GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ

GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ (1926-1980)[*]

 

Dr. Niyazi Altunya

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Kuruluş Amacı

Cumhuriyet yönetiminin, kuruluş yıllarında açtığı en önemli eğitim kurumlarından biri olan Gazi Eğitim Enstitüsü’nün yasal düzenlemelerdeki tam adı “Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü”dür.

1913’te çıkarılıp 1961’e kadar yürürlükte kalan Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-u Muvakkati [Geçici İlköğretim Yasası] rüşdiye adını taşıyan eski ortaokulları altı yıllık ilköğretime eklemişti. 1924 yılında okul sistemi yeniden düzenlendiğinde ilköğretim, beş yıllık ilkokul olarak belirlenmiş ondan ayrı olarak üç yıllık ortaokullar getirilmişti. Yani bir bakıma 1913’te kapatılan rüşdiyeler yeniden açılmıştı. Böylece genel öğretim sistemi ilkokul, ortaokul, lise (5+3+3=11 yıl) olarak düzenlenmişti. 22 Mart 1926 tarihinde kabul edilen Maarif Teşkilatına Dair Kanun da yeni öğretim sistemine göre öğretmen okullarını; İlköğretmen Okulu, Köy Öğretmen Okulu, Orta Öğretmen Okulu, Yüksek Öğretmen Okulu olarak belirlemişti. Buna 1927’den başlayarak Ana Öğretmen Okulu ile Mesleki ve Teknik Öğretmen Okulları da eklendi. Değinilen 789 sayılı yasanın 7. maddesi, açılacak Orta Öğretmen Okulu’na; ortaokul, ilköğretmen okulu ve köy öğretmen okullarına öğretmen, ilköğretim müfettişi ve ilköğretmen okulları bünyesinde açılan uygulama okullarına müdür yetiştirme ödevi verildi.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Kuruluş ve Gelişimi

Gazi Eğitim Enstitüsü, 1 Mart 1927 günü “Orta Muallim Mektebi” adıyla ve sadece “Türkçe-Edebiyat” bölümü olarak 16 yatılı öğrenciyle öğretime başlamış, sonra buna yeni bölümler eklenmiştir. Enstitüde, 1927-28 öğretim yılında “Pedagoji” [Eğitim], 1930-31 öğretim yılında “Tarih-Coğrafya”, “Matematik”, “Fizik-Kimya-Tabii İlimler”; 1932-33 öğretim yılında “Resim-İş”, “Beden Eğitimi”; 1937-38 öğretim yılında Musiki Muallim Mektebi’nin bağlanmasıyla “Müzik”, 1941-42 öğretim yılında “Fransızca”, 1944-45 öğretim yılında İngilizce, 1946-47’de “Toplu Dersler Bölümü”, 1947-48 öğretim yılında “Almanca”, 1952-53 öğretim yılında Özel Eğitim Bölümü açıldı. “Özel Eğitim Bölümü” 1955 yılında kapatılıp işlevi Pedagoji Bölümü’ne yüklendi. 1967-68 öğretim yılında öğretim süreleri iki yıl olan bölümlerin süreleri de üçer yıla çıkarıldı.

1944’ten başlayarak başka kentlerde de eğitim enstitüleri açılmıştır. Ancak bunların bölüm sayıları genellikle azdır. 1977-78 öğretim yılında sayıları 18 olan branş öğretmeni yetiştiren bu enstitüler; Ankara-Gazi, İstanbul-Atatürk, Balıkesir-Necati, İzmir-Buca, Bursa, Konya-Selçuk, Samsun, Trabzon-Fatih, Erzurum-Kâzım Karabekir, Eskişehir, Adana, Uşak, Edirne, Isparta, Gaziantep, Hatay, Diyarbakır ve Nazilli (sadece Müzik Bölümü vardı) eğitim enstitüleridir. Bunlar dışında, 1974-75 öğretim yılında ilköğretmen okullarının kapatılmasıyla onların yerine sınıf (ilkokul) öğretmeni yetiştirecek 2 yıllık eğitim enstitüleri de açılmıştır. Bunların sayısı da 1977-78 öğretim yılında 49’du.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Yeri ve Yerleşimi

