriyete karşı yürütülen al­gı operasyonlarının parçası hali­ne getirildi. Böylece, toplum al­datılarak, yanıltılarak yönlendi­rildi.

Aynı şeyleri söylemiyoruz
Hani, denilebilir ki ayağı tö­kezleyen herkes bir “dış mihrak­lar”, “dış güçler”, “güç odakları” hikâyesi uyduruyor. Siz de aynı şeyleri söylüyorsunuz. Asla de­ğil. Aynı şeyleri söylemiyoruz. Tarihi gerçekler doğrultusunda hareket ediyoruz…
Timaş Yayınları’nın 2008 yı­lında çıkardığı Graham Fuller’in “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” ki­tabı bile tek başına ne demek istediğimizi izah etmeye ye­terlidir. CIA’nın Türkiye İstas­yon Şefi ve Ortadoğu Masası So­rumlusu olan Graham Fuller, Washington’da ABD’nin etkili bi­rimlerinin yönlendiricisi…

Emperyalizmin izleri

“İslamın bugünkü zayıflığı­nın ve bölünmüşlüğünün tek sorumlusu Atatürk’tür. 3 Mart 1924’te hilafeti kaldırması İs­lamiyeti savunmasız bırakmış­tır… Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik, parlamenter, milli ve çağdaş nitelikleriyle İs­lama hizmet edemeyeceği açık­tır…” ifadeleri söz konusu kişi­ye aittir. Bununla da yetinme­yerek bugünkü siyasi iktidarın Cumhuriyeti dönüştürmesini, başkalaştırmasını alkışlanacak bir devrim olarak sunmakta ve Washington’un bu devrimi ke­sinlikle desteklediğini açıkça vurgulamaktadır.
Dünyadaki olayların çoğunda emperyalizmin izlerini görmek mümkündür. Öyle ki bazı top­lumların, devletlerin ve hatta koca koca kıtaların “makûs ta­lihi” yukarıda paylaştığımız el­lerce kaleme alınmıştır.
Büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaş­ları Türk milletinin “makûs tali­hini” yenerek Cumhuriyeti kur­muştur. Bu çerçeveden bakıldı­ğında bitip tükenmek bilmeyen intikam duygusuyla oluşturu­lan algı operasyonlarının amacı iyi anlaşılacaktır.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1602251/Kemirilen_Cumhuriyet.html

Top