Fethiye Tayyaresi

Küçük sahil kasabası Meğri, Bağımsızlık Savaşımızda, Kuvayı Milliye örgütüyle yeni kurulacak Cumhuriyetin yanında yer aldı. Bu desteğini “Kurtuluş”tan sonra Cumhuriyetin “Kuruluş” sürecinde de sürdürdü.

“Kuruluş” sürecinde Cumhuriyetin kurumları birer birer yaşama geçirilirken 16 Şubat 1925 de Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu. Türk Tayyare Cemiyeti’nin amacı, ulusal havacılığımızın her alanda geliştirilmesine, sivil ve askeri havacılığın desteklenmesine katkı sağlamaktı. Türk Kuşu, Zirai İlaçlama Filosu ve taşra örgütleriyle kısa sürede ülkenin her il ve ilçesinde örgütlendi. Kurumun Türk Kuşu bölümünde Uçuş Okulu, Paraşütçülük Okulu, Planör Okulu, Model Uçak Okulu açılmıştı.

Türk Tayyare Cemiyeti’nin günümüzdeki adı Türk Hava Kurumu’dur. Meğri’de o yıllarda açılan kapısı ise hiç kapanmadı, bu günkü Fethiye’de de açık duruyor. Günümüzde Türk Hava Kurumu, Uluslararası Havacılık Federasyonu’nda ülkemizi temsil eden kurum olma özelliğini de koruyor.

Fethiye’nin duvar takviminde, iskelede çekilmiş resmini gördüm. Bin dokuz yüz otuz bir yılında, Zafer Bayramı kutlaması için Fethiye’ye gelmişti. Kordonda, bu gün nerdeyse yazın bile demirli gezi teknelerinden göremediğimiz denizin üzerinde duruyordu. Gölgesi sabahın dinginliği içindeki denize vurmuştu. Denizin arkasında Tepesidelik’in yamaçlarına yaslanmış evler ve güzelim Aksazlar Koyu vardı. Tayyare içinde, Türk Bayrağının önünde iki pilot gururla, sevgiyle kasabaya bakıyordu. Tayyarenin beyaz gövdesi üzerinde “Fethiye” yazıyordu.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türk Hava Kurumu öncülüğünde, halktan toplanan bağışlarla ordumuz için uçaklar satın alınmıştı. Amaç hava gücümüzü güçlendirmekti. Yurt çapında yürütülen bu çalışmayla 1925 – 1935 yılları arasında iki yüz elli uçağımız olmuştu. Bağışta bulunan il ve ilçelerin isimleri uçaklara verilmişti. Satın alındıkları yılın Zafer Bayramı günlerinde “ İsim Konma Törenleri” düzenlenmişti.

Bu kampanyaya destek veren yurtsever Fethiyelilerin tayyaresi 30 Ağustos 1931 günü Fethiye Körfezi’ne inmiş ve Fethiyelilere “Merhaba!” demişti. İtalyan yapımı, iki pilotu olan, tek motorlu, benzinle çalışan, saatte yüz altmış hız yapan, üç buçuk saat havada kalabilen, iki makineli tüfek ve bomba taşıyan beyaz bir tayyareydi.

Bu güzel sahil kasabası Meğri’nin adı, Fethiye Tayyaresi’nin göklerde uçmaya başlamasından sonra, 1934 yılında, Meğri’de yaşayanlarca değiştirildi ve Fethiye oldu.Yüzbaşı Fethi Bey, 1914 yılında şehit olan cesur bir deniz subayımızdır. Bir Fransız pilotun yarıda kalan “Paris’ten Kahire’ye Uçuş Tasarımı”nın izleyicisidir. Pilot Dancourt’un uçağı, Paris’ten Kahire’ye uçarken İstanbul’a uğramış, İstanbul’dan kalkışından sonra da Toros Dağları’nda düşmüştür. Bitmemiş bu yolculuğu tamamlamak için Fethi Bey ve iki arkadaşı iki uçakla İstanbul’dan yola çıkmış ama aynı kaderi paylaşmışlardır. Fethi Beyin uçağı Şam’dan havalandıktan sonra Taberiye yakınlarında düşmüştür.
Uluslar arası bir havacılık başarısı için çıkılan yolculuk ulusal bir kederle sonuçlanmıştır. Meğri isminden Fethiye’ye dönüş, denizci bir halkın ulusal duyarlılığıdır.
Yüzbaşı Fethi Bey kentin adında yaşatılıyor. Anıtı, İskele Meydanı’nda ve Fethiyelilerin içindedir. Anıt, Mühendis Albay İlhan Özdilek ve Heykeltıraş Onur Uslu’nun eseridir.
Şimdi Fethi Bey, Belediyenin bir vefa duygusuyla 2004 yılında düzenlediği, Eski Tiyatro ile deniz arasındaki “Şehit Fethi Bey Parkı”nda, koca çınar ve çamların arasından göklere ve geleceğe bakıyor. Belki de önünde, kordonun ötesindeki denizde uçuşa hazır duran Fethiye Tayyaresi’ne…
Güngör BERK
ADD BDK ÜYESİ
12.02.2015
Top