Milli Eğitim Bakanlığı, Orta Muallim Mektebi’nin Ankara’da açılmasını kararlaştırdığı halde, elverişli bina bulunamaması nedeniyle bu okul geçici olarak Konya’da, kapatılmış olan tekke binalarında açılmış, ertesi yıl, inşaatı yeni biten, şimdi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kullandığı Opera’nın karşısındaki Maarif Vekâleti binasına taşınmıştır. Ancak, 1928’de Afgan Kralı Emanullah Han’ın eşiyle birlikte Türkiye’ye gelmesi ve Ankara’da onları ağırlayacak elverişli bina bulunamaması nedeniyle bu yeni bina, Atatürk’ün buyruğu ile Dışişleri Bakanlığı’na verilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı Ankara Erkek İlköğretmen Okulu boşaltılarak oraya, Orta Öğretmen Okulu da boşaltılan elverişsiz Hariciye Vekâleti binasına taşınmıştır. Yatakhane olarak da Anafartalar’daki Çocuk Esirgeme Kurumu binası kullanılmıştır.

Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, Bakanlık görevine gelir gelmez öncelikle öğretmen okullarına el atmıştı. Necati ilk iş olarak, bir yasa çıkartıp il özel idareleri gelirlerinin yüzde 10’unu “öğretmen okulu payı” adı altında ortak bir fonda toplatmış, öğretmen okullarını bu paralarla 15 gelişmiş il merkezinde yeni yapılan ve donatılan binalara taşıtmıştı. Bu fonlardan ilk olarak Ankara’da, Atatürk Orman Çiftliği’nden sembolik bir fiyatla satın alınan 360 bin metrekarelik bir alana bugün Gazi Üniversitesi Rektörlük binası olan görkemli yapı yapılmıştı. Ünlü mimar Kemalettin Bey’in, modern mimari ile geleneksel Türk mimarisinden esinlenerek yaptığı son çizimine göre yapılan bu bina, 1927-29 arasında o günkü olanaklarla iki buçuk yıl gibi kısa bir sürede yapılmıştır. Bakanlık bütçesinin 8-10 milyon lira olduğu bu yıllarda bu binaya harcanan para 1.746.000 liradır. Daha sonra Enstitüde Beden Eğitimi (1932-36), Müzik (1937-38) binaları da yapılmıştır.

Bu tarihi bina, yatılı 500 öğrenciye göre yapılmıştı. Temel atma sırasında bakan Mustafa Necati, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’e bir telgraf çekerek, bu binaya onun sanının verileceğini bildirmiş, buna olumlu yanıt almıştır. Enstitü’nün adındaki “Gazi” tamlaması bu iletişimden sonra eklenmiştir. Enstitüye, 1960’dan sonra Amerikan yardımıyla bu “Anabina”nın özelliklerini bozan başka kalitesiz binalar da yapılmıştır.1982’de bu binalar yeni kurulan Gazi Üniversitesi’ne verilmiş, Anabinaya Rektörlük yerleştirilmiştir. Yeni oluşan Gazi Eğitim Fakültesi ise orada sığıntı olarak yer almıştır. Korumaya alınmış olmasına karşın tarihi Anabinada, özgünlüğüne ters birçok tadilat yapılmıştır. Ayrıca bu yerleşkede yeni binalar yapılmış, yeni fakülteler de açılmış, mekân sıkış tepiş olmuştur.

