EĞİTİMDE NEREDEN NEREYE

Bir yandan Dinsel, diğer yandan Bölücü dayatmalar

Güngör BERK*

Türkiye’de çok partili siyasal yapılanmanın başlamasıyla, (1946) önce eğitim bozuldu, sonra da her şey.  Tabii hiçbir şey birdenbire olmadı. Karşı devrim ağlarını ürkütmeden yavaş yavaş, sabırla ördü. Ülkeyi yönetenler demokrasiyi kullanarak,  “Din devleti isteyen, Atatürk düşmanı bir kuşak” yetiştirmek için her fırsatı kullanarak uygun ortamı hazırlayıp durdular. Sonuçta uygun ortam oluşunca Cumhuriyet Devrimi’nin eğitim yasası olan “Tevhidi Tedrisat”  aşamalı olarak uygulamadan kaldırıldı; yani Milli Eğitim ve öğretim Osmanlı döneminde olduğu gibi iki başlı oldu. Oysa bu yasa, Anayasa’nın 174. maddesiyle korunan devrim yasalarının başında geliyordu. Her yıl sayısı artan İmam Hatip Okullarıyla laik eğitimin yanında dinsel eğitim de yerini aldı.

2002 yılında başlayan ve 13 yıl kesintisiz süren siyasal iktidar döneminde hedefe “İmam Hatip Liselerinin genel liselere dönüştürülmesi” projesi konuldu. Böylece Diyanet hizmetlerinde personel yetiştirmek amacıyla açılan İmam-Hatip Okullarının mezunları Üniversitelerin tüm bölümlerine giriş hakkı kazanıyorlardı. 2002 yılında sayısı 450’yi bulan İmam Hatip Liselerinde 71 bin öğrenci bulunmaktaydı. 2013 yılına gelindiğinde, İmam Hatip Ortaokul ve Liselerinin sayısı 2 binin ve öğrenci sayısı 700 binin üzerine çıktı. Kesintisiz 8 yıl ilk eğitim yerine, şimdiki dörder yıllık kesintili eğitim sistemiyle, bütün okullar medreseye adeta dönüştürülmüştür. Dört yıllık İlkokuldan sonra başlayan İmam Hatip Orta Okulları, dört yıl sonrasında başlayan üstelik erkek ve kız olarak ikiye ayrılan İmam Hatip liseleri ile 1950 lerde hayal ettikleri  “dindar ve kindar nesiller” yetiştirilmektedir.

TC Anayasasının 42.maddesi: “Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve devrimleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.” Demektedir; ama bir kararnameyle Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat yasası değiştirilmiş, “Atatürk ilke ve devrimleri ile cumhuriyetin temel değerlerine bağlı öğrenciler yetiştirmek” Bakanlığın görev tanımından çıkarılmıştır.

Gazete haberlerine göre: Orta Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde, bilimsel ve laik eğitimi bitirecek köktenci değişikliklere devam edildiği görülmektedir. Tüm orta eğitim kurumlarına “ibadethane” zorunluluğu getirilmiştir. Bundan böyle camiyle okul arasında bir fark da kalmayacak demektir. Tek eksik okullara dikilecek birer minarede. Bakan şimdilik: “Mescit açılacak ama ibadet etmek zorunlu değil” diyor. Din dersleri zorunlu seçmeli (!) ders haline getirildiğine göre bu eksiğin de giderileceğine şüphe yok.
Buna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin itirazı var.  “Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesini ihlal etmiştir” dese de uygulamada değişen bir şey yok. “Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş(TEOG)” sınavlarında okul tercihi yapmayan öğrenciler ise İmam Hatip Okullarına yerleştirilmektedir. Böylece hem genel liseden din öğretimine dönüştürülen okul sayısı hem de öğrenci sayısı artamaya devam etmektedir.

 

Anayasa’nın 42. maddesi: “(Türkiye’deki) Eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk Vatandaşlarına Türkçe’den başka hiçbir dil “ana dil” olarak okutulamaz ve öğretilemez.” demektedir. Ama gelin görün ki, Bölücü terör örgütü Diyarbakır’ın Bağlar, Şırnak’ın Cizre ve Hakkâri’nin Yüksekova ilçelerinde Kürtçe eğitim verecek üç okul açmış. Okullar öğrenci ve öğretmenleriyle eğitim ve öğretim yılına başlamış. Yapılan açıklamalarda: “Kürt halkının dil, kültür ve kimlik mücadelesi 1925 Şeyh Sait isyanıyla başlamıştır. Kürt Sorunu, dil ve eğitim sorunudur. Ana dilde eğitim istiyoruz” deniliyor. (Basın)

Bölücü terör örgütü bir yandan Okul açıyor, bir yandan da bölgedeki Devlet Okullarını yakıp yıkmaya kalkışıyor ve bunun karşısında Açılım/Çözüm süreci içerisinde bocalayan siyasal iktidar çaresiz suskunluğunu sürdürüyor…

Geçen eğitim ve öğretim yılında bu hal ve gidişten Fethiye de nasibini aldı. Fethiye’nin ortalık yerindeki Lise, sessiz ve tepkisiz, başka bir yerleşkeye taşınıverdi. Neredeyse simge olmuş Lise binası ise Fethiye Kız İmam Hatip Lisesi’ne dönüştürüldü.

Yıllar önce olacakları öngören Ahmet Taner Kışlalı: “Milli Eğitim Bakanlığı mı, yoksa İhanet Eğitimi Bakanlığı mı?” diye sormuş, ama yanıt alamamıştı. Şimdi de biz soralım:

Gidişat Teokratik-Federal Devlete doğru mu?

____________

* ADD BDK Üyesi

 

 

Top