D. Ali Ercan: Lozan Antlaşmasının 93. üncü Yıl dönümündeyiz…  Türk Milletine Kutlu olsun !

Sevr’de Türklere bırakılan Toprakların Lozan’da 4 katını alan Mustafa Kemal’e  ne kadar minnet duysak azdır. 

1300 yılında kurulmuş ve 1500 lerde gücünün doruğuna ulaşmış olan Osmanlı Devleti Dünyadaki, bilimsel teknolojik gelişmeleri takip edememiş, Aydınlanma sürecini kavrayamamış, Endüstri devrimini ıskalamış ve doğal olarak eski usul ‘at üstünde Kılıçla’ fethettiği 2 milyon km karelik İmparatorluk topraklarını, Avrupa’nın gelişen silah teknolojisi karşısında dize gelerek, çok kısa sürede (1774-1920) kaybetmiş, Ve Tarih sahnesinden silinmişti. Geride sadece ‘harap ve bitap’ düşmüş bir Anadolu kalmıştı. Ve Türkün son Yurdu olan bu topraklar da elden çıkmak üzereydi.

Mustafa Kemal’in önderliğinde, Emperyalist Ülkelere ve onların desteği ile Anadoluyu işgale kalkışan Grek Ordularına karşı yürütülen ve Dumlupınar Zaferi (30.Ağustos.1922) ile taçlanan Türk İstiklal savaşı Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsuna çıkışından, İzmir’in kurtuluşuna kadar (19.Mayıs.1919 – 9.Eylül.1922 arasında) tam 1210 gün sürdü. 1210 uzun gün ! İnönü, Sakarya ve Dumlupınar’da ~10 bin askerimiz Türk Ulusunun Bağımsızlığı ve Türk Yurdunun Kurtuluşu uğruna öldü; on binlercesi de yaralandı, sakat kaldı. Sonuçta bu onurlu direnişle bu gün üzerinde Özgür yaşadığımız topraklarımızı geri kazandık.

Savaş sonrası Ülke sınırlarını ve Ulusal bağımsızlığımızı tescil için, 20.Kasım.1922 tarihinde İsviçre’nin Lausanne Kentinde düzenlenen Barış Konferansına katıldık. 38 kişilik Türk heyetinin (3 delege+35 diğer personel) başında İsmet Paşa bulunuyordu. Masanın karşısında Birinci Dünya Savaşı galip Devletlerinin, Britanya (İngiltere), Fransa, İtalya ve eski Osmanlı İmparatorluk toprakları üzerinde kurulmuş yeni Devletlerin (Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan ve Yunanistan) temsilcileri bulunuyordu… Ayrıca Belçika, Portekiz, Japonya ve ABD gözlemci olarak katılmışlardı. Saltanat 1.Kasım.1922 de kaldırılmış ve böylece Barış konferansında Türk tezini sıkıntıya sokabilecek ‘Osmanlı’nın temsili engellenmiş olduğundan, Türkiyeyi sadece TBMM temsil ediyordu…

 

Lozan kazanımları

image

Görüşmeler çok çetin geçiyor, Türk tarafının istekleri (Misak-ı Milli) kabul görmüyor, Çanakkale’deki kuyruk acısıyla, Sevr mantığından ödün verilmiyordu. Barış görüşmeleri bir sonuca bağlanamadan 4.Şubat.1923 te dağıldı, herkes evine döndü. Bu belirsizlikten ve yeni bir savaş tehlikesinden kurtulmamızı Sovyetler Birliğine (Rusya) borçluyuz.  Vladimir İlyiç Lenin “Lausanne’da barış sağlanamaz Avrupa’da savaş yeniden başlarsa Sovyetler Birliği Türkiye’nin yanında yer alır” deyince Barış Konferansı 23.Nisan 1923 te kaldığı yerden devam etti. Türk tezi (Musul ve Adalar haricinde) çok büyük ölçüde kabul edildi… ve  23.Temmuz.1923 te  143 maddelik bir Barış antlaşması imzalandı. Böylece Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dünyadaki onurlu yerini almış oldu. (5.Haziran.1926 Ankara antlaşması ile Türk-Irak sınır meselesi, 20.Temmuz.1936 Montreux antlaşması ile Boğazlar meselesi halledilmiş, Hatay 23.Temmuz.1939 da Türkiye’ye katılmıştır.)

Ve… Küçüklerin büyük hayalleri

Lozan’ın anlam ve önemini kavrayabilmek için Osmanlı Devletine dayatılan Sevr Antlaşmasının anatomisini iyi bilmek gerekir. Sevr haritası, aslında bin yıllık bir hayalin gerçekleştirilmesi, bin yıllık bir hesaplaşmanın, Türkleri Avrupa’dan ve hatta Anadolu’dan söküp atmanın diplomatik adı olarak ilk defa 1815 te Viyana kongresinde (Rusya, Almanya, İngiltere) dile getirilmiş “Şark meselesi” nin çözüm planıdır.