Tarihi Anabina’nın yapıldığı yıllardaki mekânı, kentin merkezi olan Ulus’a dört kilometre uzaklıkta ve aralar boş arazi idi. Çevrede su bulunmadığından bina kurak arazide ve yabani otlar arasında unutulmuş bir şato gibiydi. Atatürk bir ziyaretinde, bina çevresinin bu durumu dolayısıyla sitem etmiştir. O zamanki Müdür Prof. Faik Sabri Duran, eski arkadaşı tarımcı Zihni Derin’i Enstitü’ye tayin ettirmiş, çevre düzeni ve yeşillendirme işini ona bırakmıştır. Türk çaycılığının da kurucusu olup Rize’ye heykeli dikilen Zihni Derin, yerleşkede artezyen kuyular açtırarak bol su bulmuş, kısa zamanda Enstitü’yü yeşillikleriyle göz kamaştıran botanik bahçesine dönüştürmüştür.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Öğrenci Kaynağı

1970’lerin ortalarına kadar Gazi Eğitim Enstitüsü öğrencilerinin ezici çoğunluğu ilköğretmen okulu ve köy enstitüsü çıkışlılardır. Bundan başka genel liselerden de sınırlı sayıda öğrenci alınıyordu. Öğrenciler Enstitüye birkaç aşamalı sıkı bir eleme sınavı ile seçiliyordu. Bu öğrenciler sosyo-ekonomik köken olarak yoksul ya da dar gelirli ailelere mensuptu.

Enstitünün Resim-İş, Müzik ve Beden Eğitimi bölümlerine gelen öğrencilerin neredeyse tümü geniş spor olanaklarına sahip ilköğretmen okulu ve köy enstitüsü çıkışlılardı. Lise çıkışlılar genellikle bu bölümlere girecek düzeyde yetişmiş değillerdi. Onlar daha çok, Matematik, Fen, Edebiyat ve Sosyal Bilgiler bölümlerini tercih ediyorlardı. Türkçe-Edebiyat bölümlerinin öğrenci çoğunluğu da yine ilköğretmen okulu ve köy enstitüsü çıkışlılardı. Pedagoji (Eğitim) ve Özel Eğitim bölümlerine sadece ilköğretmen okulu ve köy enstitüsü çıkışlılardan en az üç yıl ilkokul öğretmenliği yapanlar girebiliyordu.

Gazi Eğitim Enstitüsü, açılışından başlayarak kız-erkek karma ve yatılı bir eğitim kurumu idi. Sonradan bazı bölümlere pek az gündüzlü öğrenci de alındı. Yatılı okuyanlar, öğrenim sürelerinin bir buçuk katı kadar zorunlu hizmetle yükümlü tutuluyordu. Beden Eğitimi Bölümü’ne girecekler 25, diğer bölümlere gireceklerse 30 yaşını geçmemiş olmalıydı. Yatılılığın yürütüldüğü 1973’e kadar evli kadınlar enstitüye giremezlerdi.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Yönetici ve Öğretim Elemanları

Gazi Eğitim Enstitüsü, başlangıçta Cumhuriyetin gözde bir kurumuydu. Başkentte, Hukuk Mektebi’nden sonra açılan ilk yükseköğretim kurumu idi ve üstelik Atatürk’ün “Gazi” sanını da taşıyordu. Onun için altyapısı, öğretim kadrosu, yöneticileri ve öğrencileri de özenle seçilmişti. Enstitüde 1929-30’da Prof. unvanı almış 3, yurtdışında doktora yapmış 6 (birisi yabancı uyruklu) öğretim elemanı vardı. O zaman üniversitede bile doktora yapmış eleman sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Diğer öğretim elemanlarının da çoğu yurtdışında öğrenim görmüş ve alanında sivrilmiş, iyi yabancı dil bilen kişilerdi.

