Emekçiler, Yeni Tuzaklarla Mücadele İçin 1 Mayıs’ta Alanlarda

 

Emekçilerin hak aramak için ayağa kalkmalarının tarihidir 1 Mayıs…

 

Ülkemizde ne yazık ki pek çok iş kolunda 8 saatlik iş günü uygulanamazken ilk kez 161 yıl önce dünya işçileri 8 saatlik iş günü için birleşmiş ve 131 yıldan bu yana da 1 Mayıs işçi sınıfının ve tüm emekçilerin bayramı olarak kutlanmaktadır. Bizde de ilk kez 1911 yılında Selanik’te, 1912 yılında da İstanbul’da kutlanmıştır. 1923 Yılında yasal İşçi Bayramı olarak ilan ve kabul edilmiştir.

 

Ülkemizde 100 yılı aşkın tarihine rağmen İşçi Bayramı, tıpkı işçi hakları gibi iniş çıkışlarla ve büyük acılarla kutlanmıştır. Bu uğurda 1977 yılı 1 Mayısındaki kitlesel ölüm dışında, değişik yıllarda kurbanlar verilmiştir.

 

Bu yıl da ülkemiz emekçileri yeni tuzaklar ve yeni mücadele hedefleri ile birlik içinde, Türk bayraklarının dalgalandığı alanlarda coşku ile taleplerini belirten sloganlarını haykırarak İşçi Bayramını kutlayacaklar.

 

Bu yıl İşçi Bayramında yoksulluk ücretine, sendikasızlaşmaya, baskılara, sağlıksız, güvensiz ve güvencesiz iş koşullarına rağmen ekmek peşinde koşan milyonlara ek olarak iş bulamayan milyonlarca gencimiz ve devlet güvencesini yitirmek istemeyen memurlarımız da alanları dolduracak.

 

Cumhuriyetin kurduğu üretim tesislerini kapatarak, satarak, yok eden siyasi iktidarın üretmeyi terk edip, gümrük duvarlarını sıfırlamasından sonra eğitim aldığı halde iş bulamayan, umutsuz gençlerimiz iş isteyecekler. İstatistik oyunları ile gizlense bile işsiz sayısının tarihin en yüksek noktasında olduğunu haykıracaklar.

 

Sabah evlerinden aileleriyle vedalaşarak güvensiz işyerlerine giden işçilerimiz, sigortasız, sendikasız ya da merdiven altı sendikalara teslim edilmiş, iş saati belirsiz, sayıları milyonları bulan sığınmacı yabancıların ücret rekabetine karşı açlık sınırının altında bir ücretle çalışmak zorunda kaldıklarını bir kez daha duyuracaklar. Gerçek sendikalar ise yeni sendikalar yasası ile yok edilme noktasına geldiklerini vurgulayacak ancak sendikalı işçi sayısının gerilediği noktayı utanç nedeniyle dile getiremeyecekler.

 

Çalışanlarımız on yıllardır yok edilme tehdidi altında olan ve tek gelecek güvencesi kıdem tazminatlarını korumak için üretimden gelen güçlerini kullanarak gerekirse yaşamı durdurmak için kararlı olduklarını son kez hatırlatacaklar.

 

12 Eylül anayasasındaki boşluktan yararlanarak memur sendikalarında örgütlenmeyi başaran memurlarımız, son anayasa değişikliği ile ellerinden alınmak istenen devlet memuru güvencesini kaybetmemek için bütün güçlerini birleştirecekler. Siyasal iktidarın kurdurduğu sarı sendikaların baskısından kurtularak “performans, not verme, vb.” yöntemlere boyun eğmeyeceklerini duyuracak.

 

Son yıllarda ortaya çıkan vahşi bir sömürü yöntemi olan taşeronlaşmaya ek olarak kiralık işçilik gibi kölelik koşullarına karşı bu yıl alanlarda daha güçlü sesler yükselecek.

 

Yeni özelleştirme girişimlerinin, yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin, ormanlar, yaylalar,  sular ve ırmaklarımızın yabancılara ya da yandaşlara yok pahasına satılmasının getireceği yeni sömürü yöntemleri bir kez daha vurgulanacak.

 

Emekliler, yoksulluk içinde ve ticarileşen sağlık sistemi dişlileri arasında nasıl ezildiklerini, uzun ve çileli emek yıllarının sonunda huzur ve mutluluk içinde yaşamak istediklerini, emekli olduktan sonra yaşama tutunabilmek için yeni bir işe girmek zorunda kalmak istemediklerini, genç işsizlerin önünü tıkamak istemediklerini bir kez daha söyleyecekler.

 

Kadınlarımız, özgür olmak istediklerini, şiddette uğramak istemediklerini, sokak ortasında töre cinayeti ile ölmek istemediklerini haykıracak. Çocuklarının cinsel istismara uğradığı karanlık tarikat yuvalarından kurtarılmalarını isteyecekler.

 

Öğrencilerimiz, bilimsellikten ve üretimden uzak, gerici eğitim istemediklerini, parasız, laik ve bilimsel eğitim istediklerini, özerk üniversitelerde, tarikat baskısından uzak her türlü gereksinimlerinin karşılandığı çağdaş yurtlarda barınmak istediklerini bir kez daha dile getirecek.

 

Yurtsever halkımız bütün bu taleplerin aynı zamanda kendi talepleri olduğunu bilerek 1 Mayıs alanlarındaki emekçilere destek verecek. Halkımız bütün sıkıntıların kaynağının emperyalist sömürü sistemi olduğunun bilinci ile ulusal bağımsızlığımızın simgesi şanlı bayrağımızın dalgalandığı alanlara koşacak.

 

Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Bağımsız Türkiye…

 

Atatürkçü Düşünce Derneği

 

Top