Üç hayali Ülke arasındaki küçük bölge (Tuz gölü ve çevresi) Sevr’de Türklere bırakılan bölgedir yaklaşık.

image (1)

Bilindiği gibi Osmanlı topraklarının kadim halkları arasında Grekler, Ermeniler ve Yahudiler  özel bir konuma sahiptirler. Bu gün bu 3 küçük Ülkede yaşayan 3 Millet geçmiş abartılı tarihlerinin özlemiyle Anadoluyu hayallerinde öylesine sahiplenirler ki, Türkler için ancak Sevr haritasında gösterildiği gibi, Orta Anadolu’da Tuz gölü çevresindeki bozkır alan kalır. (bkz. hayali Arz-ı Mev’ud, Hayastan ve Ellas haritası)

1990 da Sovyetler birliğinden ayrılan Ermenistan (kendi dillerinde Հայաստանի Hayastan) 30 bin km2 lik topraklar üzerinde 3 Milyon insanın yaşadığı bir Ülkedir. Ancak  Ermenistan dışında ağırlıklı olarak Arjantin, Rusya, Fransa ve ABD de yaşayan (Diyaspora) 6 milyon Ermeni vardır. Hint-Avrupa Dil ailesinden olan Ermenice (ve Kürtçe) İran Dil Grubunda olup kendine özgü bir alfabesi vardır. Ermeniler kendilerini,  efsanedeki büyük Tufan sonrası Ararat Dağına oturmuş gemiden inen Nuh Peygamberin ardılları olarak görürler ve bu nedenle Ağrı Dağını kutsal sayarlar. Klikyaya (Adana-Mersin) kadar uzanan Doğu Anadolu’ya (Batı Ermenistan) diyerek büyük Ermenistan hayalini yaşatırlar. Ermenistan’da fert başına ortalama gelir yaklaşık 4 bin dolar kadardır.

1832 de Osmanlı egemenliğinden koparak ayrı bir Devlet olan Yunanistan’ın (kendi dillerinde Ελλάδα Ellada’nın) nüfusu 11 milyon kadardır.  Ege denizindeki yüzlerce adanın hemen tamamına sahip Yunanistan’ın toplam alanı 132 bin km2 dir. Kendisini İstanbul merkezli eski Bizans İmparatorluğunun tarihi ve kültürel varisi olarak gören Yunanistan Ermenistan ile de çok yakın kültürel işbirliği içerisindedir.  Ermeniler gibi Yunanların da kendilerine özgü alfabeleri vardır. 24 harflik Grek alfabesi Bütün Dünyada Bilim ve teknolojideki simgeler için kullanılır. Yunanistan Avrupa Birliği üyesidir ve Avrupa Ülkelerinden hemen her alanda büyük destek görmektedir.  Birinci Dünya Savaşı sonrası Yunanistan’dan ve Anadolu’dan Dünyanın dört bir yanına göç etmiş Greklerin (Omogeniya)  toplam nüfusu 3 milyon kadardır ve bunların yarısına yakını (1,3 milyon) ABD de yaşıyor.  Yunanistan’da fert başına gelir yaklaşık 20 bin dolardır. Not.Türkçe’de kullandığımız Yunan kelimesi 2500 yıl önceleri Batı Anadolu’da (İzmir-Aydın-Manisa yöresinde) kurulmuş olan İyonya‘dan gelir; iyonya-lı anlamındaki iyonyan  zamanla yonan ->yunan olmuştur.

Dünyanın birçok Ülkesinden toparlanan Yahudilerin göç ederek (Exodus) 1949 da kurdukları İsrail (kendi dillerinde  יִשְׂרָאֵל  Yisra’el)  ise  6 milyonu Yahudi olmak üzere toplam 8,5 milyon nüfusun yaşadığı 21 bin km2 lik küçük bir Ülkedir. Tevrat Şeriatı’nın geçerli olduğu bir tür parlamenter demokrasiyle yönetilen bir Ülke. Dünyada toplam 14 milyon kadar Yahudi var ve bunların yarısına yakını (5,3 milyon) ABD de yaşıyor. İsrail bayrağındaki iki mavi çizgi Fırat ve Nil Irmaklarını simgeler. Çünkü bu iki Irmak arası bölge, kendi inanışlarına göre, Tanrının İsrail oğullarına vadettiği topraklardır (Arz-ı Mev’ud) Ortada iç içe geçmiş iki Delta harfi  Δ  ile gösterilen yıldız, DavuD Peygamberin adının baş ve son harfleridir. Savunma teknolojisi üretiminde Dünyada ilk sıralarda olan İsrail’de Fert başına ortalama gelir 35 bin dolardır. Nükleer bir güç olan İsrail Silahlı Kuvvetleri Dünya’da ilk 10 içerisinde sayılıyor.

***

Kısa bilgilerle tanıtmaya çalıştığım bu üç küçük Ülkenin ortak yanı Dünyanın süper gücü ABD de yerleşik çok etkin lobby faaliyetlerinin bulunuşudur. ABD de yaşayan diyaspora/omogenia mensupları Finans, Medya, Sanayi, Enerji… alanlarında  çok etkililer. Ve bunlar maalesef bitmek tükenmek bilmeyen bir nefretle,  Türkiye’ye karşı tüm olumsuz yaptırımların senaristleri veya rejisörleri veya uygulayıcıları olarak çalışırlar. ABD Hükümetini, ABD siyasetini Türkiye aleyhine yönlendirmeye çalışırlar. Nitekim ABD nin 40 tan fazla eyaletinde Ermeni soykırımı tanınmıştır.  Türkiyeyi üç yönden makasa almış olan bu üç küçük Ülke  kendi çocuklarına büyük milli ideallerini (büyük hayallerini) öğretir; biz de ise bu konularda maalesef hiç bir şey öğretilmez. (Başlangıçta sadece Rum-Ermeni ikilisi vardı, AKP iktidarından sonra İsrail de onlara katıldı)

Elbette Doğrudan gençliğin beynine hamaset edebiyatı ile karışık “Yunan-Ermeni-Yahudi düşmanlığı işlensin” demiyorum; bu çok basit, ilkel ve gayri insani bir yaklaşım olurdu. Öte yandan, Dünya gerçeklerinin farkında, bilinçli bir Gençlik yetiştiremediğimiz için küçüklerin elinde oyuncak olduk, oluyoruz. Bunu da bilelim…

 

Top