İlk öğretmenlerden Muzaffer Şerif Başoğlu (psikoloji), Sârâ Akdik (botanik), Sadi Irmak, Ali Fuat Başgil (hukuk), Suut Kemal Yetkin (sanat tarihi), Ahmet Hamdi Tanpınar (edebiyat), Sabri Esat Siyavuşgil (psikoloji), Hüseyin Namık Orkun (tarih) vb. daha sonra üniversitelerde Prof., Ord. Prof. oldular. Enstitünün değişik bölümlerine; Viyana’dan Dr. Psikolog Brunswick, Almanya’dan Müzikçi Prof. Edvard Zuckmayer, İngiltere’den Prof. Gatenby, Almanya’dan spor uzmanı Kurt Dainas ve birçok başka yabancı uzman da çağrılmıştır. Hocalardan eğitim bilimleri alanında tanınmış olanlar; İhsan Sungu, Prof. M. Emin Erişirgil, Prof. İ. Hakkı Baltacıoğlu, Dr. Halil Fikret Kanad, Dr. Ziya Dalat, Dr. Mitat Enç, Nevzat Ayasbeyoğlu, Hasip Almet Aytuna, Fuat Baymur, Fuat Gündüzalp, H. Hüsnü Cırıtlı, Vedide Baha Pars; edebiyatta Mustafa Nihat Özön, Kemal Demiray, Dr. Mehmet Tuğrul, Emin Özdemir, Adnan Binyazar; Resim-İş alanında İ. Hakkı Tonguç, Malik Aksel, Sait Yada, Hayrullah Örs, Refik Epikman, Şinasi Barutçu, Arif Kaptan, Hakkı İzzet, Adnan Turani, Turan Erol, Mustafa Ayaz; Müzikte Zuckmayer’le birlikte Ankara Devlet Konservatuvarı’nın hocalarından yarı zamanlı Feridun Cemal Erkin, Ferhunde Erkin, Lico Amar, Eva Klein, Halil Bedi Yönetken, Fuat Koray; beden eğitiminde Selim Sırrı Tarcın, Zehra Akalgöz, Nizamettin Kırşan, Vildan Âsir Savaşır, Cemal Alpman, Kurt Dainas; yabancı dillerde Prof. Gatenby (İngilizce), Dr. Kristinus (Almanca), Prof. Comborde (Fransızca), Fehmi Baldaş (Fransızca), Tahsin Saraç (Fransızca); Fen bilimlerinde Hayri Dener (fizik Prof.), Dr. Avni Refik Bekman (kimya Prof.) gibi ünlü isimler akla gelmektedir. Enstitüde zaman zaman asistanlık yoluyla da öğretmen yetiştirilmiştir. 1970’lere kadar yurtdışı eğitim almış olmak Gazi’de hocalık için tercih nedeni idi. Bu dönemde, yurtdışında yetişmediği halde çok iyi yabancı dil bilen ve kendini yetiştirmiş olanlar da vardı. Örneğin, Özön bunların en seçkinidir.

Enstitüye yönetici seçiminde de büyük titizlik gösterilmişti. İhsan Sungu, Avni Başman, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Faik Sabri Duran, Hasan-Âli Yücel, Halit Ziya Kalkancı, İ. Hakkı Tonguç, Esat Altan, Hamdi Akverdi, Reşat Tardu, Fuat Baymur, Vedide Baha Pars, Hüsnü Cırıtlı, Kemal Demiray, Mustafa Ölçün, Naciye Öncül, İhsan Öğüş, dönemlerinin seçkin yöneticileri idi. İlk müdürlerden bazıları (Başman, Sungu gibi) Bakanlıkta başka görevleri de olan ünlü kişilerdi. 1969-71 ve 1974-75 arasında müdür adayları, öğrenci temsilcilerinin de katılımı ile öğretmenler kurulunda seçilmiştir.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Eğitim Öğretim

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde bölüm düzenleri ve bölümlerde öğrenim süreleri epeyce değişiklik geçirmiştir. İlk iki yılda açılan Türkçe-Edebiyat ve Pedagoji bölümlerinin süreleri ikişer yıldı. 1930’da süreler, beş bölümde iki yıl hazırlık üzerine iki yıldır. 1932-33 öğretim yılında açılan Resim-İş ve Beden Eğitimi bölümleri hazırlık olmaksızın üç yıl, 1937-38’de açılan Müzik Bölümü’nün süresi de hep üç yıldı. Beden Eğitimi Bölümü bir süre iki yıla indirilmişse de genellikle üç yıl olmuştur. İki yıl süreli açılan Yabancı Dil bölümleri 1961-62 öğretim yılında üç yıla çıkarıldı. Diğer iki yıllık bölümlerin tümü 1967-68 öğretim yılında üçer yıla çıkarılmıştır. Kısa ömürlü olan Toplu Dersler ve Özel Eğitim Bölümlerinin süreleri de ikişer yıldı.

