Dünyadan Türkiye Ekonomisinin Görünümü

 

Bu haftaki yazımızda ‘yabancılar’ bizi nasıl görüyor” konusunu işleyeceğiz. Birbirini tamamlayan iki çalışmayı kaynak olarak kullanacağım: Birincisi Korkut BoratavHoca’nın yeni kitabı: Dünyadan Türkiye’ye, İktisattan Siyasete (Yordam Kitap); diğeri OECD’nin Ekonomik Görünüm (Nisan 2015) Raporu’nun dünya ekonomisi ve Türkiye’ye ilişkin uzun dönemli projeksiyonları.
Önce OECD Raporu’ndan başlayalım. OECD, (IMF ve Dünya Bankası gibi diğer Vaşington Uzlaşısı kurumlarıyla birlikte) dünya ekonomisinin 21. yüzyılda giderek yavaşlayacağını ve durgunluğa sürükleneceğini öngörmekte. OECD’nin bu“kötümser” öngörüsü başlıca üç nedene bağlanmakta: (1) Nüfusun yaşlanması sonucunda, üretici iş gücünün göreceli olarak azalması ve tüketim talebinin daralması. (2) Sera gazlarının etkisiyle birlikte iklim değişikliği tehdidinin gerçekleşmesi, tarımsal üretimin gerilemesi, yeni bakterilerin ve mikropların üremesi sonucunda işgücü üretkenliğinin gerilemesi. (3) 21. yüzyıl kapitalizminin yarattığı gelir eşitsizliği sonucunda sosyal sınıfların giderek kutuplaşması ve yoğunlaşan sosyal dışlanma sonucunda artan sosyal gerginlikler ve toplumsal şiddetin yol açtığı üretim kayıpları…
Liste, kuşkusuz daha uzatılabilir. Ama OECD’nin öngörülerinin grafiksel dökümü artık 20. yüzyılın geleneksel “hızlı büyüme” hızlarının söz konusu olamayacağını ve 21. yüzyılın ikinci yarısının durgunluk içinde geçeceğini belgelemekte. “Genç”Türkiye de bu süreçlerden fazlasıyla etkilenecek görünümde. Öyle ki, 2015 sonrasında büyüme hızlarının ortalama yüzde 4’lerden yüzde 3’e ve 2050’ye doğru yüzde 2’nin altına düşeceğini tahmin eden OECD uzmanları, 2060’a ulaşıldığında artık gerek küresel ekonominin gerekse Türkiye’nin düşük büyüme (durgunluk) eşiğinde birbirine yakınsayacağını vurguluyor. Söz konusu büyüme patikası aşağıdaki Şekil’de çizilmekte.

[Haber görseli]

Buna ek olarak eğitimli işgücünün (beşeri sermayenin) trend büyüme oranlarına katkısının dünya genelinde durağanlaşacağı; ancak Türkiye’nin bu olumsuz süreçten etkilenecek ülkelerin başında geleceğinin beklendiği kaydedilmiş. Rapor, Türkiye için acil olarak bir eğitim reformunun gerekliliğine vurgu yapmakta.

***

Korkut Hoca ise yazımızın başlığının esinlendiği yeni kitabında son dönem yazılarını ve söyleşilerini dört ana başlık altında toplamış: “Memleketin Haline Bakarken”; “Türkiye Ekonomisi”; “Dünya Ekonomisi” ve “Marksist İktisat.” Her zaman güncelliğini koruyan, akıcı üslubuyla Korkut Hoca bizlere şu gerçekleri hatırlatıyor:
“Emperyalizm, kapitalizmin bir dünya sistemine dönüşmesinin son adımıdır.Kapitalizme özgü sömürü ilişkileri, ilave asimetrik öğelerle de beslenerek tümdünyaya yayılır; ülkeler arası boyutlar kazanır. Uluslararası ticarette dev ticaretsermayesi ile çok sayıda üretici karşı karşıya gelir; ticaret yoluyla sömürü söz konusu olur. Sermaye ihracı sömürü yaratır, kâr ve faiz akımlarına dönüşür. Hem metropol hem de çevre toplumlarında önemli yapısal yansımalara yol açar; sisteminbünyesinde eşitsiz gelişime, ana kutuplar arasında asimetrik ilişkilere, yapısal bağımlılığa yol açar.” (sf. 298).
Uluslararası iş bölümünün ucuz ithalat ve ucuz işgücü deposu Türkiye, bu yapısal bağımlılık ve asimetrik ilişkiler yumağına “Yurtta savaş, cihanda savaş”konjonktüründe giriyor.

Kaynak Cumhuriyet Gazetesi

Top