Davutoğlu Kıbrıs’a Neden Gitti?

Başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu, ilk resmi ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yaptığını söyledi. Bunu söyleyen Davutoğlu daha bir gün önce AB zirvesi için Belçika’nın Başkenti Brüksel’e gitmiş ve müjdelerle (!) dönmüştü.

AB zirvesinin önceden programlandığını kabul etsek bile, Türkiye bu kadar büyük krizler yaşarken (düşürülen Rus uçağı, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve 2 polisimizin katledilmesi, Rusya’nın ekonomik engellerinin adım adım ilerlemesi vb.) Başbakan’ın ayağının tozu ile Kıbrıs’a gitmesi ne anlama geliyor?

Dasvutoğlu, AB zirvesinden döndükten sonra yandaş basın tam bir zafer havası estirdi. Üç beş kuruş sadaka karşılığında emperyalizm ile işbirliği yaparak yurtlarını terke mecbur bıraktığımız Suriyeli mültecilere resmen kucak açacaktık. İşsizliğin en üst noktaya ulaştığı bu dönemde tam da asgari ücret tartışmaları yaşanırken 3 milyon Suriyeliyi kabul etmeyi Türk halkına yutturmanın ambalajı Türk vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz gidebilmeleri oldu. Halkımız da bu masalı yuttu (!). Biz bu masalları çok dinledik. İyi de AB zirvesinde Türkiye ne gibi yeni ev ödevleri ile karşı karşıya kaldı da Davutoğlu ayağının tozu ile KKTC’ye koştu?

Davutoğlu’nun KKTC ziyareti sırasında satır aralarına sıkıştırdığı sözlerde AB’nin verdiği ev ödevinin ip uçları görünüyor. Davutoğlu Kıbrıslı Türklere ne kadar önem verdiğini ve onları ne kadar çok sevdiğini anlatmak için ilk yurtdışı ziyaretini KKTC’ye yaptığını (!) söylüyor. İlk olarak da vaktiyle arkadan vurdukları Rauf Denktaş’ın ve Fazıl Küçük’ün mezarı ile Boğaz Şehitliğini ziyaret ediyor. Gazetelerin yazdığına bakılırsa buralarda duygulu anlar yaşanıyor. Davutoğlu’nun gözleri yaşarıyor. Daha sonraki gelişmelerde ise bakla ağızdan çıkıyor.

 

“AB’ye adımı Kıbrıs’ta atabiliriz”

Davutoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile yaptığı ortak basın toplantısında özetle şunları söylüyor:

“2004’te Annan Planı’nda olduğu gibi kalıcı, adil, barışçıl çözüm için her türlü katkıyı vermeye hazırız. AB üyeliği bir ülkenin birliğe katılması değil aynı zamanda bir kıtanın geleceği, daha geniş anlamda da küresel barış, dinler, kültürler arası barış anlamında da çok büyük bir yeni adım niteliği taşıyacaktır. Bu adımı önce Kıbrıs’ta atabiliriz.”

Buradaki anahtar cümle “bu adımı önce Kıbrıs’ta atabiliriz”. Diğer sözcükler ise 2004 Annan planının “adil” ve “barışçıl” olduğu yutturmacası.

Türkiye bu “adil” ve “barışçıl” yöntemlerle daha 1919 yılında Avrupalı olmuş, Avrupa Polatlı’ya kadar gelmişti(!).

Önümüzdeki günlerde Kıbrıs’la ilgili çok daha önemli gelişmelere tanık olacağız.

Lütfü KIRAYOĞLU
ADD GYK ÜYESİ

02.12.2015

 

Top