1946-47 öğretim yılında hem ortaokul sayısı artmış, hem ortaokulların ilkokula eklenmesi düşünülmüş olduğundan, ilköğretimin son aşamasına (ortaokula) hızlı ve pratik olarak, dört beş branşı üstlenebilecek öğretmen (sınıf öğretmeni) yetiştirme yolu aranmıştır. Bu amaçla Enstitünün Türkçe, Tarih-Coğrafya, Matematik ve Fen bölümleri kapatılarak bunların tümünün işlevini üstlenecek “Toplu Dersler Bölümü” oluşturulmuştur. Ancak, eğitimbilimsel gerekçeleri doğru olan bu model Enstitünün kurumsal düzenini bozmuş, meslek kamuoyunda itibar görmemiş, 1948-49 öğretim yılında, Edebiyat (Türkçe, Sosyal Bilgiler) ve Fen (Matematik, Fen) grup bölümlerine ayrılmıştır. 1966-67 öğretim yılında da bu bölümler yeniden Türkçe, Sosyal Bilgiler; Matematik, Fen ve Tabiat Bilgileri bölümlerine ayrılmıştır.

1974-75 öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yeni bir model denemeye konulmuştur. Buna göre Enstitü’nün öğretim süresi; önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylere göre belirlenecekti. Önlisans, zorunlu ve seçmeli derslerle 4, lisans ise 8 yarıyılda tamamlanacaktı. Önlisans ilköğretime sınıf, lisans ortaöğretime branş öğretmeni ve müfettiş, lisansüstü ise yönetici, uzman, öğretim elemanı yetiştirecekti. Sınıf geçme; kredi ve ders geçmeye, geçişler kredi toplamına göre olacaktı. Büyük bir coşku ve başarı ile bir yıl uygulanabilen bu model, hükümetin ve eğitim politikasının değişmesiyle ertesi yıl yürürlükten kaldırılıp eski düzene dönüldü.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Eğitsel Yaşam

Enstitüde, çağdaş eğitim anlayışının yerleşmesi, başta Pedagoji (Eğitim) Bölümü’nde görev yapanlar olmak üzere, hem çağdaş eğitim bilimini, hem ülke gerçeklerini bilen eğitimcilerin çabasıyla olanak kazanmıştır. Fazla eğitimbilimleri okumadığı halde dünyadaki gelişmeleri izleyen diğer branş öğretmenleri ve yöneticileri de vardır. Örneğin, İhsan Sungu, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı Tonguç gibi, farklı kökenlerden geldikleri halde kendilerini eğitim bilimlerine vermiş olanlar yanında, eğitim bilimlerinde yetişmiş Fuat Baymur, Vedide Baha Pars, Hüsnü Cırıtlı, İhsan Öğüş gibi yöneticiler Enstitüde demokratik eğitimin yerleşmesinde çok etkili olmuşlardır. Matematik öğretmenliğinden gelen Halit Ziya Kalkancı, felsefeci Hamdi Akverdi, Fen öğrenimi görmüş Mustafa Ölçün, İngilizce öğretmenliğinden gelen Naciye Öncül de müdürlüklerinde çağdaş ve demokratik eğitim ortamının oluşmasına hizmet etmişlerdir. Buna karşılık felsefe kökenli Esat Altan, eczacılıktan gelen Reşat Tardu gibi müdürler, fiziki yönetimde başarılıdırlar, ancak demokrat anlayışta değildirler.

Enstitünün değişik bölümlerden oluşması, öğrencilerinin geniş görüşlü, değişik alanlara duyarlı olmalarına ortam yaratmıştır. Her yıl, Resim-İş Bölümü’nün açtığı sergiler, Beden Eğitimi Bölümü’nün jimnastik gösterileri, Müzik Bölümü’nün konserleri, Türkçe Bölümü’nün diğer bölümleri de araya olarak yaptığı kültürel ve sanatsal etkinlikler, hem öğrencilerin başarılarını birbirlerini tanıtma, hem ortak mesleki görüş oluşturup branş şovenizmini engelleme açısından çok etkili olmuştur.

Öğrencilerin aynı sosyal kökenden ve genellikle yatılılıktan gelmeleri, ortak ruh yaratmada başlı başına olumlu bir etmendir. Zaten çoğunluğu ilköğretmen okullarından, köy enstitülerinden birçok becerilerle gelen öğrenciler, birikimlerine yeni edinimlerini de katarak birçok unutulmaz sosyal ve kültürel etkinlikler ortaya koyabilmişlerdir. Bu etkinlikler, kasaba ve küçük kent özelliğini koruyan Ankaralılara da sunulmuştur.

Gazi Eğitim Enstitüsü, bir bütün olarak değerlendirildiğinde “öğrenci merkezli eğitim”de oldukça başarılıdır.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Katkıları

Gazi Eğitim Enstitüsü’nün ülkeye katkıları satırbaşlarıyla şöyle özetlenebilir:

1. Verdiği 30 binden fazla mezunla ortaokullarla ortaöğretimin bazı branşlarına kendi alanlarında nitelikli öğretmen ile ilköğretim müfettişi ve yönetici yetişmiştir. 1960’ların başında il milli eğitim müdürlerinin tümüne yakını Gazi Eğitim Enstitüsü, özellikle de Pedagoji (Eğitim) bölümü çıkışlıdır. Diplomalı ilköğretim müfettişlerinin tümü, 1946’ya kadar atanan 31 köy enstitüsü müdüründen 24’ü Gazi Eğitim Enstitüsü (19’u Pedagoji Bölümü) çıkışlıdır.

2. 1950-2000 arasında Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünün ve Teftiş Kurulu’nda görev yapanların çoğu Gazi ya da o örnek alınarak kurulan diğer eğitim enstitülerinden yetişmiştir. 1970’lere kadar Talim ve Terbiye Kurulu üyeliklerinin, uzmanlık ve müşavirliklerin de birçok elemanları eğitim enstitüsü kökenlidir.

3. 1933, 1946 ve 1982 tarihlerindeki yeni üniversite yapılanmaları sürecinde oluşturulan kadrolarda Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yetişenlerin oldukça büyük ağırlığı vardır. Özellikle eğitim bilimleri, güzel sanatlar, spor ve beden eğitimi alanlarındaki yapılanmalarda bu katkı daha fazladır.

4. Behçet Necatigil’in Edebiyatımızda Yazarlar Sözlüğü’nde yer alan 1900 ve daha sonra doğumlu olup edebiyat alanında isim yapan 94 yazardan yarıya yakını İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü, yarıdan biraz fazlası da Gazi Eğitim Enstitüsü çıkışlıdır. Amacı öğretmen yetiştirmek ve öğrenim süresi 2-3 yıl olan bir kurumun ülkeye bu kadar yazar verebilmesi, herhalde o kurumun eğitimdeki başarısını gösterir. Bu yazarlar arasında Kemal Bilbaşar, Rıfat Ilgaz, Fakir Baykurt, Emin Özdemir, Adnan Binyazar, Dursun Akçam, Osman Şahin, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Tahsin Saraç gibi ünlüler de vardır.

5. Gazi Eğitim Enstitüsü, Milli Eğitimle, Kültür ve Sporla ilgili Bakanlıkların başta gelen kurumsal danışma yeridir. Enstitü, program geliştirme, kitap yazdırma, sanat ve beden eğitimi konularında görüş almada hazır kuvvet olmuştur.

6. Gazi Eğitim Enstitüsü Ankara’nın, kasaba ve küçük kent özelliği gösterdiği yıllarda spor, sergi, müzik alanlarındaki gereksinmelerini de karşılamıştır. Resim-İş Bölümü, Cumhuriyetin 10. yılı kutlamaları nedeniyle açılan açık hava ve kapalı salon sergileri düzenleyerek Ankaralılara önemli bir kültür ve sanat hizmeti sunmuştur. Anadolu kentlerinde ve kasabalarında fotoğraf ve güzel yazı sanatlarının yayıcısı da bu bölümdür. Son otuz yılda Ankara’da açılan resim sergilerinin çoğunda Gazili ressamların damgaları vardır. Yine uzun yıllar Ankara’nın spor gösterileri ve müzik konserleri de Gazililerce yapılmıştır.

Sonuç

Başkentte büyük beklentilerle açılan Gazi Eğitim Enstitüsü, ülke eğitimine önemli katkılar yapmasına karşın, kendi kurumsal evrimini sağlayamamış, bir bakıma zamana uyamamıştır. Eğitim (Pedagoji) Bölümü’nden beklenen eğitimbilimsel gelişme, bireysel ürünlerle sınırlı kalmıştır. Enstitü yeni binaya (şimdi Rektörlük) taşınınca (1929-30 öğretim yılı) müdürlüğe getirilen Prof. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nın “Teşkilat Projesi” Bakanlıkça hayali bulunup kabul edilmemiştir. Bu proje Enstitüyü hem bir öğretim kurumu, hem de bir akademik kurum olarak tasarlıyordu. Baltacıoğlu’ndan sonra Enstitü, “okullaşma”ya doğru sürüklenmiştir. Bu daralma, Enstitünün 1933 ve 1946 üniversite reformlarında iyi yetişmiş, akademik niteliği yüksek olan öğretim elemanlarının önemli bir bölümünü kaybetmesine neden olmuştur. Bakan Hasan-Âli Yücel’in, Gazi Eğitim Enstitüsü, Konservatuvar, Yüksek Ziraat Enstitüsü gibi kurumları özgünlüklerini kaybetmeden üniversiter yapıya kavuşturma vaadi, onun bakanlıktan ayrılmasıyla sonuçsuz kalmıştır.

1960’a kadar program düzeyinde yapılan düzenlemeler, kurumsal yapıda iyileştirme getirmemiştir. 1960’tan sonra, özellikle Enstitü’nün eski mezunlarından müdür Hüsnü Cırıtlı’nın Enstitüye akademik yapı kazandırma çabası sonuçsuz kalmıştır. O yıllarda enstitüyü “Akademi” yapma çabaları da sonuç vermemiştir. 1965 yılında Ankara Üniversitesi’nde, ardından Hacettepe Üniversitesi’nde açılan Eğitim Fakülteleri, Gazi Eğitim Enstitüsü’nün varlığını dikkate almamıştır. Bu fakültelerle konservatuvar ve akademiler Gazi’nin birçok yetkin öğretim elemanını da alıp götürmüştür. 1970’lerin sonunda Enstitü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir ortaöğretim kurumu gibi algılanmaya başlanmıştır. Değişen siyasal iktidarlar, Enstitüye yetkinliğine bakmaksızın tepeden yönetici ve öğretmen atamayı gelenekleştirmiştir. 1930’da 150 öğrenciye karşılık üç profesör, altı doktoralı elemanı olan Enstitünün, 1980’de 10 bin öğrenciye karşılık doktoralı sadece iki öğretim elemanı bulunuyordu.

Enstitü, 1982 yılında kurulan Gazi Üniversitesi’ne “Gazi Eğitim Fakültesi” olarak bağlandı. O yıla kadar ayrılan ya da başka kurumlara geçen öğretim elemanlarının yerine, kurumun geleneğini ve tarihsel misyonunu bilmeyen, çoğu doğru dürüst akademik unvanı da bulunmayan elemanlar atanmıştır. Bugün adı geçen fakülte çok sayıda unvanlı elemana kavuşmuş olsa da bu yeni kurumla tarihi Gazi Eğitim Enstitüsü arasında hiçbir bağ kalmamıştır.

(6.2.2018)


[*] Geniş bilgi için bak: Niyazi Altunya, Gazi Eğitim Enstitüsü, Gazi Ün. Y. 2006 (1386 sayfa)

Top